BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / Korona Günlüğü 8 Ağustos 2020

Korona Günlüğü 8 Ağustos 2020

GÜNDEM

  • Türk lirasının değer kaybı karşısında döviz kurları ve altın fiyatları yükselmeye devam ederken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dövizdeki yükseliş ve ekonomideki gidişatın Kürt sorununda girilen savaşla bağlantılı olduğunu belirterek, “Terörle mücadele ücretsiz yapılmıyor. Ciddi mânâda harcamalarımız oluyor” dedi. 
  • Memleketi yönetememe ve kapitalizmin krizinin stepnesi ‘dış mihraklar’ olmaya devam ediyor. Ekonomik krizin kök nedeni kapitalizm ve otoriter rejim olduğu alenen ortadayken Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, döviz ve altın fiyatlarında yaşanan artışla ilgili yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisine “kur oyunları” üzerinden saldırıldığını iddia etti.
  • HDP Diyarbakır İl Örgütü, Kürt illerinde sürekli artan covid-19 vakaları için devletin gereken önlemleri almadığını belirterek, halka kendi önlemlerini alması için çağrı yaptı. 
  • İşçi sağlığı ve güvenliğinin yok sayıldığı tarım işçileri öldürülmeye devam ediyorlar. Siverek’te tarım işçilerini taşıyan minibüs devrildi bir çocuk öldü, 25 kişi yaralandı.
  • Türk Hava Yolları (THY), Almanya’ya seyahati öncesi 48 saat içinde alınmış negatif Coronavirus testi (PCR) ibraz etmeyen yolcuların uçuşlara kabul edilmeyeceğini açıkladı.
  • Cezaevlerinde hak ihlalleri devam ederken tutuklu ve hükümlüler haklarından vazgeçmiyorlar. Aksaray cezaevinde hak ihlallerine karşı 5 tutuklu 24 Temmuz’da başlattıkları açlık grevini kazanımla sonlandırdılar.
  • Diyarbakır’da bir kadın daha anadilinde hizmet alacak resmi kurum ve tercüman olmadığından yaşadığı şiddeti anlatamadı. Kocası tarafından ağır yaralanan kadın hala hastanede yatıyor. 
  • Diyarbakır’da devlete ait bir anaokulu, çocuklarını kaydetmek isteyen velilere  taahhütname imzalatıyor. Kimi ailelerin imzalamadığı taahhütnamede, koronavirüs (Kovid-19) salgını belirtilerin görülmesi üzerine yaşanacak şikayetler velilere yükleniyor. 
  • Pandemi kontrol altına alınmazken okulların açılmasına dair tartışmalar ve kaygılar devam ediyor.

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Coronavirusun bulaşıcılığının, sonbaharda daha tehlikeli bir biçimde yayılma göstereceğine ilişkin uyarılara rağmen okulların açılacak olmasını Meclis gündemine taşıdı. “Binlerce öğrenci salgının en tehlikeli dönemi olan sonbaharda okullarda nasıl eğitim alabilecekler? Sınıf ortamında ve teneffüslerde öğrencilerin gerekli sosyal mesafe ve maske kullanımının sağlanmasının nerdeyse imkânsız olduğunu, bu durumun vaka sayılarında ciddi bir artışa neden olacağı endişesinin öğrenci ve velilerde kaygıya neden olduğunu belirtti.

MetroPOLL Araştırma “31 Ağustosta okulların açılmasını planlanıyor. Siz bu tarihlerde koronavirüs salgını nedeniyle okulların açılmasını güvenli buluyor musunuz?” diye sordu.Ankete katılanların yüzde 26,5’i soruya “evet” derken yüzde 64’ü “hayır” derken AKP’lerin de %53’ü ‘hayır’ dedi.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası, açıklamada, ” Sırf özel okul sahipleri tahsilat yapabilsin diye okulları açmak, salgını yaygınlaştırmaktan başka sonuç vermeyecektir”dedi.

