BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / ARŞİV / Neden Şehir Hastanelerine Karşı Çıkıyoruz?

Neden Şehir Hastanelerine Karşı Çıkıyoruz?

‘’Bütçe kısıtları/sınırlılıklarını aşma ve ilave kaynak ihtiyacı sağlama’’ diye gerekçelendirilerek Kamu Özel Ortaklığı modeli ile yaşama geçiriliyor. Yine özel sektörün sahip olduğu işletme deneyimlerinin (teknoloji, bilgi ve beceri), finansman riskini iyi yönetebilme ve zamanı iyi örgütleme becerisinin (üretim organizasyonu) kamu altyapı ve hizmet sunumuna aktarılması olarak model savunuluyor.

Bu gerekçelerin karşılığı var mı? Yoksa işin içinde sermaya için devasa imtiyazlar mı var? Bu yazıda şehir hastaneleri ile ilgilili projenin toplum, hastalar ve sağlık emekçileri için ne anlama geldiği ortaya konmaya çalışılacaktır.

 

  1. Risk paylaşımının nerdeyse tümü kamuya ait…
  • 25 yıllık işletme süresi boyunca, Sağlık Bakanlığı’nın şirkete yıllık kira ödeyecek olması
  • Sağlık Bakanlığı tarafından garanti edilen hizmet ödemelerinin %70 doluluk oranına dayalı olması
  • Ödemelerin döviz kuru, ÜFE ve TÜFELER üzerinden olması ve bunlara asgari ücret artışlarının dahi eklenmesi
  • Yüklenici dövizle borçlanmış ise kur artışı çok olursa kur farkı ödenmesi
  • Kamu ihale kanununa tabi değil
  • Vergiden muaf olması (Her türlü iş ve işlemler ile düzenlenecek kâğıtlar, damga vergisi ile harçlardan müstesnadır)
  • Şirketin aldığı finansman kredisini ödemede güçlük çektiğinde kamu tarafından ödenmesi
  • Kamunun özel adına borçlanması
  • Sözleşmeler ticari sır diye saklanması
  • Arazinin kamu tarafından tahsis edilmesi
  • Hastane tasarımının kamu tarafından üstlenilmesi
  • Taşınan arazilerin şirkete kalması (TTB tarafından açılan davalarla şimdilik ertelenmiş durumda)
  • Denetlenmenin özel şirketlere devredilmesi (TTB tarafından iptal ettirilmesine karşın henüz mahkeme kararı uygulanmıyor)
  • Anlaşmazlıklarda ulusal düzeyde bir şeye yapılamıyor. Şhtilafın 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu çerçevesinde çözümlenebileceğini kararlaştırabilir.

 

  1. Hastanecilik hizmetleri açısından teknik sorunlar içeriyor
  • Yatak sayısı çok fazla
    • dünya örneklerine göre bile çok daha fazla yatak sayısı var.
    • 1000 yatağın üzerinde aynı modelde yapılan hastane sayısı çok az iken, Türkiye’dekilerin çoğunluğu 1000’in üzerinde. Birkaç örnek Adana 1550, Mersin 1250, Kayseri 1584, Ankara-Bilkent 3660, Ankara-Etlik 3566, Eskişehir1081, Bursa 1355, Elazığ 1040, Gaziantep 1875, İzmir Bayraklı 2060, Konya 1250, İstanbul-İkitelli 2662, İstanbul Sancaktepe 4500 yatak deniliyor
    • Bilimsel verilere göre hastane yatak sayıları 100-600 arası olması öneriliyor.
  • Kapalı alanlar çok büyük
    • Gelişmiş ülkelerde yeni yapılan hastanelerde yatak başına kapalı alan 150-200 m2 iken şehir hastanelerinde 287 m2
    • Çok büyük olması inşaatı yapanlar için kazanç kapısı olurken bakım, enerji vb. açıdan kamu için çok büyük maliyetlere yol açıyor.
  • Çok sayıda olması
    • Dünya örneklerinde bir ülkede sınırlı sayıda olmasına karşın Türkiye’de sayısı 32’yi bulmuş durumda.
  • Çoğunluğu şehrin dışında
    • Bu durum sermaye açısından kentsel rant fırsatı olurken halk için ciddi erişim zorluklarına yol açmakta, özel hastanelere mahkum bırakmakta.

