BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / ARŞİV / Aramızdan Ayrılışının 8. Yılında Saygıyla Anıyoruz

Aramızdan Ayrılışının 8. Yılında Saygıyla Anıyoruz

KÜRT MÜCADELESİNDE ATA SOYER*

*Bu yazı, Dersim’de 11-16 Ağustos 2013 tarihlerinde yapılan  Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu’nun yaz kampında düzenlenen forumda, okul öğrencilerin tümünün katılımı ile yapılan değerlendirmeler sonucu kaleme alınmıştır.

Ata SOYER Kürt Özgürlük Mücadelesi içinde yer alan bir aydın-eylemci-örgütleyiciydi. “Kürt mücadelesi ve Ata Soyer” diye başlamak ,“ve” ile onu mücadeleden ayrıştırmak ona haksızlık olur. Çünkü Ata Soyer tam da  Kürt Mücadelesi’nin içindeydi. Bu vesileyle mücadele içinde olan bir yoldaşımızı anlatmaya çalışacağız. Daha da önemli olan, toplumsal sağlık mücadelesi ve inşası ile onunla yoldaş olmayı sürdüreceğiz.

Biz  “Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu” öğrencileri olarak onu her an yanımızda hissederek yaşıyoruz. Onun “arkasından” bir yazı yazmak bize zor geliyor. Bir anlamda yabancılaştırıyor. Çünkü biz sağlık ve politika okulunda onunla buluştuğumuz ilk andan itibaren onunla kendimizi tanımaya başladık. Örgütleme gücü olan ve insanın kendini iyi hissetmesini sağlayan birinin, bir öncünün sayesinde yol almayı başarabildik. Her türlü çalışmanın güçlü bir örgütleme ile başarılabileceğini ondan öğrendik. “Fikir örgütlenemediği ve sürekli bir eylem hattına ulaştırılmadığı zaman lafazanlık olur” diyordu. Kürt Özgürlük Mücadelesi içinde yer alması da bu gerçekliğiyle ilgiliydi. Bu ona iyi geliyordu, yaşama sevinci veriyordu. Hep Kürt Hareketi’yle birlikte olma çabası içindeydi. Bu arayışı sürekli devam etti. Demokratik Hekim Hareketi’nin başlangıç sürecinde ve hazırlanan manifestoda bunu görmek mümkündü. Kürt Hekimlerle kurduğu ilişki “Kürt Hekimler” olduğu için değildi. Kürt Hareketi ile ilişki kurma çabası ve onun içinde yer alma isteğiydi. Bu süreçte zaman zaman hayal kırıklıkları da yaşadı. Kürt Hekimlerin ikircikli tutumu ve orta sınıf karakterinin yansıması, sosyalist mücadeleyi temel yaşam dayanağı olarak alan bir devrimci için zorlayıcı oluyordu, ancak engelleyici değildi. Hissettiklerimiz ve kendisinin de zaman zaman yaptığı değerlendirmelerden çıkardığımız sonuç şuydu: Ata Soyer, Kürt Hareketi ile ilk kez bizimle birlikte sahici bir ilişki kurmuştu. Bu sahicilik onun daha fazla enerji harcamasına neden olmuştu. Zaman yetmiyordu. Diyaliz yatağında iken bile bu çalışmaya bir şeyler katmak için caba harcamaktaydı. Heyecan içindeydi. Bizler ise o enerjisine hayrandık. Bizi umutlandırıyordu. Bir anlamda “biz ona heyecan o bize umut verdi” diyebiliriz. Sağlık ve Politika Okulu öğrencilerinin kendilerine güven duymasını sağladı. Bu anlamıyla Hoca “yaşam” demekti. Yaşama anlam vermenin öncülerindeydi. Bununla birlikte derya gibi olan bu çınarın karşısında hiçbirimiz kendimizi “bilgisiz” hissetmedik. Çünkü bizlere çok şey öğretirken, bizden bir şey almayı hissettiriyordu. Nitekim bilmeme halini de kabul etmiyordu. Bu gün okul olarak kolektif bir üretim yapmaya çalışıyorsak, bunun köklerini Ata Hoca’nın çalışma tarzı ve temposunda aramak gerekir.

Ata Hoca örgütçü ve geleceğe yürümeyi seven biri olduğu için her türlü ilişkisine belirli oranda taktik hesap yaparak yaklaşırken, bizimle yaşadığı ilişkide hiçbir zaman “taktik hesap” yapmadı.  Çünkü o “kendine göre değil, Kürt’ü gerçekliğiyle seven” bir devrimciydi. Bu okul ve sağlık meclisi onun Kürt ile gerçek buluşma ve yaşam zemini olmuştu.

