BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / ETKİNLİKLER / Çalıştaylar / DTK Anadilde Sağlık Çalıştayı Sonuç Bildirgesi

DTK Anadilde Sağlık Çalıştayı Sonuç Bildirgesi

Demokratik toplum kongresi (DTK) sağlık meclisi dil komisyonu tarafından anadilde Sağlık Çalıştayı 21-22 Temmuz 2012 tarihlerinde Êlih (Batman) belediye konuk evi toplantı salonunda yapıldı.

Çalıştay DTK Daimi Meclis Üyesi ve BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, BDP PM Üyesi Osman Özçelik, Batman Belediye Başkan Yardımcısı Hamza Ayiş, İstanbul Kürt Entitüsü’nden Sami Tan, TZPKurdî Sözcüsü Mehmet Şahin, Dil Bilimci Ferhadê Dengizî, Kürt yazar İrfan Babaoğlu, Bölge SES şubeleri ile birlikte Bölge Tabip ve Ezcacı Odalarından katılımcılar ile gerçekleştirildi.

Çalıştayımız emek, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden sağlıkçılara adandı. Çalıştay sürecinde aktif katılım gösteren ancak KESK e dönük siyasi operasyonlar sonucu tutuklanarak cezaevine konulan SES Genel Sekreteri Mehmet Sıddık Akın, SES Genel Merkezi Denetleme Kurulu Başkanı Fikret Çalağan’ın şahsında tüm cezaevindeki emekçilere selam gönderilerek başlanılan ve iki gün süren çalıştayda “Anadil ve Sağlık”, “Sağlık kavramının anlam ve önemi”, “Çevre ve sağlık”, “Sağlık ve tedavi” ve “Sağlık sözlüğü çalışmaları”  başlıklarında tartışmalar yürütüldü. Çalıştayda tartışmaları kolaylaştırıcı sunumlardan sonra yapılan değerlendirmelerle aşağıdaki sonuçlara ulaşıldı.

Çalıştay da sağlık olgusu ve anadilinde sağlık hizmetinin önemi katılımcıların yaşadıkları olgu örnekleri ve sunumlarla  vurgulandı. Sağlığın; yalnızca kişinin bedenen ve zihnen iyilik haliyle değil, toplumsal ve siyasal iyilik haliyle ele alınmasını gerektiği, siyasal iyilikle kastedilenin birey ve toplum olarak özgür olma hali olduğu; sağlık hizmetinin herkese eşit, ücretsiz, evrensel nitelikte, anadilinde ve ulaşılabilir olarak verilmesinin gerektiği belirtildi. Anadilinde sağlık hizmeti vermenin, sağlığa erişimi kolaylaştıracağı ve daha nitelikli bir sağlık hizmetinin sunulacağı belirtildi. Hastanın şifa bulmak adına aktardığı ve aktarırken yeniden yaşadığı öyküsünün adı olan Anamnez’in doğrudan hastadan alınması gerektiği, hasta ile hekim arasında  tercüman kullanmanın beraberinde ciddi eksiklikler ve yanlışlıkları getirdiği bu nedenle acının ve ağrının aktarımının anadilinde yapılması gereği vurgulandı. Halkın kendini anadilinde ifade etmediğinde teşhis ve tedavinin de sağlıklı olamayacağı doğru tedavi için anadilinde hizmetin verilmesi gereği  belirtildi. Bir kamu hizmeti olan sağlık sunulurken bile Kürtlerin anadili yok sayıldığı vurgulanarak  hizmet sunumunun zulme dönüştüğü belirtildi.