 

  1. Ekoloji ve şehir planlaması açısından sorunlar
  • ÇED raporu istenmemesi (Bu karar iptal ettirilmesine karşın henüz ÇED planı yapılmış bir şehir hastanesi projesi yok)
  • ÇED raporunun olumsuz geleceği mevcut hastanelerin ekoloji açısından ne kadar sorunlar taşıdğından belli. Örneğin:
    • Isparta: Hava kirliliğinin en çok hissedildiği yerde Bilkent-Ankara: Hastaneye gidecek yol yok. Bu nedenle Atatürk Orman Çiftliği’nden geriye kalan alanları, içindeki Botanik Bahçesini de bölecek bir yol planı yapılıyor. Yolun güzergahı ODTÜ’den geçiyor. Arazi dere yatağı…
    • Kocaeli: Askeri alan tahsis edildi. Alan mayınlı çıktı; zaten Kocaeli’nde bölgenin adı “cephanelik
    • Ordu: Botanik bahçesi
    • Trabzon: Kıyı yasası çıkartıldı, deniz doldurularak yapılıyor
    • Kayseri: Bataklık alanı
    • Elazığ: Bir kısmı Şehitlik diğer kısmı SİT alanı
    • Konya: Ülkenin ilk tohum geliştirme arazisi üzerine inşa edilecekti, itirazlar sonucu mezbaha ve otoyol arasına sıkıştırılıyor
    • Bursa: Ulaşımın olmadığı oto yollar arasına yapılıyor
  • Şehir planlamasının hiçe sayılması nedeniyle başta ulaşım olmak üzere her türlü alt yapı açısından sorunlara yol açmakta.
  • Ayrıca kent talanıyla birlikte toplumsal bellekte silinmeye çalışıyor.

 

  1. Geleneksel kamu yöntemlerine ve özel sektörün yaptığı hastanelere göre çok fazla maliyet içeren sözleşmeler sözkonusu. Büyük bir soygun sözkonusu.
  • “Dünyada ve Türkiye’de Kamu Özel İşbirliği Uygulamalarına İlişkin Gelişmeler Raporu 2016-Kalkınma Bakanlığı’’ bilgilererine göre yapılan hesaplara göre 18 şehir hastanesi için toplam yatırım tutarı 10,500 milyon dolar olmasaına karşın ödenecek toplam kira bedeli 30,263 milyon dolar. Bir yatır 3 kazan.
  • Yatak başına maliyet şehir hastaneleri için ortalama 389 bin dolar olarak gösterilemesine karşın kamu kuruluşu niteliğinde bulunan Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından Haziran 2016’da hazırlanan bir raporda sıfırdan kurulacak tam donanımlı bir hastane için verilen yatırım fiyatı yatak başına 90 bin dolar düzeyinde hesaplanıyor. Neden 4-5 katına hastane inşaatı yaıyoruz. Yandaş özel hastaneler inciri olan Medikalpark bile yatak başı maliyetini 208 bin dolara mal ettiğini de unutmamak gerekir. https://ahvalnews.com/tr/hastaneler/cilgin-sehir-hastanelerinin-maliyetleri-daha-da-cilgin
  • Yatak başına maliyet şehir hastanelerinde 924.776 TL ike aynı dönem ülkemizde yapılan özel hastanelerde 269.991 TL. (Pala K, 2015) Bir yatır 3 kazan.
  • Oysa yakın yıllarda Erzurum’da klasik ihale yöntemiyle yapılan 1.200 yataklı, içinde 7 adet ameliyathanesi, yoğun bakım ünitesi de olan hastane maliyeti 213 milyon TL mal olmuştur. Türkiye’nin 81 iline aynı büyüklükte birer tane hastane yapılsa maliyeti yaklaşık 17 milyar TL olacaktır. (Erbaş Ö, 2015)
  • Şirketler yatırım maliyetlerini 3-4 yılda amorti edecekler. Buna karşın kira ödemeler 25 yıla tamamlanacak. Hem de döviz garantili.
  • Sadece inşaat yatırımında kazanan yandaş şirketler 25 yıllığına hastanenin bakım-onarım, destek hizmetleri ve tıbbi destek hizmetleri (laboratuvar hizmetleri, radyoloji hizmetleri, fizyoterapi hizmetleri, sterilizasyon gibi) şirkete devredildiği de unutmamak gerekir. Miktara bağlı verilen hizmetlerde (yemekhane, çamaşrhane vb.) diğer kamu hastanelerine göre sözleşme koşullarının çok yüksek olduğu dile getirliyor. Keza miktara bağlı olmayan hizmetlerde de %70 doluluk garantisini unutmamak gerekir. Hizmet sunulmasa da ödeme yapılacak.
  • Yine şehir hastaneleri sınırları içindeki her türlü ticari faaliyet şirkete ait. Otel, benzin istayonu, kafeterya, kantinler, otopark, kreş, ezcane, AVM, aklınıza ne gelirse yani…
  • Tüm donanım yeni. Taşınan hastanelerin tıbbi donanımı ne olacak. Tıp teknolojisi çöplüğü mü olacağız?
  • Yapılalı veya onarılalı henüz 5 yıl dahi olmamış devlet hastanelerinin bile taşınıyor.

