BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / KORONA GÜNLÜĞÜ 23 AĞUSTOS

KORONA GÜNLÜĞÜ 23 AĞUSTOS

GÜNDEM

  • İstanbul Sözleşmesi’ni gündeminden düşürmeyen AKP, sözleşmeden çıkmayalım diyenlerin oranı %65 olmasına rağmen, çıkalım diyenler %25 için 4. ve 6.  maddelerde değişiklik yapmayı planlıyor. Tartışmalara neden olan maddeler “Temel haklar, eşitlik ve ayrımcılık yapılmaması” konusunu düzenleyen 4’ncü maddede yer alan “cinsel yönelim” ve “toplumsal cinsiyet kimliği” ve 6. maddede yer alan “Toplumsal cinsiyet konusunda hassasiyet gerektiren politikaların” bölümlerinin, uluslararası evrensel ilkeler yerine ‘homofobik’ hassasiyetlere göre yazılması düşünülüyor.
  • Yazılım ve bilişim şirketi Microsoft, çeviri dilleri arasına Kürtçe’nin Kurmanci ve Sorani lehçelerini ekledi.
  •  Özel Maya okullarının sahibi, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ,2002’de 10 bin liraya kurduğu okulları bakan olduktan sonra 10 milyon lira sermayesini arttırdı. Pandemi nedeniyle eğitim-öğretim yılının nasıl geçeceği belirsizliğini korurken öğretmen ve okul yöneticileri 24 Ağustos’ta son hazırlıklar için okullarında olacaklar. Ziya Selçuk’un karnesi patronluktan ‘pekiyi’, bakanlıktan ‘sınıfta kaldı’.
  • Almanya’nın geliştirdiği ‘corona’ aşısında deneylerin bir ayağı da Türkiye’de yapılacak.
  • Temaslılara ve yüksek risk grubu sağlık çalışanlarına test yapılmazken, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel MüdürüTemel Kotil,  düzenli test yaptıran zümreye ait olduğunu ‘pozitif’ olduğunu paylaşarak beyan etmiş oldu. Gelen eleştiriler üzerine Kotil ‘sık seyahat zorunluluğu ve doktor talebi ile’ test yaptırdığını açıkladı.
  • Pandemide şeffaflık, dayanışma ve toplum katılımını hiçe sayan devlet, kontrolü kaybetmiş durumda, ‘İhbarcı, ajan vatandaş’ oluşturarak güvenlik politikalarını devreye soktu.  İçişleri Bakanlığı, İl Sağlık Denetim Merkezi’ne (İSDEM) gelen ihbarlar ve yapılan denetimlere göre, bir günde bin 159 ihbar gelirken, bir gün içerisinde İl/İlçe Salgın Denetim Merkezlerince İSDEM yazılımı üzerinden gerçekleştirilen denetim (ihbar üzerinden veya resen) sayısı da 5 bin 243 oldu. Yurttaşlar, karşılaştıkları Covid-19 tedbirlerine aykırı durum veya davranışları, Hayat Eve Sığar (HES) uygulaması üzerinden bildirerek, 112, 155, 156 çağrı numaralarını arayarak veya valilik/kaymakamlıkça belirlenen ihbar hatlarını kullanarak il/ilçe salgın denetim merkezlerine anında iletiyor. İçişleri Bakanlığı’nca daha önce Kırıkkale’de pilot uygulama olarak devreye alınan İl Salgın Denetim Merkezi uygulaması ülke genelinde yaygınlaştırılarak dün itibariyle tüm il/ilçe salgın denetim merkezlerinin kurulumuyapıldı.
  • Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül: “Bir baba olarak, bir vatandaş ve eş olarak şunu söylemek isterim ki kadın cinayetleri bir terör eylemidir… “Kadına yönelik şiddete asla ama asla hiçbir toleransın gösterilmemesi gerekmektedir.’’ Kadınlar yaşam hakları için her gün sokaklarda, meydanlardayken onları yerlerde sürükleyen, gırtlağına yapışan, işkence ile gözaltına alan, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi düşünen AKP’nin bakanları, kadınların bu sözlere inanmasını mı bekliyorlar. 
  • Ankara’da 9 gün  gözaltına alınan Yüksel eylemcilerinden 6 kişi “örgüt üyesi” denilerek tutuklandı.
  • Rojava’nın gaspedilen zeytinlikleri yerli üreticiyi etkileyince ırkçıları rahatsız etmeye başladı. MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, Efrin’den getirilen zeytinyağlarının iç piyasaya sokulduğunu ve yerli zeytin üreticisinin mağdur olduğunu söyledi.
  • Güvenlik politikalarına tam gaz devam, Takviye Hazır Polis Kuvvet Birimi İstanbul’da da kurulacak. Emniyet Müdürlüğü, bu takviyenin nedenini her türlü toplumsal etkinliklerde alınacak önlemlere yardımcı olunması, kentsel arama ve kurtarma konularında profesyonelleşmiş uzman personel ile hizmette etkinlik ve verimliliğin artırılması, personelin sevklerinde ekonomik yönden tasarruf edilmesi sağlama olduğunu açıkladı. Yönetememe krizi derinleştikçe takviye önlem planları devreye girmiş görünüyor. 
  • Ulus devlet, kapitalizm ve militarizmde etik yoktur. İran üzerinden Türkiye’ye giriş  yapan Afgan mülteciler,  Ankara’ya gitmek için minibüsle yola çıktılar, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde boş bir araziye bırakıldılar.
  • Covid-19 salgınıyla ekonomik durgunluk en çok esnafı vuruyor. Ekonomik krizin en derin hissedildiği kentlerin başında yer alan Hakkari’de, pandemi süreciyle birlikte kriz daha da ağırlaştı. Ülke ortalamasına göre en yüksek işsizliğin yaşandığı kentte, genç işsizler ise her geçen gün daha da artıyor.Esnaf kirasını ödeyebilmek için kredi çekiyor.
  • Mevsimlik tarım işçiler güvencesiz ve ölümüne koşullarda çalıştırılmaya devam ediyorlar. Fatsa ilçesinde yağış nedeniyle mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırları su bastı, çadırlar yıkıldı, eşyalarını su götürdü.
  • Özgürleştirilmiş mekan olan Yunanistan’da Terra Incognita işgal evi, polis tarafından boşaltıldı. Terra Incognita aktivistleri, bir bildiri yayınlayarak uluslararası dayanışma çağrısı yaptı.
  • Irak’ın Federe Kürdistan Bölgesi’nde halk ,bölge hükümetinin Türkiye’nin saldırılarına sessiz kalınması, ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle maaşların ödenememesi ve sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle sokaktaydı.Süleymani, Halepçe ve Hewler, Kelar, Ranya ve Şeladizê kentlerinde sokağa çıkan halk, tepkilerini gösterip hükümeti istifaya davet etti.