  • Selahattin Demirtaş ölüm orucunda olan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için tüm toplum ve meslektaşlarına daha fazla duyarlılık göstermeleri için çağrı yaptı.
  • Beyrut’ta meydana gelen patlamada ölen kişi sayısı resmi açıklamalara göre 154’e çıktı.5000’ine yakın yaralı olduğu ve bunların %20’sinin hastanede takip edildiği 120 kişinin durumunun da ağır olduğu bilgisi paylaşıldı.
  • CPT kamuoyu baskısı ile İmralı’ya yaptığı ziyaretin gözlem raporunu paylaştı. HDP Sözcüsü Ebru Günay, “İmralı sistemi bütün ülkeye yayıldı. 2020 yılında CPT gitti mi? En son ne zaman gitti? Daha da önemlisi açıkladığı bu raporun gerekliliklerini takip edecek mi?’’dedi.

MEVCUT DURUM – SALGININ KONTROL SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI

  • Dünya genelinde toplam vaka sayısı 19.5 milyonu geçti. 
  • Afrika’da vaka sayısı 1 milyonu aştı. Sadece Güney Afrika’da 545 binden fazla vaka tespit edildi. Güney Afrika’yı vaka artışı ile Mısır izliyor. İki ülke birlikte Temmuz ortasına kadar toplam vakaların yüzde 75’ini oluşturuyor. Yeni vaka sayısı 13 binin üzerine çıktı. Yeni vaka bildirimin yarısından fazlası Güney Afrika’ya ait. Bu ülkeyi Fas, Kenya, Etiyopya, Cezayir, Gana ve Nijerya izliyor. Afrika’da her ülkede yeterli test yapılmadığı endişeleri dile getiriliyor. Resmi verilere göre Afrika kıtasında Covid-19’dan kaynaklı 22 bin 453 kişi hayatını kaybetti. Virüse yakalanan 708 bin kişi ise iyileşti.
  • Küresel yeni vaka bildiriminde artış devam ediyor. Son 24 saatte yeni vaka sayısı 283 bini geçti. 
  • Yeni vaka sayısında zirveye yeniden ABD oturdu, 63 bin 246 hasta ile… Ardından gelen ülkeler degişmedi: Hindistan, Brezilya, Kolombiya, Peru, Arjantin, Güney Afrika, Meksika, Rusya ve İspanya izliyor. Güney ve Güneydogu Asya ile Ortadogu ülkelerinde de yeni vaka artışı devam ediyor. 
  • Covid-19 bağlı can kaybı 723 bini geçti, günlük ölüm bildirimi 6 bin 500 civarında. 
  • Sağlık Bakanı Koca’ya göre de yeni vaka sayısında artış devam ediyor. Son 24 saatte 1,185 kişi Covid-19’a yakalandı, 15 kişi hayatını kaybetti. Toplam can kaybı 5 bin 813’e yükseldi. Ağır hasta sayısı (585 kişi) ve pnömonilı (zatürre) hasta oranı (%8.3) ciddiyetini sürdürüyor. Test sayısında yükselme devam ediyor, bir günde yapılan test sayısı 56 bin 726 oldu. 
  • Memleketten Covid-19 manzaraları: Sivas’ta tanı kiti yok, Manisa’da vaka sayısı 3’e katlandı, Urfa’da 390 konutta karantina, Trabzon’da bir haftada 225 vaka.
  • SES: Bakanlığın yeni hasta sayısını 1083 açıkladığı gün Ankara’da yeni vaka sayısı 1000.
  • İyi Parti Isparta milletvekili Aylin Cesur da Ankara’daki günlük vaka sayısının şimdiden 1400’e ulaştığını belirtti.
  • Batman Tabip Odası Başkanı Selahattin Oğuz: Batman’da günlük yapılan 500 testin yarısının pozitif çıkıyor. 1 Haziran öncesi toplam vaka sayısı 670 civarında iken, 1 Haziran sonrası günlük vaka sayısı 200’leri buldu.
  • Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı Doktor Osman Yüksekyayla: Her gün en az 300 evin karantinaya alınıyor. İldeki hastanelerin Covid-19 tedavisine ayrılan bölümlerinin tamamının doldu. Kesin olmamakla beraber günde 400-500 arasında vaka tespiti yapılıyor.
