BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / CORONA GÜNLÜĞÜ 14 MAYIS

CORONA GÜNLÜĞÜ 14 MAYIS

GÜNDEM

  • Kars’ta 17 Şubat’ta çıkarıldığı mahkeme tarafından , “Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak” gerekçesiyle tutuklanan Kürt siyasetçi ve yazar Mahmut Alınak, ilk duruşmasında tahliye edildi. Tutuklamalarla yapılan yaşamlar üzerindeki baskı örneklerinden biri daha.
  • Alışveriş merkezleri (AVM) Bilim Kurulu üyelerinin eleştirilerine rağmen pazartesi günü açılmıştı. Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hüseyin Altaş, AVM’leri ilk gün 1 milyon 200 bin, ikinci gün 1 milyon 100 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi. Bu sayı eski normalin %20’sine denk düşüyor ve beklenti giderek sayının artması yönünde.
  • Bulaşıcı hastalıklarla ilgili en çok okunan Halk Sağlığı kitaplarından olan Dokuz Eylül Üniversitesi emekli öğretim üyesi Gazanfer Aksakoğlu’nun “Bulaşıcı Hastalıkla Savaşım” kitabının 2008 yılına ait 3. Basımı ilgililerle paylaşıldı. http://webb.deu.edu.tr/halksagligi/?SID=ContentBlogger&ID=508&PID=YayinlarDiger&TID=Yay%C4%B1nlar%20%C2%BB%20Di%C4%9Fer
  • Kuşadası’nda işlek caddelerde denetim gerçekleştiren polis ekipleri, vatandaşları maske takmaları konusunda uyarırken polisle tartıştığı gerekçesiyle bir kişi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Bu sırada bir yurttaş tarafından çekilen görüntülerde polislerin çoğunun maske takmadığı ve çok sayıda yurttaşın da maskesiz şekilde ve sosyal mesafe kuralına aldırış etmeden olayı izlediği görüldü.
  • Patron örgütü Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), koronavirüs salgını sonrası süreç için tarif edilen “yeni normal” döneme “İzole Üretim Üsleri” planıyla giriyor. Bu üsler 1000 ailenin ve yaklaşık 4 bin 500 kişinin yaşayabileceği şekilde tasarlanıyor. Planlanan 4 üs Tekirdağ, İstanbul Hadımköy, Hassa ve Karadeniz’de olacak. Böylece ülkenin hayati devam etmesi gereken sektörlerini içinde barındıracağı iddia edilen çalışma kampları kurulmuş olacak.
  • Denizli’de maskesiz dolaşanlara idari para uygulanacağı ile ilgili anonslar yapılıyorken. Bir vatandaş “Zaten hiçbir işim düzgün gitmiyor, bütün işlerim ters. Öleyim de kurtulayım diye bekliyorum.’’ diye isyan etti.
  • Soma Katliamı’nın 6’ncı yılında Madenci Anıtı önünde yapılmak istenen anmaya polis müdahale ederek çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
  • İspanya hükümetine karşı koronavirüs sebebiyle ölen kişilerin yakınları toplu davalar açmaya başladı. Hükümet, taksirle ölüme sebebiyet vermek ve yardım yükümlülüğünü yerine getirmemekle suçlanıyor. Hastaları Koruma Birliği salgına yanıtının geç ve yetersiz olması nedeniyle önlenebilecek felaketin önlenmediği görüşünde.

  • Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) koronavirüsün tıpkı HIV gibi kalıcı olabileceği uyarısında bulunarak, “Bu virüs toplumlarımızda endemik olarak kalabilir.” uyarısında bulundu.
  • Dünya genelinde 16 ülkede yeni vaka sayısınının binin üzerinde. Türkiye 1,639 vaka ile ilk 12 ülke arasında yer alıyor. Türkiye’de Covid-19 can almaya devam ediyor, toplam ölüm sayısı dört bine yaklaştı.
  • ABD’de salgın henüz kontrol edilebilmiş değil. Toplam vaka sayısı 1,5 milyon ve toplum ölüm sayısı 85 bin civarında. Hastalığı yayma potansiyeli olan aktif vaka sayısı da bir milyonun üzerinde. New York 350 bin olgu ile salgından en fazla etkilenen eyalet konumunda.
  • Pandemi Latin Amerika’da etkisini göstermeye başladı. Yeni vaka sayısı Peru’da dört binin üzerinde, Brezilya’da dört bin, Şili’de iki bin yedi yüz civarında, Meksika’da iki bin olmak üzere ciddi tırmanış var.
  • Önlemlerin gevşetilmesi dokuz ilde vaka sayısında artışa neden oldu. İllerin çoğu Kürdistan’da: Batman, Kars, Gaziantep, Van, Mardin, Adıyaman. Yine Uşak, Rize ve Düzce’de vaka sayısında ciddi artış oldu.
  • Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ligleri 12 Haziran’da açacağı duyurdu. Bununla birlikte futbol kulüplerinde Covid-19 vaka haberleri gelmeye devam ediyor. Büyükşehir Belediye Erzurumspor’da 4’ü futbolcu 11 kişinin koronavirüs testi pozitif çıktı.
  • İl Hıfzısaıhha Kurulları maskesiz sokağa çıkmayı yasaklama kararları almaya başladı. Uşak, Kastamonu ve Muğla bu iller arasında.
  • Halk Sağlığı akademisyenleri Türkiye’de vaka sayısı ile ilgili çalışmalara devam ediyor. Özdemir ve Erbaydar’ın çalışmasına göre, 12 Mayıs itibariyle toplam vaka sayısı 2.1 milyon civarında. Vaka sayısı İstanbul’da 1.3 milyon, İzmir’de 119 bin, Ankara’da 93 bin olup geri kalan 580 bin vaka diğer illerdedir.
  • Kuaför, berber, güzellik salonları, konaklama hizmetleri ve şehirler arası toplu taşıma araçlarıyla ulaşımda Covid-19 önlemlerine yönelik kılavuzlar yayımlandı.
  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca önce Türkiye’de koronavirüsün Ro (çoğalma katsasayısı) değerini 1.58 olarak verdi, ardından tedbirlere uyun AVM’lere gitmeyini ima eden açıklma yaptı. Böylece önlemlere uyma gönüllü demiş oldu. Neoliberal sağlık reformları ile kamu-kamusal denetim tamamen ortadan kalktı. Bunun Ro değeri ile ne ilgisi var dersek, biraz onu açıklayalım. Ro herhangi bir mikrooraganizmanın duyarlı nüfusta (yani hastalığı geçirmeyen kişilerde) kaç kişiye bulaşabileceğini gösterir. Hesaplanmasında virüsün bulaştırıcılık süresi, bulaşma yolu, kuluçka süresi, virülans dediğimiz hastalık yapabilme gücüne yer veriliyor. Ro katsayısını alınan her bir önlem ve bu önleme uyma durumu doğrudan etkiliyor. Yani salgın süreci boyunca Ro değeri düşüyor. Türkiye’de ilk başlarda 2-2.5 olarak tanımlanan Ro değerinin şimdi 4.2 olduğuna dair çalışmalar var. Salgının seyri ve alınan önlemler açısından farklılılık olduğu için her ülkede Ro değeri değişiyor. Bu değer ne işimize yarıyor? Eğer Ro 1’in üzerinde ise bu ülkede salgın devam ediyor demektir, ne kadar büyükse salgının boyutu da o kadar büyüktür. Yeniden Fahrettin Koca’nın açıklamasına dönersek Türkiye genelinde Ro değeri 1.56, İstanbul’da 4.5-5 (bir bölgesinde 16), diğer şehirlerde daha düşük. Yani Türkiye’de salgın devam ediyor, İstanbul’da salgının boyutu çok yüksek, her an çevrenizden hastalığı kapabilirsiniz. Salgına yönelik önlemleri alırken Ro değeri işimize yarıyor. Ro değeri 1’in altına inmişse önlemleri gevşetmeye başlıyorsunuz, aşama aşama ve Ro değeri nasıl etkileniyor diye izliyorsunuz. Almanya örneğinden gidersek Ro değeri 1’in altına düşünce önlemler geveşetildi, toplum uyarıldı. Buna rağmen yeni vaka sayısı 2.6 kat arttı ve Ro değeri yeniden 1’in üzerine çıktı. Türkiye’de Ro değeri 1.56 (İstanbul’da 4.5-5) iken önlemler gevşetildi -bilim kurulu uzmanları orada ne duruyorlar bilemiyoruz- ve halka gönüllü olarak önlemlere uyması tavsiye edildi. Zaten tüm Covid-19 salgını boyunca böyle yapılmadı mı, gönüllü karantina sözlerini hatırlayalım. Kısacası Türkiye’de Sağlık Bakanlığı kamu adına bilgilendirmeyi yaparken, önlemlere uyma konusu tamamen gönüllülüğe bırakılmış durumda.