MEVCUT DURUM – SALGININ KONTROLÜ – SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI

  • Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 12 yaş ve üzeri çocukların, yaşadıkları ülke veya bölgede yetişkinlere yönelik uygulama doğrultusunda maske takması tavsiyesinde bulundu. DSÖ’nün web sayfasında çocuklara yönelik tavsiyeler üç gruba ayrılıyor:
  • 12 yaş ve üzeri çocuklar, özellikle bulundukları bölgede yaygın bulaşma söz konusu ise ve en az bir metrelik mesafe kuralı garanti edilemiyorsa yetişkinler gibi maske takmalı.
  • 6-11 yaş arası çocuklarda, bulaşmanın ne kadar yaygın olduğu ve çocuğun yaşlılar gibi yüksek riskli kişilerle ne kadar temasta olduğu dikkate alınarak karar verilmeli; çocukların maskeleri güvenle takıp ve çıkarmaları yetişkinlerin gözetiminde olmalı.
  • 5 yaş altı çocuklar normal koşullarda maske takmamalı
  • DSÖ öğretmenlere yönelik olarak da “Yaygın bulaşmanın olduğu bölgelerde, 60 yaş altında olup sağlık sorunu olmayan tüm yetişkinler, en az bir metre mesafe kuralının garantili olmadığı durumlarda kumaş maske takmalı” tavsiyesinde bulunuyor: Özellikle çocuklarla çalışan yetişkinler için bunun önemli olduğu belirtilerek, 60 yaş ve üstü kişilerin veya sağlık sorunları olanların da tıbbi maske takmaları öneriliyor.
  • Dünya genelinde toplam vaka sayısı 23 milyon 370 bini geçti. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 808 bin sınırında. 
  • Toplam vaka sayısında Latin Amerika ülkeleri, Güney Afrika ve İran salgının erken pik yaptığı Avrupa ülkelerini solladı. Toplam vaka sayısında İspanya 9., İngiltere 12. sırada yer alıyor. Diğer Avrupa ülkeleri daha alt sıralara düştü.
  • Hindistan’da Covid-19 tırmanmaya devam ediyor. Son 24 saatte 70 bin üzerinde yeni vaka bildirimi ile toplam vaka sayısı 3 milyonun üzerine çıktı. Hindistan’da toplam can kaybı sayısı ise 56 bin 846.
  • Yeni vaka sayısındaki yüksek hız devam ediyor. Son 24 saatte yeni vaka sayısı 261 bini geçti. Pandeminin yerleştiği coğrafyada çok büyük değişiklik yok. Hindistan, Brezilya, ABD, Kolombiya ve Peru yeni vaka bildiriminde ilk beşi oluşturuyor. 
  • Resmi istatistiklere göre Türkiye’de son 24 saatte 1,309 kişi Covid-19’a yakalandı, 22 kişi hayatını kaybetti. Aktif hasta sayısı 14 bin 560’a ve ağır hasta sayısı 762 kişiye (%5.5) yükseldi. Hala dünya ortalamasının 5.5 katı daha fazla ağır hastaya sahip olduğumuzu ne yazık ki tekrarlıyoruz. Test sayısı yükselmeye devam ediyor, son 24 saatte test sayısı 93 bini geçti. 
  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şu yorumu yaptı: “Tanı konan hasta sayısı, uzun süredir, iyileşenlerden fazla. Kurallara uyulmaması; hastalığa yakalanma, hastalığı bulaştırma, birinin ağır hastalığına yol açma, sağlık hizmetlerinde yoğunluğa neden olma sebebi. Tedbir alalım. Yenilen virüs olacak.’’ 
  • Şırnak’ın Silopi ilçesinde son günlerde Corona virüsü vakalarında artış yaşanıyor. 17 Ağustos’tan bu yana yedi kişinin yaşamını yitirdiği Silopi’de Denizbank ve İş Bankası, önlem için şubelerini geçici olarak kapattı.
  • Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde Covid-19 sebebiyle takibe alınan personel sayısı 235’e çıktı. 
  • Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, son dönemde gerçekleşen vaka artışlarının ikinci dalga olmadığını çünkü Türkiye’nin hala birinci dalganın içerisinde olduğunu ifade etti. “Türkiye’de biz aslında birinci dalgayı bitiremedik. Çünkü hiçbir zaman vaka sayılarımız 500’ün altını görmedi, iki basamaklı sayılara ulaşamadık. Hep yüksek kalmaya devam etti. Evet belli bir süre düştü ve biz buna çok sevindik. Ama sonrasında bizim hızlı biçimde gevşememiz ve tedbirleri unutmamız, bir anda vaka sayılarında yükseliş şeklinde kendini gösterdi.”
  • CHP Ordu Milletvekili ve İç Hastalıkları Uzmanı Mustafa Adıgüzel, “Sağlık Bakanı, her gün insanların gözüne baka baka yanıltmaktadır. Türkiye tarihinde olmamış bir şekilde yalan yanlış bilgilerle insanlar yanıltılmaktadır. Sağlık Bakanı, Doğu Karadeniz’deki 10 gün için toplam pozitif vaka sayısını 80 açıkladığı gün sadece Ordu’da yeni vaka sayısı 160 idi. Bizim sahadan aldığımız veriler, her 5 bin nüfusa karşılık bir yeni vaka olduğu doğrultusundadır. Bu şekilde Türkiye’de sadece pozitif yeni vaka günlük 12 binin üzerindedir. Sağlık Bakanı’nın açıkladığı rakamlar bunun 10’da biri. Sadece TBMM’de bile her 30 milletvekilinden biri hasta olmuş durumdadır. Benim ilimde kaymakamlar, belediye başkanları, siyasi parti il başkanları dahil hastalığa yakalanmış durumdadır. Bu kadar yaygın hastalık varken akşamları kamera karşısına geçip olağandan çok daha düşük şekilde bu rakamları açıklamak devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır.’’
  • Yoğun bakımlar doldu. Diyarbakır’da Coronavirus testi pozitif çıkan 92 yaşındaki Zeynep Teymur, ‘yoğun bakımda yer yok’ denilerek evine gönderildi.