  • Gaziantep Tabip Odası Başkanı Doktor Ayşegül Ateş Tarla: Gaziantep’te salgının başlangıcından bu yana 300 hastanın yaşamını yitirdi.  Günde 300-400 pozitif tanı konuluyor. Temmuz ortası itibariyle, tüm yoğun bakım yatak servislerinin doldu. İldeki hastanelerde yatak kapasitesinin altı bini geçmesine rağmen, hastanelerde yer kalmadı. Birçok hasta, öğrenci yurtlarında tedavi ediliyor, bunun yanında yatış için acilde bekletilen onlarca hasta bulunuyor. Covid-19 hastalarının tedavisi için yoğun bakım kapasitesinin yüzde 25’den, yüzde 50’ye çıkarıldığı. İldeki hastanelerde, Covid hastası sayısı 1500 civarında. Haziran’da Suriyeli sığınmacılar arasında da hastalık oranı arttı. Yatan hastaların yüzde 25’inin Suriyeli sığınmacı olduğu tahmin ediliyor. Nisan ayında ortalama Covid-19 temaslı 10 kişiyi takip eden aile hekimlerinin, Temmuz’da 90 kişiyi takip etmeye başladı ve takip altındaki temaslıların Gaziantep genelindeki sayısının toplam 20 bini buldu.
  • Diyarbakır’da görev yapan Türk Tabipler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Doktor Halis Yerlikaya: Diyarbakır’daki hastanelerde yatan hasta sayısının yaklaşık 600, her gün 30-40 hasta taburcu olsa bile yatakların hemen doluyor ve sayı giderek artıyor. Diyarbakır’da bir günde 8 hastanın vefat ettiği gün, bakanın açıkladığı vefat sayısı 17 idi. Günde 10 hastanın vefat ettiği günler oldu. Klinik ve tomografi bulguları Covid olan ama testi negatif çıkan birçok vefat var. Vefat sayısı yüksek ve süreç şeffaf yürütülmediği için net veriler yok ama açıklanan rakamların çok üzerinde hasta ve vefat var, üç, dört ilin toplam rakamları bile bakanın açıkladığı günlük rakamlara denk geliyor. Bölgede de Urfa, Diyarbakır, Antep, Mardin’de hastanelerin kapasitesini zorlayacak kadar hasta var. 
  • Kuzey ve Doğu Suriye Sağlık Komitesi Eşbaşkanı Dr. Ciwan Mistefa, Til Koçber’de bir süredir Covid-19 tedavisi gören 54 yaşındaki bir kişinin bugün yaşamını yitirdiğini açıkladı. Açıklamada yaşanan ölüm ile birlikte bölgede Kovid-19 salgınında yaşamını yitirenlerin sayısının 3’e çıktığı ve bölgede 66 vakanın tespit edildiği belirtildi.
  • Kayseri’de Erciyes Anadolu Holding bünyesindeki fabrikalarda, işçilerin iddiasına göre bayram öncesinden bu yana 600 civarında işçi karantinaya alındı, yüzlerce işçide vaka görüldü. Mondi, Bellona ve Boytaş’ta vaka sayıları giderek artarken, Boyteks’te kadın işçilerin çalıştığı bölüm kapatıldı. 
  • Alınacak önlemlerle virüs bulaşının %97’si bir haftada engellenebilir. Prof.Dr.Mehmet Ceyhan’n dile getirdiği 5 önlem:
  • Mesailer kademelendirilmeli: İşyerleri çalışanlarını farklı saatlerde işe başlatmalı. Bu, toplu taşımalarda yığılmaların önüne geçmeyi sağlar.
  • Toplanmalara sınırlama gelmeli: Arkadaş, akraba toplanmaları 10’u geçmemeli. Taziye evlerinde aynı anda en fazla 15 kişi olmalı. O kişiler çıktıktan sonra yeni kişiler gelebilmeli. Tabii ki maske, mesafe kuralı uygulanarak. Asker uğurlama törenleri 25 kişiyi geçmemeli. Düğün ve nişanlarda açık veya kapalı mekana göre değişen, metrekareye bağlı kişi sayısı belirlenmeli.
  • İnsanlar gittikleri adreslerde kaydedilmeli: Bizim en büyük sorunlarımızdan biri de virüs taşıyanların gittikleri illerde yeni vakalar oluşturmaları. Örneğin İstanbul, Ankara gibi illerden Diyarbakır, Gaziantep, Isparta’ya gelip odak oluşturuyorlar. Bu nedenle insanlar gittiği adreslerde kaydedilmeli. Herkese kurallara uyacaklarına dair belge imzalatılmalı. Kontrollerde kişinin kurallara uymadığı görülürse yüksek cezalar verilmeli.