  • Eczacılar Birliği ve İstanbul Eczacılar Odası “Bilimsel Eczacılık Günü” nedeniyle açıklama yaptı. Yöneticilere yapılan ekonomik destek ve teşvik paketlerinde eczacıların yanında olunması, eczanelerin dezenfeksiyonunun belediyelerce yapılması gibi talepler yanında topluma yaptığı ‘Kendi sağlığınıza dikkat ederek, Sağlığın ve eczacının yanında olun!’ vurgusu dikkat çekiciydi.
  • Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının görüldüğü 11 Mart 2020 tarihinden bugüne geçen 2 aylık süreci bütün boyutlarıyla değerlendiren “TTB COVID-19 Pandemisi İkinci Ay Raporu”, basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.
  • Ankara Tabip Odası 13.Mayıs.20 itibariyle Covid-19 tanısı konulan Ankara Sağlık Çalışanları Raporu’nda teyit edilen 337 sağlık çalışanı olduğunu, çalışma gruplarıyla birlikte duyurdu.
  • Malatya Halk Sağlığı Laboratuvarı, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü’nün aldığı kararla maliyetleri azaltmak ve ve kârı arttırmak amacıyla yarın kapatılıyor. Laboratuvarın yaptığı işler Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne devredilecek. Bir sağlık çalışanı laboratuarda 15 şirket elemanının askari ücretle çalıştığını bunu kesmenin kar yaratmayacağını ve özellikle kırsal kesime yapılan hizmetin bu şekilde aksayacağı görüşünde.
  • Vuhan’ın ön cephedeki sağlık personeli, inşaat işçileri, temizlik çalışanları, güvenlik görevlileri, teslimat yapan şoförler ve topluluk çalışanları, koronavirüsün yayılmasıyla mücadelede ve karantina sırasında şehrin temel hizmetlerinin sürdürülmesinde hayati bir rol oynadılar. Bu işçiler çabalarından ötürü haklı olarak övgü aldılar, ancak aynı zamanda temel hakları sıklıkla ihlal edildi ve tazminat arama girişimleri kayıtsızlıkla karşılandı. Sendika yöneticileri ile bu süreç konuşulduğunda yaşananlara tam hakim olmamaları ve olanaklar karşısında bakış açılarının darlığı sendikların mücadelenin geneli için yeterli olamayacağını tekrar hatırlattı.
  • İstanbul’da bir özel hastanede hemşire olarak görev yaparken COVID-19’a yakalanan sağlık çalışanı :

‘O kadar ağır şartlarda çalışmaya alışmışız ki bu durum bize normalin bir tık üstü gibi geliyor.’, ‘Vaka sayılarının artacağını düşünüyorum. Mecidiyeköy’de sokakaların doluluk oranı yüzde 60. Bu salgının bu şekilde yöntemlerle kontrol altına alınabileceğini sanmıyorum. Sürü bağışıklığı denen bir bağışıklık vara caba bunu yapmaya mı çalışıyorlar diye düşünüyorum.’

https://sendika63.org/2020/05/ozel-hastanede-calisan-yogun-bakim-hemsiresi-biz-o-kadar-agir-sartlarda-calismaya-alismisiz-ki-bu-durum-bize-normalin-bir-tik-ustu-gibi-geliyor-587040/

  • İstanbul Covid-19 Sahra Turizmi Hastanesi- Özgür Erbaş

“1990 yılından bu yana İstanbul Atatürk Havalimanı Serbest Bölgesi adıyla faaliyetlerine devam eden İSBİ’nin ünvanı, 19 Şubat 2020 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle İstanbul İhtisas Serbest Bölgesi olarak ismi değiştirilmiştir. İstanbul İhtisas Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş., 1990 yılında faaliyete geçmiş olan ve hazine arazisi üzerinde yer alan İstanbul İhtisas Serbest Bölgesi’nin kurucu ve işleticiliğini Bakanlar Kurulu kararıyla 1 Temmuz 1996 tarihinden itibaren 40 yıl süre için yap-işlet-devret modeline göre almış olup, bu konudaki sorumluluğunu başarı ile yürüten bir özel sektör kuruluşudur.  İSBİ A.Ş., Dinamik Grup şirketler grubunun bir parçasıdır”.