 

  1. Bu hastanelere ihtiyaç var mıydı? İhtiyaölar neye göre saptandı, kimlerle saptandı. Tamamen belirsiz. Karar alma süreci tamamen antidemokratik. AKP kendi milletvekillerinden hatta bakanlar kurulundan bile kaçırdığı bir soygun projesi.
  • Yatak sayısı artacak deniyor. Verilen rakamlar ve taşınan hastanelerdeki yataklar karşılaştırılıyor. Artış yok, hatta bazılarında azalma bilr söz konusu.
  • Hangi sağlık sorunları çözmek için yapıldı: Bulaşıcı olmayan hastalıklar deniyor. Bunların ortaya çıkmasını mı önleyelim, yoksa bırakalım insanlar hasta olsun, şirketleşen hastaneler bu işten para mı kazansın. Tercih ikincisinden yana.
  • Kompleks hastalıklar için deniyor, Üniversite hastaneleri ne işe yarayacak, bu hastanelerin asıl rolleri kompleks hastalıklar/hastalar için üçüncü basamak hizmeti değil mi?
  • Sağlık turizmi deniyor? Bu alana zaten özel sektör göz dikmiş, halen yabancı hasta başvurusu çok çok az olduğu biliniyor. Özel sektörle bu konuda nasıl rekabet edilecek?
  • Adana Şehir Hastanesi, aynı zamanda Eğitim Araştırma Hastaneleri olmuş. Buna karşın ne eğitim ne de araştırma için fiziksel altyapı dahi düşünülmemiş… Kim karar vermiş, projede bu neden dikkate alınmamış?
  • Neden tartışmalara akademi, meslek örgütleri (TTB, TMMOB, …), sendikalar, siyasi partiler ve toplum katılmıyor?

 

  1. Vatandaşlar için ilk bakışta otel konforunda hizmet memnuniyet getirse de gün geçtikçe sorunlar daha görünür hale geliyor:
  • En çok dile getirdiği şikayetler ulaşım ilgili olup şehre olan uzaklığı, ulaşımın zorluğu ve toplu ulaşım araçlarının kısıtlılığı ve hastaların uzun mesafelerde ayakta gitmek zorunda kalmaları
  • Ulaşım sorununa bağlı maddi külfetler (özellikle bu sorun yaşlı, engelli, çocuk ve kadın hastalar, uzak semtlerden gelen yoksul hastaları ciddi olarak etkiliyor)
  • Ulaşım sorunu acil hastalar için de ciddi zaman kaybı demektir ve geri döndürülemez sağlık sorunlarına da yol açma riski var
  • Coğrafi konumla ilgili bu soruna etrafında temel gereksinimleri karşılayacak işyerlerinin ve eczanelerin olmaması
  • Hastane içinde ulaşımın çok zor olması, poliklinik, klinik, laboratuvar ve radyolojik görüntüleme gibi hizmetler için çok dolaşılması, özellikle yaşlı ve ağır hastalar için bu büyük sıkıntılara yol açmakta
  • Poliklinik önlerinde uzun kuyruklar olması, randevu almada yaşanan sorunların devam etmesi ve ne zaman muayene edileceğinin bilinmemesi
  • Hastane içinde ulaşım için reklam edilen golf arabalarını yakalamak oldukça güç
  • Katlar arasında merdivenin olmaması, ulaşımın sadece asansörle yapılması ve asansör için geçen bekleme süreleri
  • Hastane içinde yön bulmak da zor olup, navigasyonlarla mümkün olabilmektedir.
  • Hastanenin kafeteryasında fiyatlar oldukça yüksek, neredeyse havaalanı fiyatlarıyla aynı düzeyde
  • Hastane olarak değil, AVM gibi algılanması, şifa değil de alışveriş için gidildiği hissinin uyanması
  • Mekanın büyüklülüğü ve ihtişamı altında sağlık emekçileri ve vatandaşlar için güçsüzlük-muhtaç kalma algıları dayatılması
  • Hastanenin büyüklüğü, çalışan sayısının fazlalığı ve günlük yararlanan hasta sayısı düşünüldüğünde kentin trafik sorunu
  1. Sağlık emekçileri için gerekçe olarak sunulan özel sektrünün operasyonel etkinliği-verimliliği nelerin ortaya çıkacağının ipuçlarını veriyor. Yalın üretim şehir hastanelerinde tüm üretim sürecine hakim olacaktır. Yalın üretim ‘çoğu azla yapma’ ve ‘artıdeğere dönmeyen artık zamanların azaltılması’ gibi iki temel amaç ile tanımlanıyor. Bu amaç daha çok verimlilik ve etkinlik sözcükleri ile savunula geliyor. Girdinin azaltılması, çıktının (karın) artırılması ile mümkün oluyor. Sağlık emekçileri, tıbbi teknoloji, tıbbi sarf malzemelerinin kullanımının değerlendirilmesinde verimlilik karşımıza çıkıyor. Şehir hastanelerinde daha fazla hasta bakılması, daha fazla tetkik yapılması, daha fazla tıbbi girişim yapılması isteniyor. Sağlık hizmet üretiminde fabrika rejimine geçiliyor. Fabrikanın karlı olması içinde vatandaşın daha çok gelmesi, daha çok zaman geçirmesi, tetkik ve tedavi teknolojileri ile daha çok tanışması gerekiyor.