  • Günde 100 bin test yapılmalı: Test politikası değişmeli. Türkiye’de günlük 100 bin test yapılmalı. Günlük test sayısının belirtisi olmayan kişilere yönelik de olması gerekiyor. “Bu kişi hasta mı” diye yapılan testin yanında, “Bu kişi virüsü bulaştırıyor mu” diye de test yapılmalı. Örneğin, sağlık personeline gişe ve danışma memurlarına, şoförlere, hizmet personeline, uçaktaki kabin görevlilerine mutlaka test yapılmalı. Çünkü bu kişilerin bulaştırıcılık oranları yüksek.
  • 65 yaş üzerine güvenli alan ve zaman dilimi ayarlanmalı: 65 yaş ve üzeri kişiler için güvenli alanlar ve zaman dilimleri ayarlanmalı. “Sizin için şu parklarda, şu sahilde güvenli ortam oluşturduk” denmeli. Korkudan evden çıkamayan önemli sayıda kişi var. Bu insanlar dışarı çıkabilmeli. Örneğin vergi dairelerinde, bankalarda sadece o kişilere belli zaman dilimlerinde hizmet verilmeli.
  • Şu anda yeterli tedbir alınmadığını söyleyen Ceyhan, şöyle konuştu: “Halka sadece maske, mesafe ve hijyen deniyor ancak ek önlemlere ihtiyaç var. Vaka sayılarını halkın uyum oranını düzelterek azaltmayı planlıyoruz ama hiçbir ülkede bu uygulama başarılı olmadı. Bu aşamalar bir hafta bile uygulansa bulaşların yüzde 97’sini engelleyebilirsiniz.” Ceyhan’ın önerilerinin tümü kamusal önlemler niteliğinde…
  • Yoğun bakımlardaki doluluk her yerde! CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, Bursa’da geçen gece entübe edilmesi gereken bir hastanın yer olmadığı için İstanbul’a sevk edildiğini belirtti.
  • Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç, Adıyaman’da artan koronavirüs salgınında pozitif vakaların arttığını dile getirerek hastanelerine ve yoğun bakım servislerinin dolduğunu açıkladı.
  • Korona gönlerinde sağlıkta şiddet devam ediyor. Sağlık-Sen, Temmuz ayında 14 meydana gelen 14 şiddet olayında 22 sağlık çalışanının şiddete uğradığını açıkladı.
  • Güney Kore’deki bir araştırma asemptomatik (belirti göstermeyen) Covid-19 vakalarının, gösterenler kadar virüs taşıdığını ortaya çıkardı. Araştırma için ‘corona’ testi pozitif çıkan kişiler tedavi merkezinde gözlem altına alındı. Böylece bilim insanları bu vakalara belirli aralıklarla yapılan testlerle burun ve boğazlarından alınan örneklerde ne kadar virüs olduğunu tespit edebildi. Pozitif olduğu süre boyunca ya da örnek alındığı sırada herhangi bir belirti göstermeyen 1886 test sonucuna göre, bu kişilerin burun ve boğazlarında belirti gösterenlerle aynı oranda virüs olduğu tespit edildi. Araştırma ayrıca belirtisiz hastaların virüsü taşıma sürelerinin de önemli ölçüde uzun olduğunu gösterdi. Bu vakaların, belirti geliştiren hastalara kıyasla az bir farkla virüsü daha hızlı vücutlarından atabildiği görüldü. Ancak araştırmacılar bu tür vakaların virüsün yayılmasında ne kadar etkili olduğuna dair net bir sonuca varamadı. Teoride burun ve boğazda aynı miktarda virüs taşıyor olmak aynı miktarda bulaşıcı olacağı anlamına geliyor. Ancak öksürük belirtisi olmayan hastaların etrafına daha az virüs taşıyan damlacık saçma ihtimalinin de altı çiziliyor. Çoğu ülke belirti gösteren kişilere test tapma yaklaşımını benimsediğinden belirtisiz vakalara dair veriler kısıtlı. Araştırma bu anlamda da önem taşıyor.