Yaşamının son günlerinde/yıllarında  yaşanan gerilimin nedeni de Kürt sorunundan kaynaklıydı. Gerilim iki noktada yoğunlaşıyordu. Birincisi Kürt Mücadelesi gerçekliğiyle kurduğu daha sahici ilişki geçmişte biriktirdikleri ile çatışıyordu. Hoca Marksist gelenekten getirdiği birikimle çalışmalarımıza aydınlatıcı çok bilgi sunarken, toplumsallaşma mücadelesinde yoğun çabasına rağmen gerilim yaşıyordu. Geçmiş alışkanlıklarını aşmak onu zorluyordu. Bu zorlanmasını “40 yıllık öğrenilmişlikten yeniye geçmek zordur” diye ifade ediyordu. Ancak kendisine haksızlık yapıyordu. Çünkü yeni konusunda da sistematik tartışmayı yine o ortaya koyuyordu.Bu gerilim onu zorlamakla birlikte anlamlandırıyordu da. Ve sürekli olarak bu anlamla yol almayı ve bize yol aldırmayı sağlıyordu. Geliştirici ve heyecan verici bir gerilimdi.

İkincisi ise Demokratik Hekim Hareketi’nin (DHH) içinde bulunduğu durumdu. Özellikle son yıllarda bu hareketin Kürt Mücadelesine mesafeli ve ikircikli yaklaşımı, bununla birlikte “ulusalcı” anlayışların bu hareket içinde biçimsel olarak olmasa da anlayış düzeyinde gelişmesi onu üzüyordu. DHH’nin başlangıç manifestosunun Kürt Mücadelesinin ortaya çıkardığı dinamik çerçevesinde geliştirilmesi yerine onun gerisine düşmesi O’nun için en büyük gerilim kaynağıydı. Bir zamanlar birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarının onu anlamaması ve ayrı düşmesine üzülüyordu. Dinliyormuş gibi yapıp gereğini yapmayan arkadaşları ise başka bir gerilim nedeniydi. Bu kadar emeğe ve çabaya rağmen gelinen nokta onu mutsuz kılıyordu. Çoğunlukla içine atıyor, zaman zaman da çok sert tepki veriyordu. Göstermiş olduğu sert tepki bazı gönül kırıklıklarına neden olmuştu. Neden olduğu gönül kırıklıklarına üzülüyordu ancak yinede affetmiyordu. Devrimci mücadelenin yaşamda ve mücadelede sıradanlıkla yürütülemeyeceğini bildiği için bunda ısrar ediyordu. En önemlisi de mücadeleyi kendi zemininden kaydırmanın devrimci mücadeleden çok, zemini üzerinde yürüdüğü güçlere katkı sunduğunu bildiği için; bu tutum içinde olanları asla affetmiyordu.

Biz Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu öğrencileri olarak Hoca’nın çizdiği yolda yürürken yolu geliştirmeyi hedefliyoruz. Peşinden methiyeler dizmek yerine bizle birlikte olduğu dönemde yaşadıklarını ve onunla yaşadıklarımızı sahiciliğiyle anlatmaya çalıştık. Ona layık olmayı ve bunun fikri-eylemi içinde olmayı temel görev olarak görüyoruz. Üzdüğümüz noktalar konusunda kendimize dersler çıkarmayı daha doğru bir tutum olarak görüyoruz.

Sevgili Hocam sizin olmamanız bizim için her zaman büyük bir eksiklik olacak. Her çalışmada eksik olan yanımıza bakarak sizinle yoldaş olmayı sürdüreceğiz. Sizin de planladığınız gibi Sağlık ve Politika Okulu önümüzdeki bir yıl içinde Akademileşme programını önüne koymuştur. 2014 Ekim’de Ata Soyer Sağlık Akademisi olarak sağlığın toplumsallaşma mücadelesine devam edeceğiz.

Toplumsal mücadele süreçleri Ata Hoca da dönemler yaratmıştır. Biz de onun yaşamında bir dönemi ifade ediyoruz. Ancak onunla tanışanın da yaşamında bir Ata Soyer dönemi oluşuyor, bu kesin. Biz öğrencilerinin 2009 Ekimde onunla başlayan “yaşam” dönemi devam etmektedir.



İLİŞKİLİ İÇERİK

DOĞA ÜZERİNDE İNSANLIĞIN TAHAKKÜMÜ-Mahfuz Amed

Kapitalist Modernite ve Ekolojik Tahribat Kapitalist modernitenin üçlü sac ayağı olan ulus devlet, endüstriyalizm ve ...