Açılan şehir hastanelerinde sağlık emekçilerinin dile getirdiği sorunlar:

  • Sağlık emekçisi sayısının azalması, bazı sağlık çalışanlarında azalma (poliklinik sekreterleri);
  • Iş yükü ve artan işyüküne yönelik bir istihdam politikasının yapılmaması;
  • Şirkete devredilen yeni alanlar (radyoterapi, fizyoterapi);
  • Taşeron işçilerde işten çıkarılma endişesi;
  • Sözleşmeli personel uygulaması (4924 sayılı yasa), ücretlerde erime (performans, döner sermaye ödemelerinin yapılmaması);
  • Mesleki tecrübe ve deneyimlerini tıbbi tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinde kullanabilmesi engellenmesi, mesleki özerkliğin yok olması;
  • Her şeyin standartlaştırılmış işlemlere, prosedürlere dönüşmesi, klinikteki iş akışına, mekanın düzenlenmesine ve tıbbi hizmetlerin sunumunda şirketin müdahale etmesi;
  • Çalışma programın düzenlenmesinde sağlık emekçilerinin tamamen dışarıda tutulması;
  • Artan denetim ve gözetim baskısı, çalışanların formalarına çip takılarak izlenmesi, izin kullanımında zorluklar;
  • Mesai bitimi sonrası devir işlemleri nedeniyle çalışma saatlerinin uzaması; işlerin tamamen parçalanması, yönetimde çok başlılık ve şirketin kendisi ile doğrudan ilişkisi olmayan işlerde bile müdahil olması; sorunların çözümü için muhattap bulunamaması;
  • Evden işe-işten eve geçen ulaşım süresinin uzaması;
  • Otomasyon sisteminin tüm işlere sirayet etmesi, kolaylıkla bitecek işlerde teknolojik bürokrasi nedeniyle ciddi zorlukların yaşanması;
  • Mekanın büyüklüğünün getirdiği zorluklar (ulaşım, işlerin zamanında yapılamaması, mavi kod başta olmak üzere kodların tümününde aksamalar);
  • Çalışanların sosyal olanaklarının yokluğu ya da yetersizliği (dinlenme odaları, giyinme odaları, kreş, sendika odası, sendika panosu, vb.);
  • Çalışanlar arası ilişkilere izin vermeyen çalışma ortamı; çalışanlar için ortak mekanların olmaması, yemekhane vb. Mekanların parçalanması;
  • İzolasyon;
  • İşçi sağlığı ve güvenilği hizmetlerinin henüz organize olmaması;
  • Çalışma yaşamında bu ciddi değişikliğin yararttığı aile ve sosyal ilişkilerde yaşanan sorunlar ve
  • İşyerindeki görevlendirmelerde yaşanan ciddi ayrımcılıklardır (yandaş sendikanın bu süreçte pozisyon alması).

Son sözü Kamu Özel Ortaklığı ile şehir hastaneleri projesinin ilk çıktığı ülke olan İngiltere’ye bırakalım.

  • Jubilee Debt Campaign denilen kurulul tarafından yapılan Şehir hastaneleri raporunde (2017) İngiltere’nin kazık yediği KÖO projelerini yurt dışında teşvik etmesi ele alınıyor. İngiltere’nin projenin olumsuz yönlerini aktarmadığı, üstüne üstlük KÖO projeleri için fon verdiği dile getiriliyor. Türkiye’de fon alan ülkelerden
  • İngiltere parlamentosu Hazine Seçimi Komitesi ve Ulusal Denetim Bürosu tarafından hazırlanan raporlara göre KÖO modeli en az iki kat daha maliyetli
  • NHS hastaneleri PFI kredisi 80 milyar sterlini aştı, orijinal sermaye maliyetinin 7 katı (İngiltere’nin Uluslararası Ticaret Sekreteri Dr. Liam Fox: Nisan 2017)
  • “Diğer ülkelerde bu yağma olarak adlandırılana, burada KÖO deniyor”(Boris (Johnson, Dışişleri Sekreteri)

 



İLİŞKİLİ İÇERİK

OLANAKLAR/ Baran Kılıç*

Edward Norton Lorenz, kelebek etkisini “Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de bir fırtınanın kopmasına ...