  • İçişleri Bakanlığı genelgesi kapsamında dün (6 Ağustos) gerçekleştirilen Covid-19 tedbirleri denetimlerin, “temizlik, maske ve mesafe” kurallarının yanı sıra tüm iş kolları için belirlenen önlemlere uyulup uyulmadığı kontrol edildi. Ülke genelindeki 956 bin 720 iş yeri, mekan ve araçtan bir günde 286 bin 543’ü denetlendi. Böylece, kontrol edilenlerin oranı yüzde 30 oldu. Denetlenen iş yerlerinin yüzde 3’üne tedbirlere uymadıkları gerekçesiyle işlem yapıldı.
  • Ülkenin dört bir yanında karantina haberleri geliyor. 
  • İçişleri Bakanlığı, ülke genelindeki Corona virüsü vakaları nedeniyle alınan karantina tedbirlerine ilişkin açıklama yaptı. Buna göre 32 ildeki 4 belde, 37 köy, 39 mahalle ve 3 mezra olmak üzere toplam 83 yerleşim yerinde karantina tedbirleri uygulanıyor.
  • Urfa’dan, Ordu’nun Fatsa ilçesine fındık toplamak için giden mevsimlik tarım işçilerinden 60 yaşındaki bir kadının Corona virüsü test sonucu pozitif çıktı. Bunun üzerine kadın ile birlikte ilçeye gelen 20 fındık işçisi konakladıkları Bolaman Mahallesi Bülbül mevkisinde, Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından karantina altına alındı.
  • Konya Seydişehir T Tipi Kapalı Cezaevi’nde birçok tutuklunun corona virüsüne yakalandığı ileri sürüldü. Cezaevindeki tutuklu Yılmaz Uçar, ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde yanlarında bulunan 4 koğuşta birçok tutuklunun karantinaya alındığını ve buna karşı cezaevi yönetiminin bir önlem almadığını aktardı.
  • Gıda-İş Genel Başkanı Aslan: Dardanel’de 153 işçiye Covid-19 tanısı konuldu, 56’sı hastanede. Hastanede tedavi gören işçilerin dışındakilerin semptomlarının ağır olmadığı, bu nedenle çalışmaya devam ettikleri söylendi.  Şu ana kadar bizim söylediğimiz hiçbir şey yalanlanmadı. Çanakkale Hıfzı Sıhha Kurulu, Çanakkale Valiliği ve Çanakkale Belediyesi bu kadar işçi hasta değil diyen olmadı.
  • Diyarbakır Sağlık Platformu, kentte Covid-19 tanısı konan sağlık çalışanlarına ilişkin bilgileri paylaştı: 6 Ağustos itibariyle kentte 346 sağlık çalışanına Covid-19 tanısı konuldu. Covid-19’a yakalanan saglık çalışanlarının dağılımı şöyle: 77 hekim, 12 diş hekimi, bir diş hekimi klinik yardımcısı, 128 hemşire/ebe, üç paramedik, sekiz acil tıp teknisyeni, 48 personel, bir çevre sağlığı teknisyeni, 11 otomasyon görevlisi, beş güvenlik görevlisi, dört psikolog, bir şoför, bir aşçı, 10 sekreter, 10 anestezi teknikeri, beş radyoloji teknikeri, yedi laboratuvar teknikeri, bir ameliyat teknikeri, bir gıda teknikeri, bir elektrik teknikeri, iki sosyal hizmet uzmanı, üç memur, üç sağlık memuru, bir sağlık bakım hizmetleri memuru, bir raportör ve bir portör.
  • Gaziantep’te son 15 günde koronavirüs testleri pozitif çıkan sağlık çalışanlarının sayısında artış var. Sadece bir hastanede 100’e yakın sağlık çalışanının koronavirüs taşıdığının tespit edildi.
  • Şanlıurfa’da Haziran’dan önceki dönemde yaklaşık 40 sağlık çalışanın test sonucunun pozitif çıktı. Bu rakam şu anda 400’e kadar yükselmiş durumda. 
  • TTB Merkez Konseyi’nin , “Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) TTB Araştırma Sonuçları” verilerine göre, ASM’lerin yüzde 81’inde sağlık çalışanlarına PCR testi, yüzde 84’ünde de antikor testi yapılmadı. ASM’lerin yüzde 11’inde bir ve daha fazla sayıda görevli sağlık çalışanının enfekte olduğunun saptandı. Sağlık Müdürlükleri tarafından ASM’lere gönderilen kişisel koruyucu ekipmanlar (KKE), ASM’lerin yüzde 71’i tarafından yetersiz bulundu. Yüzde 82’si ASM olarak kendi paralarıyla satın aldıklarını bildirdi.