  • Antep–Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Ayşegül Ateş Tarla, Covid-19 vaka sayılarında azalma olmamasının yanı sıra yoğun bakım servislerinin dolduğunu belirterek, bu durumun sağlık çalışanları arasında istifalara neden olduğunu ve sürecin bu şekilde devam etmesi halinde sonbahar mevsiminde sağlık sisteminin çökebileceğini söyledi. Tarla, “Temmuz ayının ortalarında bile Antep’te Covid-19 için ayrılan yataklar ve yoğun bakımlar doluluk oranını aşmıştı. Ağustos ayına gelindiğinde yatak ve yoğun bakım sayısının arttırıldığını gördük. Sahadaki hekim arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde ise yoğun bakımların tekrar dolduğunu tespit ettik. Algoritmalar artık değişti, orta ve hafif vakalar evde tedavi ediliyor. Bundan dolayı da bu servislerde hızlı bir sirkülasyon mevcut. Sağlık bakanımızın vaka sayılarıyla ilgili yüzde 35 oranda düştüğü şeklinde bir açıklaması olmuştu, bu veri bizi yanıltmasın çünkü bu oran algoritmanın verdiği bir sonuçtu. O hastalar evlerine gönderildiler ve buna rağmen hastaneler şu anda doluluk oranında yüksek seyrediyor. Gaziantep özelinde de bakıldığında Nisan ve Mart aylarında hastanelerimiz yüzde 30 doluluk oranında çalışıyordu. O tarihlere kadar salgını tam anlamıyla hissettiğimiz söylenemezdi. Ancak haziran ayındaki normalleşmeyle birlikte yüksek sayılarla salgın sürecine girdik. Gaziantep’teki organize sanayi bölgesiyle ilgili biz kesin bir bilgiye sahip değiliz ama sahadaki yaptığımız araştırmalarda çoğu fabrikanın pandemi kurallarına göre çalışmadığı ve pozitif işçinin yeterli izolasyonunun yapılmadığı konusunda bize bilgiler geliyor. Bu şekilde devam ettiği için Gaziantep’teki vaka sayısının düşmesi ne yazık ki mümkün olamamaktadır’’ dedi.
  • Dünya çapında Covid-19 salgını ile mücadelede en başarılı ülkelerden biri olarak örnek gösterilen Güney Kore’de hükümet, koronavirüs vaka sayısının yeniden artması üzerine sokağa çıkma kısıtlamalarını başkent Seul’le sınırlamayıp tüm ülkede uygulamayı kararlaştırdı. Ülkede günlük koronavirüs vaka sayıları dokuz gündür 300’ün üzerinde.
  • Almanya’da son 24 saatte 2 bin 34 koronavirüs vakası tespit edildi. Son 24 saatte gerçekleşen günlük vaka artışı 25 Nisan’dan (2055) sonra kayıtlara geçen en yüksek sayı oldu. Almanya’da temmuz ayı ortasından önce 250-500 düzeyinde seyreden günlük Covid-19 vaka sayıları temmuz ayı sonuna doğru yükselişe geçti ve ağustosta yeniden 1000’nin üzerinde görülmeye başladı.
  • Çin’in başkenti Pekin’de maske takma zorunluğunu kaldırdı. 13 gün üst üste Covid-19 vakası kaydedilmeyen Pekin’de virüse karşı alınan tedbirler biraz daha gevşetildi. Karara rağmen kentteki büyük çoğunluğun maske takmaya devam ettiği belirtildi.
  • UEFA Şampiyonlar Ligi 2020-21 sezonu 1. eleme turunda Faroe Adaları’ndan Kİ Klaksvik ile Slovakya ekibi Slovan Bratislava arasındaki maç, korona virüsü (Covid-19) vakaları nedeniyle iptal edildi. Maç iptal edilirken, turu geçen taraf, UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu’nun yapacağı toplantının ardından belli olacak. UEFA Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda Kosova’nın Drita ile Kuzey İrlanda temsilcisi Linfield arasındaki karşılaşma da Drita’nın iki futbolcusunda Covid-19 tespit edilmesi nedeniyle iptal edilmiş ve Kosova temsilcisi hükmen mağlup sayılarak elenmişti.
  • Geçtiğimiz günlerde Çin’de, Güney Amerika’dan gelen donmuş karides ve tavuk kanatlarında koronavirüs izleri bulunduğu belirtildi. Bu durum, koronavirüsün yiyecek ambalajlarından bulaşıp bulaşmadığı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Teorik olarak, ambalaj malzemelerinden Covid-19 bulaşması ihtimali bulunuyor. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalar, virüsün çoğunlukla karton ve bazı plastik türlerinde günler değilse bile, saatlerce yaşayabildiğini gösterdi. Dahası, virüs çoğu yiyeceğin taşındığı düşük sıcaklıklarda daha çok yaşama şansına sahip. Ancak bazı uzmanlar, bu sonuçların laboratuvar ortamı dışında da geçerli olup olamayacağını sorguluyor. Leicester Üniversitesi’nde solunum bilimleri uzmanı Dr. Julian Tang, dış dünyada çevre koşullarının hızla değiştiğini, bunun da virüsün bu kadar uzun süre canlı kalamaması anlamına geldiğini söyledi. Rutgers Üniversitesi’nden mikrobiyoloji profesörü Emanuel Goldman da, laboratuar çalışmalarında 10 milyon virüs parçacığı bulunan örneklerin kullanıldığını, örneğin bir yüzeye hapşurulan damlacıklardaysa, 100 dolayında virüs partikülü olduğunu belirtti. Goldman geçen ay Lancet dergisinde yayımlanan makalesinde “Bana göre, yaşam formu olmayan yüzeylerden bulaşma ihtimali çok düşük. Ve bu da sadece enfekte bir insanın yüzeye öksürmesi ya da hapşırmasıyla ve bir başkasının o yüzeye kısa süre sonra (bir ya da iki saat sonra) dokunmasıyla olabilir” diye yazdı.