Kürdistan bölgesinde sağlığın değerlendirilmesinde sağlıklı yaşama olanaklarına sahip olmanın kritik önem kazandığı belirtilerek, sağlıklı yaşamı sürdürmek için sadece sağlık hizmetleri yetersiz kaldığı; İş, insanca yaşanacak gelir, sosyal güvence, beslenme, barınma, ısınma, ulaşım, eğitim, kırsal ve kentsel alt yapı, korunan çevre, sosyal yaşam ortamları, demokratik katılım ve şiddetten arınmış barış ortamı sağlıklı yaşam için vazgeçilmez koşullar olduğu belirtildi. Bu koşullara gerek toplumsal gerekse bireysel olarak sahip olma durumu toplumun sağlık durumu için belirleyici olduğu, ekonomik, kültürel ve doğrudan fiziksel olarak sürdürülen şiddet ve peşi sıra gelişen olumsuz koşullar sağlığa da olumsuz etkilediği vurgulandı. Boşaltılan köyler, zorunlu göç, tarım ve hayvancılık yapma olanaklarının ortadan kalkması, kentlerde hızla yükselen nüfus, kötü yaşam koşulları, yüksek işsizlik zaten yoksul olan halkı daha da yoksullaştırdığı, zorlu koşullar ve yaşamı sürdürmenin zorluğu en kötü koşullarda çalışmayı peşinden getirdiği dile getirildi. Özellikle büyük şehirlerin emek yoğun, eski teknoloji kullanan, kayıt dışı ekonomin egemen olduğu, uzun çalışma saatleri, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerin göz ardı edildiği vahşi sömürünün olduğu küçük, orta, büyük boy işyeri-fabrikalar için zorunlu göç ettirilen Kürt emekçileri ucuz emek politikaları için kurtarıcı olduğu belirtilerek bu kürt emekçilerinin yaşam, barınma ortamları da işyerlerinden farklı olmadığı belirtildi. Gidilen kentin en sağlıksız koşulların sürdüğü yerleşim alanları Kürt göçmenler için yurt olduğu, ülkenin neredeyse her yerine dağılan mevsimsel işçiler için gerek yaşam koşulları gerekse yaşam ortamların benzer olduğu belirtilerek bir bütün olarak özetlenen bu fotoğrafın sağlıklı yaşamı sürdürmeye olanak tanımadığı vurgulandı.

Kürt coğrafyasında yürütülen egemenlik ilişkilerinden kaynaklı olarak sömürü, baskı, imha ve inkarın kabul edilemeyeceğini, ayrıca bu politikalar sonucunda toplum ve birey sağlığı tehdit altında olduğu Sağlığın; yalnızca kişinin bedenen ve zihnen iyilik haliyle değil, toplumsal ve siyasal iyilik haliyle ele alınmasının gereği vurgulandı.

Sağlıktan önce savaşa, silahlanmaya daha fazla bütçe ayıran devlet politikalarında kuşkusuz sağlık en alt sıralarda yerini aldığı, öncelikli olarak barışın tesis edilmesi ve demokratikleşmenin sağlanması, kolektif hak ve özgürlüklerin demokratik anayasayla garanti altına alınmasının önemi vurgulanarak savaşın olduğu bir ortamda ruh-beden-düşünce sağlığından bahsetmenin mümkün olmadığı belirtildi.. Yaşanan bir travma olduğu vurgulanarak Kürt halkının karşı karşıya kaldığı baskı, asimilasyon, zor, şiddet, inkar, katliam, kültürel soykırım vb uygulamalar bırakalım sağlığı, doğrudan yaşamı ortadan kaldırdığı belirtildi.

Sağlık alanındaki piyasalaştırma çalışmaları en fütursuz halini “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında AKP iktidarı ile almıştır. Sağlığın AKP hükümeti ile birlikte sermaye birikim sürecine katkı ve seçmen yaratma fonksiyonuyla daha da görünür hale geldiği ve bir hegemonya aracına dönüştüğü belirtildi. Yürütülen sağlık politikalarının bir sonucu olarak, sağlık hizmetinde ciddi anlamda nitelik sorunu yaşandığı belirtilerek, Performansa dayalı ücretlendirme ile çalışma ortamında hekim-hasta diyalogu bozulduğu, ekip çalışması ve sosyal dayanışma ruhu zedelendiği, anlamsız bir rekabete sürüklenen, etik olmayan uygulamaların yapılmasına sebep olan bir sürecin devam ettirildiği dile getirildi.

Her şeyden önce sağlığın bir hak olduğun vurgusu yapılarak hükümetin en az eleştirildiği ama piyasalaşmanın, taşeronlaşmanın, emekçileri üzerindeki iş yükü ve şiddetin en fazla olduğu sağlık olgusunun daha fazla gündem yapılması, sağlık muhalefetini daha da derinleştirilip genişletilerek devam edilmesi, halk ile birlikte sağlık hakkına sahip çıkmak için daha  fazla çalışmanın yürütülmesinin gereği vurgulandı.