TOPLUMSAL MÜCADELE-SAĞLIK MUHALEFETİ

  • TTB Merkez Konseyi, COVID-19 pandemisinin birinci basamak sağlık hizmetlerini nasıl etkilediğini ortaya koyabilmek amacıyla, TTB Aile Hekimliği ve TTB Pratisyen Hekimlik Kolları’nın katkılarıyla bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçları, COVID-19 pandemisi sürecinde birinci basamağın salgın yönetimi, sağlık çalışanlarının durumu ve pandemi ile mücadele yönünden dışarıda bırakıldığını ortaya koydu.Araştırma sonuçları basın açıklaması ile paylaşıldı. 
  • SES Merkez Yönetim Kurulu, artan Covid-19 vakaları, alınmayan önlemler ve taleplerini içeren basın toplantısı düzenledi: ‘Vakalardaki Artışın Sorumlusu Salgın Yönetimindeki Yanlışlardır! Halkın Sağlığı-Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçilerinin Sağlığı İçin Yanlışta Isrardan Vazgeçilmeli, Önerilerimiz Dikkate Alınmalıdır’  Merkez Yönetim Kurulu adına açıklamayı yapan Eş Genel Başkan İbrahim Kara,  Covid-19 salgınının başından itibaren salgında bilimsel gerekliliklere uygun, halk sağlığını korumayı önceleyen, sağlık ve sosyal hizmet emekçileri başta olmak üzere tüm emekçilerin haklarını koruyan bir yöntem izlenmesinin sağlanması için mücadele ettiklerini vurgulayarak, “Ancak yoğun mücadelemize, sağlık emekçilerinin tüm çabalarına rağmen sendikamızın, TTB’nin, meslek örgütlerinin ve bilim insanlarının tüm uyarılarına kulak tıkanarak sürdürülen/aslında sürdürülemeyen salgın yönetimi bugün vakalarda karşı karşıya olunan artışın sorumlusudur” diye konuştu.
  • Gaziantep Tabip Odası Başkanı Ayşegül Ateş Tarla, kentte artan vaka artışı için, vatandaşın uyarıları dikkate almamasına yormanın, işin kolayına kaçmak olduğunu savunarak, bulaş değeri 1’in altına inmeden, normalleşme sürecine girilmesinin hata olduğunu belirtti.
  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan, İl Sağlık Kurulu’nda bulunan sağlıkçılardan 2 Ağustos’ta aldığı bilgiye göre 56 işçinin şu an hastanede Covid-19 tedavisi gördüğünü söyledi. ‘‘Ayrıca Manisa Organize Sanayi Sitesi’nde Vestel’de yüzlerce işçinin Covid-19 pozitif çıktığı haberi yayıldı. Şu ana kadar da yalanlamış değiller. Daha dün Manisa Organize Sanayi Bölge Başkanı, ‘İşçiler Covid-19’u fabrikalara taşıyor’ dedi. Artık doğrudan işçileri suçlama noktasına kadar geldiler . Bu gelinen son nokta artık. Türkiye’deki sendikaların buna dair bir şey söylemesi gerekiyor, bu sineye çekilecek bir şey değil. Bu ciddi bir saldırıdır. Ortak mücadele etmek gerekiyor.’’