TOPLUMSAL MÜCADELE-SAĞLIK MUHALEFETİ

  • Ankara Tabip Odası, Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular, İnsan Hakları Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, ölüm orucunun 234.gününde olan Ebru Timtikve 203. Gününde olan Aytaç Ünsal için Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundular. Her dakikanın önemli olduğu belirtilen açıklamada, “Geri dönüşü olmayan sağlık sorunları yaşamamaları için geçen her saniyenin önemi ortadadır. Nitekim Adli Tıp Kurumu da durumun ciddiyetini ortaya koymuş, cezaevinde kalmalarının yaşamsal açıdan risk oluşturduğuna dair rapor düzenlenmiştir. Bu tıbbi gerçekliğe rağmen adli merciler tarafından insan hakları hiçe sayılarak tahliyeleri gerçekleştirilmemiştir” denildi.
  • TTB Merkez Konsey Başkanı Sinan Adıyaman “Türkiye Kovid-19 mücadelesini bırakmış durumda” diye niteledi. Salgının ilk ortaya çıktığı zamanlarda iktidarın ‘Hayat eve sığar’ kampanyası yaptığını şimdi ise kredi vererek vatandaşı tatile çıkmaya teşvik ettiğini söyleyerek “Sonra da fiziki mesafe uyarıları yapılıyor. İktidar salgınla mücadeleyi tamamen bireylerin inisiyatifine bırakmış durumda” ifadelerini kullandı.  Aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarında ise asıl sorunun bu ürünlere kimlerin erişeceği meselesi olduğunu dile getiren Adıyaman, “Kamu malı olması gereken bu ürünler sermaye tarafından gasbedilmektedir” 
  • Artvin SES Temsilciliği Hopa’da sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetle ilgili açıklama yaptı: “Yönetim Kurulu Üyemiz Dr. Seda Kenanoğlu’nun da aralarında olduğu iki doktor, bir hemşire ve bir güvenlik görevlisine yönelik saldırı kabul edilemez. Sağlık emekçisi arkadaşlarımız Hopa Devlet Hastanesi’nde dün gece Covid-19 polikliniğinde çalışırken, Covid pozitif olan saldırgan tarafından darp edilmiş, hakaret ve tehditlere maruz kalmışlardır. Saldırgan Covid pozitif olduğu için doktor ve güvenlik görevlisi arkadaşımız karantina altına alınmıştır. Dün alkışlayanlar bugün emeğimizin karşılığı olarak şiddete başvuruyorlar. Saldırganlara caydırıcı cezalar vermeyenler, Sağlıkta Şiddet Yasasını inatla çıkarmayanlar bu olayın gerçek failleridir. Olayın takipçisi olacağımızı, saldırganların en ağır cezayı alana kadar peşini bırakmayacağımızı tekrarlıyoruz.”
  • Munzur Gözeleri’nde yapımı devam eden peyzaj projesine tepkiler yükseliyor.Dersim’de polis ablukasına rağmen Munzur Gözeleri’nde insan zinciri oluşturuldu. İzmir’de  Dersim Dernekleri, DAD İzmir Şubesi, EGEÇEP, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Alevi Bektaşi Kültür Derneği Narlıdere Cemevi ve İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, yaptığı açıklamayla projeye tepki gösterdi.Açıklamaya HDP İzmir İl Örgütü, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ve İHD yöneticileri katıldı. Yapılmakta olan    projenin Dersim’in inancına, doğasına, sosyal ve kültürel yaşamında ağır tahribatlar oluşturacağı belirtildi. ‘Rant temelli rekreasyon projeleri, maden arama ruhsatları, çok sık yaşanan orman yangınları barajlar, av ihaleleri, sosyal hayatımıza, insanımıza dönük esrar, alkol kullanımının yaygınlaştırılması, kadın