Devlet bir taraftan toplumun sağlık hizmetini piyasalaştırırken öte taraftan toplumun devletle olan bağını koparmamak için geçmişte uygulanan Yeşil Kart uygulamasının GSS ile birlikte biçim değiştirdiği, yoksullaştırılan, göç ettirilen toplumun bozulan sağlığını kullanarak sisteme bağlamanın, terbiye etmenin aracı olarak GSS kapsamının kullanılmaya başlandığı vurgulandı.

 Sağlık politikaları böyle gelişirken Kürt toplumunun kültürel ve siyasal olarak özgürleşme talebine karşı egemen devletlerin yok sayma, asimilasyon, baskı, şiddet ve savaş dayatmaları; çok çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirdiği vurgulanarak bunların;

  • Savaş ve şiddet ortamının yarattığı travmalar,
  • Orman yangınları, kimyasal silah ve atıklar, mayınlar, HES vb. kaynaklı çevresel sorunlar.
  • Ötekileştirmekten kaynaklı yaşanan psikolojik sorunlar,
  • Bölgesel farklılıklar, dil sorunu, sağlık kuruluşlarının alt yapı ve personel eksikliği vb. kaynaklı sağlığa erişememe,
  • Yoksulluktan kaynaklı dengeli ve yeterli beslenememeden dolayı gelişen sağlık sorunları,
  • Göç ve işsizlikten kaynaklı olarak güvencesiz, sağlıksız işlerde çalışmadan kaynaklı meslek hastalıkları sorunları (silikozis, tersane ölümleri vb)
  • Birçok ülkede tarihe karışmış hastalıkların bölgede halen görülmesi (trahom, şark çıbanı, şarbon) olarak ifade edildi.

Sağlığın ve sağlık hizmetini tek başına ele alınamayacağı ve sadece sağlıkçılar ile daraltılamayacağı, bu sebeple sağlıkla doğrudan ilgili olan belediye, eğitim, şehir planlama, çevre, tarım, ulaşım, enerji gibi alanlarla kolektif çalışmanın gerekği vurgulandı.

Toplumsal iyilik halini tehdit eden; cinsiyete, ırka, sınıfa, inanca dayalı ayrımcı politikalarla ve sağlıksız yaşam koşullarına neden olan çevrenin sömürü amaçlı tahribatıyla mücadele edilmesinin gereği vurgulanarak, ulaşılmış olan teknolojik düzeyin sağlığın endüstrileşmesinde istismar edilmesine karşı çıkarak; teknolojik imkânların akılcı, toplumun genel yararını gözeten, doğa ile uyumlu olarak kullanımı esas alınmasının gereği vurgulandı.

Çalıştayın sonunda bir bütün olarak sağlık alanında yaşanılan sağlığı bozan ve sağlıksızlığa yol açan sorunların çözümü için yürütülen tartışmalar doğrultusunda halkın sağlık algısının değiştirilmesi ve halkın katılımı ile eşit, ücretsiz, evrensel nitelikte, ulaşılabilir ve anadilinde sağlık hizmetinin talep edilmesi ve bunun  mücadelesinin verilmesinin önemi vurgulandı. Bunun için mahalle meclislerinde eğitim toplantılarının yapılması, TV, radyo ve yazılı medya da programların yapılması kararlaştırıldı.

Anadilinde sağlık hizmeti sunumun önemi göz önününe alınarak, Kürtçe ortak bir Sağlık literatürü oluşturulması, Tıp terimlerinin Kürtçe karşılıklarının belirlenmesine için bu alanda yürütülen çalışmaların derlenmesi ve Kürtçe tıp sözlüğünün oluşturulması için farklı branşlardan sağlıkçılar ve dilbilimcilerle ortak çalışma yürütülmesi kararlaştırıldı.

Tıp eğitiminden sağlık hizmet sunumuna kadar her düzeyde Kürtçenin kullanılması için diğer bölgelerle temas kurulması, terminolojnin ortaklaşılması için çalışma yürütülmesi kararlaştırıldı

Çalıştay; katılımcıları arasından bundan sonraki çalışmalar yürütülmesini  sağlayacak bir komisyon belirlenerek sona erdi.

Saygılarımızla.



İLİŞKİLİ İÇERİK

Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu 10. Yıl Buluşmasını Gerçekleştirdi.

2009 yılından buna çalışmalarını yürüten Ata Soyer Sağlık ve Politika okulu 10 yıllık deneyimini paylaşmak ...

Bir cevap yazın