  • HDP Van Gençlik Meclisi, “Ekolojik talana karşı gençlik harekete geçiyor” şiarıyla Zilan bölgesinde yapımı devam eden HES projesine karşın bisiklet turu gerçekleştirecek. 
  • Salgının ilk günlerinden bu yana okulların, bilim insanlarının uyarıları çerçevesinde gerekli önlemler alınarak açılması gerektiğini vurguladıklarını söyleyen Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Başkanı Feray Aytekin Aydoğan’a göre bu hazırlıklar tamamlanmış değil. “Her okulda sağlık görevlisi bulundurulması zorunludur” diyen Aydoğan’a göre özel okullarda yüz yüze telafi eğitimi kararının tekrar değerlendirilmesi gerekiyor.
  • Pandemi koşullarında gerekli önlemler alınmadan okulların açılmasına karşı olduklarını belirten Veli-Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci’ye göre ise çocukların psikolojileri bu süreçten olumsuz etkilendi. MEB’in gerekli önlemleri almasını talep eden Deveci, “Çocuklarımıza da bizlere de bu travmayı yaşatmaya kimsenin hakkı yok” dedi.

YENİ YAŞAM İNŞASI  

  • Ormanları korumak için ‘yeşil ordu’

Ormanları korumanın her geçen gün daha hayati önem kazandığı Batı Afrika’da Fildişi Sahili tarafından konulan ağaçlandırma hedefleri için yüzlerce kişiden oluşan bir ‘yeşil ordu’ kuruluyor.

322 bin kilometrekarelik toprağa sahip olan Fildişi Sahili, Afrika’da ormanlık alanlarda yaşanan yıkımın en bariz örneklerinden. 1960’lı yılların başında topraklarının yarısı (16 milyon hektar) ormanlarla kaplı olan Fildişi Sahili’nde özellikle kakao ekimi nedeniyle ormanlık alanlar yok edildi. Ülkenin tüm dünyadaki kakao üretimindeki payı yüzde 40’ları buluyor ancak bu ormanların yok edilmesi pahasına ulaşılan bir başarı.

Doğal afetler, küresel ısınma, topraklardaki çoraklaşma ve göç hareketlerinin ormanların yok olmasındaki diğer etkenler olduğu bildiriliyor.

HEDEF İKİ KATINA ÇIKARMAK

Günümüzde sadece 3 milyon hektarlık bir alana yani ülkenin onda birine kadar gerileyen ormanlık alanların genişletilmesi için çabalar sürüyor. Geçtiğimiz yıl 1 milyon ağacın ekildiği ülkede bu yılki hedef en az 5 milyon ağaç ekilmesi. Ayrıca 2030 yılına kadar ormanlık alanların iki katına çıkarılarak, 6 milyon hektara ulaşılması hedefleniyor.