ve çocuk tecavüzleri, adli cinayetlerle hedeflenen, Dersim toplumunun düşkün hale getirilmesi, devşirilmesidir. Dersim’in düşkünleştirilmesi Kızılbaş Alevi toplumu başta olmak üzere eşitlik ve adalet temelli ortaklaştığımız ve dayanışma içinde olmaktan onur duyduğumuz Türkiye toplumlarını da düşkünleştirecek ve zayıflatacaktır.Başta Dersim toplumu ve Alevi Kızılbaş inanç mensupları olmak üzere, ülkemiz ortak değerlerine, inancına, ekolojik yaşamına saygı duyan ve sahiplenen tüm Türkiye halklarına çağrımız, itirazlarımızı ortaklaştırarak, dayanışma ile bu rantçı, tepeden inmeci, ve talancı zihniyetle mücadele edebiliriz.’
  • Hatay’ın 5 ilçesindeki 9 noktada maden arama ihalesi yapılacağı ortaya çıktı. İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara: ‘‘Hükümetin; ekonomik kalkınma modeli yerine bundan sonra meraları, ormanları, tarım arazilerini ve suyu ticarileştirdiğini aktaran Kara, ekolojik bir çöküntüyle karşı karşıya kalacaklarını dile getirdi. Bu maden aramalarıyla doğalarının tahrip edileceğini belirten Kara, bu ihalelere karşı mücadele edip, ihalelerin iptali için dava açacaklarını kaydetti. Kara, “Doğamıza sahip çıkacağız ve bu mücadeleyi burada hep birlikte yürüyeceğiz” dedi.
  • Talana sanatla direndiler. Diyanet’e devredilen Bomonti Bira Fabrikası’nın ek binalarının yıkılarak yerine mescit, yurt ve otopark yapılması planlan projeye karşı Bomonti Hepimizin İnisiyatifi katılımcıları ve Doğa İçin Sanat (DİS) bünyesindeki sanatçılar bir eylem gerçekleştirdi. Etkinliğin teması ‘Bomonti Hatıralarda Kalmasın’.Katılanlar, üç tuvali boyadı ve inşaat alanında nasıl bir proje istediklerini tuvallere yazdı.

YENİ YAŞAM İNŞASI  

  • Kars Belediyesi yerel yönetimde toplum katılımını sağlamada örnek model olmaya devam ediyor. Kars Kent Konseyi, bünyesinde kurulacak olan Denetleme Çalışma Gurubuna, temsilci ve temsilciler vermesi için kamu kurumları, siyasi parti ve STK’lara çağrıda bulundu. Bahse konu Denetim Çalışma Gurubu Kars Belediyesinin faaliyet yürüttüğü her alanda çalışma yürütmesi, raporlar hazırlayıp kamuoyu yaratmayı hedeflemektedir. Ayrıca Kars Belediye Meclisinin kararıyla sivil toplum denetimine açılan Kars Belediyesinin bu tutumu ve kolaylaştırıcılığı diğer kamu kurumlarının da benzer şekilde halkın denetine açık şeffaf çalışmalar yapmaları için örnek teşkil edecek güçtedir. İlgili çalışma gurubu Kars Kent Konseyi’ni ilerleyen dönemlerde diğer kurumlara da yapacağı toplumsal denetlemeye açılmaları, çağrıları ve çalışmalarında da cesaretlendirici taban hazırlayacaktır.” olduğunu belirtti.
  • Ardanuç Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ve Ardanuç Belediyesi iş birliği ile ilçe merkezinde lavanta fideleri ekildi.

JİN

  • Diyarbakır’da 2020 yılının ilk 7 ayında kadına yönelik şiddete ilişkin raporunu paylaşan HDP Milletvekili Semra Güzel, 7 kadının erkekler tarafından katledildiğini, 9 kadının ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiğini kaydetti.Türkiye’de 2020’nin ilk 7 ayında 155 kadının erkekler tarafından katledildiğini, 85 kadının ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiğini açıkladı. 