Şimdi anladığımız o ki İstanbul İhtisas Serbest Bölgesinde, bir “sahra turizmi” hastanesi yapılıyor. Burası ileride bir sağlık serbest bölgesi mi olacak, hedef bu mudur, bilemiyoruz. Akıllarda meşhur “Palmiye Adalar” olarak bilinen, dünyanın en çok para yiyen ve çok fiyakalı biçimde iflas eden sağlık serbest bölgesi modeli varsa, gideceği yer de bellidir.

Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyeli yıllardır söylenir. Kapatılıp buharlaştırılan Kalkınma Bakanlığı da bunun “ham hayal” olduğunu anlattı durdu. Mesele şimdi yaşadığımız salgın değil, insanların seyahat edememesi değil. Sağlık ve benzeri pek çok hizmetin sınır aşan dijital tabanlı uzaktan erişimli uygulamalara dönüştürülmesi hedefleniyor. Dünyadaki gelişmiş ülkeler dijitalleşme nedeniyle ortaya çıkan işsizlerini “ithal” etmek istiyor. Teknolojilerini, işsizleriyle birlikte “satmak” istiyor.

http://m.bianet.org/bianet/saglik/224214-istanbul-covid-19-sahra-turizmi-hastanesi

  • İzmir LGBTİ Onur Haftası Komitesi salgından virüse yakalanma dışında ekonomik ve sosyal sonuçlardan çok sert bir biçimde etkilenen LGBTİ+’ların var olan derin eşitsizlikler ve ikili cinsiyet sistemine dayanan toplumsal roller sebebiyle ihtiyaçların ve kırılganlıkların yok sayıldığına ilişkin, talepleri de içeren bir açıklama yaptı.
  • Bölge Kriz Koordinasyonu, yaptığı yazılı açıklamada hükümetin politikalarını eleştirerek vaka sayılarındaki düşüşlerin yanılgıya neden olabileceği uyarısının bulundu. Test sayısının arttırılması gerektiği, sınavların ertelenebileceği belirtilirken, cezaevlerinde tedbirlerin uygulanmadığı, hasta tutsakların tahliye edilmediği ve vaka sayılarındaki şeffaflığa ulaşmak adına vakaların HDP il ve ilçe merkezlerine de iletebileceği belirtildi.

  • İzmir’in Bayındır ilçesinde Sarıyurt köyünde bulunan Karlık dağının batı yakasında 850 metre rakımda 2010 yılında ortaklaşılarak 50 dönümlük bir arazide kurulan Gağgı Çiftliği, 900 yıllık anıt özelliğe sahip kestane, ceviz, armut, elma, erik ve meşe ağaçları ile çevrili, az teknoloji, az para ile doğal bir yaşam sürdürülmeye çalışılıyor. Çiftlikteki yapılar ise yurtlardan oluşuyor. Mutfak, banyo, atölye, sera gibi yurtların inşa edildiği Gağgı’da bulunan 8 yurt odun sobası ile ısıtılıyor.  Yurtların kapılarında kilit yok. Kışın kar eritilerek su ihtiyacı gideriliyor, ürünler güneş yoluyla kurutuluyor, ürünlerdeki kurtlar el ile ayıklanıyor. Bir yaşayanı : ‘Komün bir beklentili bir enerji ile inşa edildi burası. Hayalim komün enerjinin Gağgı’da gerçekleşmesidir. Burada yaşam kolektif bir zihinle başlıyor. Gağgı’da doğanın takvimine göre hareket ediyoruz. Gağgı’nın felsefesi insanın kendi iç enerjisini doğanın enerjisi ile birleştirmek. Doğa iyi bir öğretmen, o iyi öğretiyor ama devamsızlık yapmamak, kaçmamak gerekiyor. Doğa ile beraber yaşamak gerekiyor.’,  ‘Burada şehirdeki insanların yaşadığı bulaşıcı hastalıkları yaşamıyorum. 6 yıldır buradayım grip ya da farklı bir hastalığa daha yakalanmadım. Burada yaşım ilerliyor ama daha da dinçleşiyorum.’ ‘Yeryüzündeki insanların ülke, ırk ve dil olarak ayrışmasını istemiyorum. İnsanları birleştirecek küçük faaliyetlerin olması gerektiğini düşünüyorum. Benim için de insanları birleştirecek o küçük faaliyet Gağgı. Buranın insanlar için bir yeryüzü evi olmasını istiyorum.’
  • Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü’nce çıkarılan ”Türkiye‘nin Yaşlanma Atlası”nda,  ülkedeki en uzun ömürlü ve sağlıklı insanların yaşadığı 10 yer arasında gösterilen Ordu’nun Gölköy ilçesinde hiç koronavirüs vakası olmaması organik beslenmeye bağlanırken şehirleşmeden uzak ekolojik yaşamın buna katkı sunmamış olması aşikardır.