Raporda:

-Salgın nedeniyle evlerde geçirilen karantina dönemlerinde erkek şiddetine yönelik hiçbir önlem alınmadığı

-Öte taraftan kadınları koruyan ve kadın kazanımı olan birçok uygulamanın da merkezi ve yerel idarelerin saldırılarına maruz kaldığı

-Ayırımcı İnfaz Yasası’nın kabul edilmesiyle 15 Nisan’dan beri tahliye olan faillerin döndükleri evlerde şiddet uygulamaya, kadın ve çocukları katletmeye devam ettiği

-İnfaz Yasası’yla serbest bırakılan erkeklerin kentte 2 kadını katlettiği

-Kayyım politikalarının kadınlara yaşam alanı tanımadığı

-2020’nin ilk 7 ayında Diyarbakır’da kayyım atanan 4 belediye kadın eşbaşkanının görevlerinden uzaklaştırıldığı

-Kadın odaklı uygulamaya konulan bütün yerel yönetim politikalarının kayyımlar eliyle yok edildiği

-Kadın kurumlarına dahi erkek müdürler atayan kayyumların sonraki süreçte de kadınlara yönelik herhangi bir politika geliştirmediği, kadınların kendilerini ifade edecekleri herhangi bir alan açmadıkları, güçlendirici politikaların uygulanmadığı

-Diyarbakır’da kadın çalışmaları yürüten kurum ve aktivistlerin gözaltına alınarak tutuklandığı

-İktidarın sistematik olarak kadınları hedef alması kadınların sokağa çıkma, protesto gibi demokratik haklarını kullanmasına dahi müsaade edilmediği

-Erkek şiddetine karşı mücadele veren başta Tevgera Jinen Azad (TJA) olmak üzere şehirde yaşayan birçok kadın aktiviste düzenli olarak şafak operasyonları yapıldığı, kadın aktivistlerin tutuklandığı

-Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği verilerini paylaşan Güzel, TİHV’e 2020 yılı içerisinde toplamda 21 kadının gözaltında karşılaştığı muamelelere dair başvuruda bulunduğu ve kadınlardan 5’inin işkence gördüğünü beyan ettiği bilgileri paylaşıldı.

Raporda şu öneriler sunuldu: “Kadın derneklerine ve kadın aktivistlere yönelik gözaltı, tutuklama ve her türlü baskı girişimlerine son verilmelidir. Eşbaşkanlık sisteminin kadınların yaşamın içerisinde eşit temsiliyetinin inşa edilmesi ve varlıklarının, emeklerinin, iradelerinin görünür kılınmasının temel politikalarından biri olduğu kabul edilmeli ve yasal olarak tanınmalıdır. Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun şartları iyileştirilmeli, insani şartların sağlanması gerekmeli ve hasta tutsaklar tutuksuz yargılanmalıdır. Tartışmaya açılan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 No’lu Yasa amasız-fakatsız uygulanmalı, yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliği için etkin politikalar uygulanmalıdır. Sığınak ve acil barınma ihtiyacının karşılanacağı mekanlar ve kapasiteleri arttırılmalı, gerekli durumlarda kamu binaları devreye sokulmalıdır.

  • Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği’nin verilerine göre 2016-2019 yılları arasında istihdama yeni katılan 612 bin kadından 439 bini işsiz kaldı. Türkiye’de 2016 yılı itibariyle kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 32.5 iken, erkeklerin yüzde 72 düzeyinde olduğu belirtilen çalışmada, 2016 yılında her üç kadından sadece birinin işgücünde olduğu belirtildi. Erkeklerin istihdam oranının yüzde 65.1 ve kadınların istihdam oranının yüzde 28 olduğu belirtilen çalışmada, “Yaklaşık her dört kadından biri istihdamdadır. 2016’da, işgücü dışında kalan 20 milyon kadının yüzde 57.6’sı, yani 11 milyon 589 bin kadın, ev işleri ile meşgul olduğu için işgücünün dışındadır” diye ifade edildi.
  • HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın, ilk kitabı “Yıkılacak Duvarlar” 1 Eylül’de kitapevlerinde olacak.
  • Cinsiyet tercihli kürtaj daha az kız bebek doğmasına neden oluyor. Hindistan’da ailelerin cinsiyet tercihli kürtaj yaptırmaları nedeniyle dünyaya gelen kız bebek oranında düşüş yaşanacağı tahmin ediliyor. Suudi Arabistan’da bir üniversitede yapılan araştırmaya göre, ailelerin cinsiyet tercihli kürtaj yaptırmaları nedeniyle 2030’yılına kadar tahminen 6 milyon 800 bin daha az kız bebek doğacak. Araştırma sonuçlarında, ülkede özellikle 17 eyalette ailelerin, kültürel nedenlerle erkek bebek sahibi olmak istediği ortaya çıktı.

Racastan eyaletinin Sikar bölgesi Kadınların Güçlendirmesi Birimi Üyesi Anuradha Saxena, ortaya çıkan araştırma sonuçlarının kendisini şaşırtmadığını ifade ederek, “Kök salmış gelenekleri aşmak zaman alacak. Süreç yavaş ve kademeli olarak ilerliyor ancak bir sorumluluk olarak görülmek yerine kız bebeklere değer verilmesi için çalışıyoruz” dedi.

https://amp.artigercek.com/haberler/cinsiyet-tercihli-kurtaj-daha-az-kiz-bebek-dogmasina-neden-oluyor

SİYASAL SAĞLIK – EKOLOJİK SAĞLIK

  • Bilginin şeffaflığı bir ‘hasta hakkı’dır/M. Ender ÖNDEŞ

COVID-19 salgını birçok ülkeye belirsizlik getirdi. Dünya böyle bir salgına hazırlıksız yakalandı. Pandemi insanlara eşitlik ve adaletin önemini ve bunlar üzerinde yeniden düşünmenin gerekliliğini hatırlattı. Yeni bir gerçeklikle yüz yüze kaldık ve onunla yaşamayı öğrenmeye çalışıyoruz. Şimdiye kadar hiç aklımıza gelmeyen sağlık uygulamaları ile karşı karşıya kaldık. Ölümle yaşam arasında tercih yapmak zorunda kalan sağlık çalışanlarını duymaya başladık. Koridorlarda bakılan hastalar, ekipman eksikliği, son nefeslerinde sevdiklerinden uzakta insanlar ve sevdiklerinin yanında olamayan aile üyeleri haberleri okuduk/duyduk.

Ancak bu dönemlerin olağanüstü dönemler olduğu ileri sürülerek hasta haklarının göz ardı edilmemesi önemlidir. Zaten pandemi ile mücadele insan hakları ve insanlık için değil midir? Bu anlamda hasta hakları pandemi döneminde daha belirginleşmelidir. Bu çerçevede pandemideki sınırlılıklar gerçekçi bir şekilde ele alınarak hasta haklarını göz ardı etmeyen önlemler alınmalıdır. http://yeniyasamgazetesi1.com/bilginin-seffafligi-bir-hasta-hakkidir/

  • KİMİNİN DÜŞÜ, ÖTEKİNİN KARABASANIDIR…(1)/Sibel ÖZBUDUN

“Özel bir şirket uzaya adam yolladı diye heyecanlanıp insanlık ve gelecek adına umutlanmayı anlamıyorum. O uzay, o gelecek bizim değil. Sen ben, hepimiz o şirketler yaşasın diye salgın sırası işe yollanan kalabalıklarız. Sokakta gırtlağına basılanlarız. Cop, kurşun yiyenleriz.”

Ümit Ünal’ın 31 Mayıs (2020) tarihli twit’i böyleydi…

Herkes için eşit, türdeş, tekil bir “gelecek” olmadığının çarpıcı bir ifadesi…

Evet, gelecek, tek değil. Tahayyülü de öyle. Farklı konumlar, farklı çıkarlar, farklı sınıflar için farklı biçimlere bürünüyor. Birilerinin ütopyası, ötekilerin distopyası olabiliyor pekâlâ… Nazileri düşünün, örneğin. Irkların birbirine karışmaksızın bir hiyerarşi içinde dizildiği, Aryen “ırk”ın dünyaya hâkim olduğu, zengin, çalışkan, saf bir “Büyük Almanya” tahayyülü… Peki, bu “kurgu”nun Yahudiler için ne anlama geldiğini düşünebiliyor musunuz?

Corona pandemisi pek çok tartışmanın yanı sıra, bir de “gelecek” projeksiyonlarına ilişkin tartışmaları tetikledi. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” söylemleri eşliğinde…

‘‘Bereket, artık söylenecek yalan kalmadığını, “evde kal/hayat eve sığar/ sosyal mesafeyi               koruyalım” talkınının sisi pusu dağılmaya yüz tuttuğunda, “sosyal-mesafeyi-koruma-şansı-olmayanlar” sokaklara dökülerek aşikar etti. Varoşlara sıkıştırılmış yaşamlara mahkûm kılınmışlardı, işsizdiler ya da sefalet ücretli, kırılgan işlerde çalışıyorlardı, yoksuldular, dışlanmışlardı, kriminalize edilmişlerdi, cezaevlerini dolduruyor, sokak ortasında polis vahşetinin hedefi oluyor, nefes alamıyorlardı. Bir kez daha başkaldırdılar. “Biz varız!” diye haykırıyorlar, Minneapolis, New York, Londra, Paris, Brüksel, Beyrut sokaklarında…

Onlar sistemin efendilerinin hayallerini süsleyen “kapsül-içi” on-line yaşama, kredi kartlarının limiti kadar prestij sahibi olmaya, biyometrik kayıtlarının devlet ya da şirketlerin eli altında olmasına, “akıllı kentler”de 7/24 gözetim altında tutulmaya, kısacası “Endüstri 4.0” bir yaşama razı değiller.

Nasıl bir yaşam düşledikleri, kavgalarında şekillenecek. Tıpkı geleceğin onların elinde şekilleneceği gibi…’’

https://welgmedya.com/yazarlar/y/m/870

  • Av izni adı altında her yıl yüzlerce canlı türü yok ediliyor. Aralarında soyu tükenme tehdidi altındaki hayvanların da bulunduğu 798 yaban hayvanını avlamak dün itibarı ile serbest. Avlanmaya karşı çıkanların sosyal medyada #Avcinayettir hastagiyle başlattığı kampanya sürüyor. “Avcılık katliamdır ve yasaklanmalı” diyen yurttaşlar yetkilileri göreve çağırdı.
  • Dünya doğal kaynakları dün tükendi. 2050 yılında ise iki dünyalık kaynağa ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor. Limit Aşım Günü, her yıl yapılan hesaplamalar sonucu bir gün belirlenerek, insan üretimi bir senelik ‘sera gazının’ okyanus ve ormanlar tarafından yok etme kapasitesini geçtiği günü ifade ediyor. Her yıl değişen bu tarih, bu yıl koronavirüs (Covid-19) salgını sebebiyle insanlığın karantinada kalmasından dolayı bir önceki yıla göre 23 gün uzayarak 22 Ağustos olarak belirlendi.