https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/ordunun-golkoy-ilcesinde-en-uzun-omurlu-insanlar-yasiyor-corona-virus-vakasi-da-yok,eGCZ7xYN70aPSQx24HOLoQ/ySMnJ5CxokOkOj-nzOAkJw

  • Cinsel tacizle beyanının ardından Şok Market yöneticileri tarafından Dersim’deki bir şubenin müdürlüğünden alındığı söylenen Yaşar Koç’un aynı marketin Bingöl’deki bir şubesinde çalıştığı ortaya çıktı. Mağdur, avukatlar ve kadınların ısrarları sonucu Koç işten çıkarıldı.
  • HDK Kadın Meclisleri infaz yasası ile ilgili basın açıklaması yaptı. Evlilikle istismarın aklanamayacağı ve çocukların cinsel istismarının affı olmayacağının altını çizdiği açıklamanın sonunda bilimsel akılla hareket etmesi gereken bir dekanın sarfettiği sözlerin devlet aklından alınan güvenle sarfedilebildiği ifade edildi. Kadınlara karşı olan cinsel şiddet ve çocuk istismarının önlenerek şiddet dolu bir hayatın önüne geçilebilir.
  • Salgında kadınların güvenliğini nasıl sağlanacağı ile ilgili tartışmalar sürüyor.
    ‘Naomi Klein, Şok Doktrini kitabında, köklü toplumsal ve ekonomi mühendisliğinde toplu travma anlarının yarattığı şok etkisinin nasıl bir fırsat olarak kullanıldığının dünya tarihinden olaylarla ö Klein’a göre, krizler meydana geldiğinde alınan önlemler etrafında yer alan düşüncelere bağlı olurlar. Şok doktrininde krizler demokrasinin serbest bölgeleridir, rıza arayışında olmaz ve bu dönemde ortaya çıkan düşüncelere meşruiyet kazandırmaya, katlanılabilir kılmaya ve fırsat doğduğunda denemeye değer hale getirmeye yarar.’
    https://www.catlakzemin.com/covid-19-salgininda-kadinlarin-guvenligi/

  • Koronavirus acisindan ‘risk-azaltma’ nasil isler?

Oncelikle insanlara dusuk ve yuksek riskli davranislarin iyi anlatilmasi gerekir. Otoriteler, yuzde yuz kacinmanin mumkun olmadigi durumlar icin dusuk riskli olani desteklemeli, ortam saglamalidir. Ev partilerinin yasak olmasi devam edebilir fakat acik havada eglenme, toplanma, fiziksel mesafeyi korumanin daha mumkun oldugu bu alternatifi sunmak uzun vadeli bir antikoronavirus stratejisi olabilir.

Ikinci olarak, kisilere gore degisen baglamsal faktorler gozardi edilmemelidir. Insanlar yogun yalnizlik, endise icinde, zevk alabilecek bir seyler ararken simdiki onlemlere cok zit dusebilirler fakat dusuk riskli durumlar da mumkun ve bu senaryoda bir arkadasla acik havaya cikmak, insani bir iletisimde bulunabilmek cok daha agir basabilir.  Bu baglamsal durumlarin biri de fiziksel mesafenin korunabilmesinin imtiyazli bir gruba nasip oldugu durumlar. Amerika’daki sistemik irkciligin bir gorunurlugu… Siyahlar sadece pandeminin etkileriyle degil, Amerika toplumunun buna verdigi yanitla da uzun sure cebellesmek zorunda kalacak.

Ucuncu olarak, Amerikalilar, yuksek riske ragmen bazi insanlarin bu secimleri yapabilecegini kabullenir. Onlari utandirmak yerine, yapmamiz gereken : mumkun olan onlemleri gostermektir. Yiyecek iceceklerin paylasilmamasi, maske takma, elleri yikama gibi.

https://www.theatlantic.com/ideas/archive/2020/05/quarantine-fatigue-real-and-shaming-people-wont-help/611482/

  • Koronavirüsün kolektif açmazına karşı kolektif bir yanıt geliştirmeye ihtiyacımız var – David Harvey

Bir anti-kapitalist böylesi bir durumda ne düşünür?