GÖRÜŞLER

“Sağlık Tartışmalarına Zemin Hazırlayan Kavramlar”- Fikret Çalağan

Yeni toplum inşasının önemli ve en güçlü alanları arasında sağlık alanı yer almaktadır. Toplumsal yeniden inşa sadece daraltılmış siyasal zemin üzerinden yürütüldüğünde toplumsal alan yeniden ve yeniden kapitalist sistemi üretir. Bundan dolayı sağlık alanına da devrimsel bir perspektifte bakmak önemlidir. Sağlık tartışmalarını yaparken, pratiğini yürütürken ve kurumsal inşasını gerçekleştirirken Toplumsal Özgürlük Felsefesini odak alıp, tüm bu süreçleri bu odakla yürütmek gerekir. Bu açıdan Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü özgürlük felsefesinin temel kavramsal setleri ile düşünmek sağlık tartışmaları için bir zorunluluktur. Eğer bu devrimin bir parçası olmak istiyorsak bundan vazgeçemeyiz.

1.Kavramsal ve kuramsal çerçeveyi iyi bilmek gerekir. Demokratik uygarlığa ait olup da devletli uygarlık tarafından gasp edilen kültür-dil-yönetim-politika-ahlak-demokrasi-ekonomi kavramlarını anlamlarına uygun ele almak ve bu çerçevede sağlıkla ilişkilerini kurmak gerekir. 

2. Tartışmalarımızı ve pratiklerimizi devlet-toplum düzleminden bağımsız ele almamamız gerekir. İnşa bir sistemsel çalışma olduğu için devlet (güncel anlamda Kapitalist Modernite) ve topluma (Demokratik Modernite) ait sistemleri bütünlüklü ele almak gerekir.

3.Her türlü çalışmada toplumsallık-bireysellik, evrensellik-yerellik, tarihsellik-güncellik ilişkisini karşıtlaştıran değil bütünleyen, birlikte ele alan ve yıkıcı olmayan bir diyalektikle yaklaşmak gerekir. 

4.Kapitalist moderniteyi sağlık üzerinden eleştirip çarpıtılmış sağlık eleştirisini sürekli olarak inceltirken , yeni toplumun inşasında sağlığı doğal sağlık anlayışı ile yorumlamakla mümkündür. Bu anlamda her gün siyasalı tartışırken sağlığı da bu çerçevede yürütmek gerekir.

5.Siyasal olarak yürütülen yeni inşanın temel kavramsal seti ve yeniyi inşa adımları demokratik ulus-demokratik konfederalizm-demokratik özerklik bütünlüğü ile ele alınmalıdır.

6.Demokratik modernitenin inşası için yol alırken; toplumun her boyutta demokratikleştirilmesiyle toplum kırımını durdurmak, toplumun kendini yeniden kurmasını sağlamak, düşünme biçiminin gelişmesi için yöntemi (özne-nesne ayrımı) demokratikleştirmek, kadın devrimi için sürekli olarak kadın özgürlük anlayışının ve hareketinin geliştirilmesi bütünlüğü ile hareket etmek gerekmektedir.

7.Tüm bu tartışmaları amatörlük ruhu ve otonomu kurarak yapmak, yani yatay olanı sürekli örgütlemek gerekir.

Son olarak CHE’nin dediği gibi; sağlık alanının devrimci özne olabilmesi için öncelikle bir devrime sahip olması ve bu devrimin kavramları ile düşünmesi gerekir. http://atasoyersaglikpolitikaokulu.org/saglik-tartismalarina-zemin-hazirlayan-kavramlar-fikret-calagan/

EKLER

  • BİM çalışanı yazdı: Ucuz olduğu için tarihi geçmiş ürün var mı diye soranlar var.

‘BİM birleşik mağazalarının kamu aydınlatma platformuna (KAP) gönderdiği rapor dikkat çekici düzeyde. Geçen yılın aynı dönemine göre şirketin kârını ikiye katladığı görülmektedir. Şirket yüzde 100 artışla 697.4 milyon lira net kâr açıkladı. Bu tabloya bakınca işler şirket için gayet iyi gözükse de, biz BİM çalışanları açısından durum iç açıcı değil. Sizlere çalışanların yaşam ve çalışma koşulları ve BİM’den alışveriş yapan emekçilerin durumundan bahsedeceğim.

…..

BİM’in kendi personeline verdiği değer tahta çay kaşığı kadardır. İşin bitti mi çöpe atılırsın. Biz çalışanların bu kadar değeri vardır. Genel merkeze yakaladığımız bir hırsız çalışanlar asık suratlı diye bizi şikayet etmiş. Genel merkeze onun çikolata hırsızı (keyfi hırsız) olduğunu söylediğimiz halde biz yine suçlu olduk. Ona bile güler yüzlü davranmalıymışız. Bölge sorumlusu o adamı arıyor ve ondan özür diliyor. Artık çalışanlar size güler yüzlü davranacak diye söylüyor. Dertleri varsa yoksa kâr, varsa yoksa kazançları. Müdürler, bölge sorumluları çalışanları ezer. Yönetici değilsen her türlü haksızsın.’

https://amp.evrensel.net/haber/412138/bim-calisani-yazdi-ucuz-oldugu-icin-tarihi-gecmis-urun-var-mi-diye-soranlar-var?__twitter_impression=true



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 24 EYLÜL 2020

MİT’in Avusturya’da, Yeşiller Partisi’nde milletvekilliği de yapmış olan Kürt siyasetçi Berivan Aslan’a suikast planladığı öne ...