Marx, devrimci bir projenin işçilerin öz kurtuluşuna odaklanması gerektiği konsuunda kararlıdır. Bu formüldeki ‘öz’ vurgusu önemlidir. Dünyayı değiştirmeye dair her büyük proje, aynı zamanda kendini dönüştürmeyi de gerektirir. Bu nedenle işçiler kendilerini de değiştirmek zorundadır.

Marx’ın tekrar tekrar vurguladığı da işte budur: gerçek bireyciliğin, özgürlüğün ve kurtuluşun kökleri, burjuva ideolojisinin habire yücelttiği sahte olanın tam aksine, tüm ihtiyaçlarımızın kolektif emekle karşılandığı, böylece günde 6 saat çalışabildiğimiz ve zamanımızın geri kalanını tam olarak keyfimize göre harcayabildiğimiz koşullardır.

Sonuç olarak, alternatif, sosyalist bir toplum inşa etmenin dinamiklerini ve olanaklarını gerçekten düşünmek için ilginç bir zaman değil mi? Ama böyle bir kurtuluş yoluna girebilmek için öncelikle yeni bir gerçeklikle birlikte yeni bir tahayyülün de mümkün olduğunu görmek üzere kendimizi özgürleştirmemiz gerekiyor.

Koronavirüsün kolektif açmazına karşı kolektif bir yanıt geliştirmeye ihtiyacımız var -David Harvey

  • Selçuk Çelik – Ata Soyer Sağlık  ve Politika Okulu Öğrencisi :

SGK 7 Mayıs’ta Covid-19’un Meslek Hastalığı/iş Kazası kabul edilemeyeceği şeklinde bir genelge yayınladı. Yani SGK’ya göre Covid-19 sebebiyle hayatını kaybeden sağlık alanındakiler dahil işçilerin aileleri işverenden veya devletten hak talep edemeyecek.

Salgının hızını azaltmak için sokağa çıkma yasağı ilan edilen günler dahil işyerlerinde, işçi servislerinde veya toplu ulaşım araçları gibi bulaş riskinin yüksek olduğu yerlerde bulunmak zorunda kalan; dolayısıyla pandemi döneminde evde kalma hakkını kullanamamış işçilerin Covid-19’a yakalanmalarının ve hatta virüsü ailelerine bulaştırmalarının sebebi çalışmak zorunda olmalarıdır. İşçilere pandemi döneminde ne ücretli izin hakkı tanınmış ne de devletten yeterli maddi yardım sağlanmıştır. Bulaş riskini azaltmak için işyerleri, marketler gibi yerlerde kullanılması yasal olarak zorunlu olan maskeler bile işçilerin büyük çoğunluğuna ne devletten ne de işverenden yeterli miktarda sağlanmıştır. Çalışma ortamına bağlı oluşan tüm hastalıklar gibi Covid-19 da bir meslek hastalığıdır.

Pandemi döneminde “çarklar dönmek zorunda” şeklinde ifade edilen ve zorunlu olmayan sektörlerde üretimin devam ettirilme konusu sermayenin ekonomik kaygılarının bir sonucudur. Ücretli izin hakkından mahrum bırakılmaları ve devletten yeterli maddi destek sağlanamadığı için çalışmak zorunda olmaları işçiler için ekonomik bir meseledir ve yine Covid-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi durumunda doğacak maddi yükten işverenlerin kaçınması ve devletin bu konuda verdiği destek yine ekonomik bir meseledir. İşçiler ve işverenler bağlamında devletin tuttuğu taraf doğal olarak politik bir meseledir. Bu tartışma ne tıbbın ne de hukukun çerçevesine tam anlamıyla sığar. Meslek hastalıklarını da içinde barındıran işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi, işçi sınıfının politik bir özne olarak vereceği mücadelenin parçasıdır. Hukuk da bu mücadelenin arkasından gelecektir.

 



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 27 EYLÜL 2020

GÜNDEM İsrail’de karantinaya rağmen Netanyahu karşıtı eylemler sürüyor. İsrail’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteride açılan, “Demokraside ...