Bu da ülke topraklarının beşte birinin ormanlık alan olması demek olsa da 1960’lı yıllara oranla 2,5 kat daha az bir ormanlık alana ulaşılmış olacak.

KORUMAK İÇİN 650 KİŞİLİK ÖZEL BİRLİK

Ancak ülkedeki ağaçlandırma hedeflerinin tutturulabilmesi için ormanlık alanların korunması da önem arz ediyor. Su ve Orman Bakanı Alain Richard Donwahi, ‘Özel Gözetim ve Müdahale Tugayı’ (BSSI) adıyla 650 kişilik bir özel birim kurulduğunu ilan etti.

Ülke tarihinde bir ilk olan bu birliği ‘yeşil ordu’ olarak sunan Donwahi, birliklerin ormanlar, hayvan türleri ve su kaynaklarına yönelik suçları önleme amaçlı kurulduğunun altını çizdi.

BSSI veya ‘yeşil ordunun’ üyelerinin ‘Ormanlar kutsaldır, onu hayatım pahasına korumalı ve savunmalıyım’ sloganıyla eğitiliyorlar.

JİN

  • Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekileceği yönündeki tartışmalar sürerken sözleşmeden geri adım atılmaması tam aksine eksiksiz uygulanması talebiyle bir imza kampanyası başlattı. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı ve aynı zamanda sözleşmeyi yürürlüğe sokan ilk devlet olduğunun hatırlatıldığı kampanyada “sözleşmeden çekilmenin hem milyonlarca kadın ve kız çocuk için hem de cinsel saldırı ve ev içi şiddet sonrası hayatta kalan herkes için felaket sonuçlar getireceği” vurgulandı.
  • Bilim kuram dergisi Jineolojî’nin 18’inci sayısı çıktı. Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan yeni sayının dosya konusu, “Aile Tartışmaları” oldu.  “Ailenin tarihsel serüveni, kadınlar için nasıl bir yaşam yarattığı, erkek egemenlikle olan bağı ve dünyanın birçok yerinden alternatif aile deneyimlerini” işleyen Jineolojî’nin bu sayısında, “Geçmişten günümüze inşa edilen aile formu kadınlara ne getirdi, kadınlardan ne götürdü?”, “Aile sahiden de toplumun çekirdeği mi?”, “Demokratik bir aile mümkün mü?” sorularına yanıt arandı. 
  • Kendini tanımlama üzerine/ Selay DALAKLI

‘‘ 21. yüzyılda bunu hala söylemek zorunda olmak utanç verici olmakla birlikte, biz de herkes kadar insanız ve başta yaşam hakkı olmak üzere bir canlı olmaktan doğan ve hiçbir koşulda devredilemeyecek ve vazgeçilemeyecek haklarımız var.

Yasaların veya bir bakanlığın bizi koruması için bir ailenin parçası olmak zorunda da değiliz ayrıca. Ülkede yaşayan tüm canlıların başta yaşam hakkı olmak üzere tüm haklarını korumakla yükümlü olan devlet medeni durumumuza, yaş(am)ımıza, cinsel kimlik ve yönelimimize bakmadan hepimizi eşit yurttaş olarak görmek zorundadır.

Birilerinin saçlarımıza, iki bacağımızın arasına -ya da vücudumuzun herhangi bir yerine- indirgemeye çalıştığı “namus”umuz da kimseyi ilgilendirmez.

Daha açık söylemek gerekirse, ne namus diye bir şeyin varlığına inancımız, ne birilerinin “namusu” olmaya niyetimiz, ne de bizi “namusu” olarak gören birileri yüzünden tek bir kadını daha kaybetmeye tahammülümüz var artık…

Uzun lafın kısası, eğer sizi ezen bir grupla karşı karşıyaysanız ve buna artık bir “Dur” demek istiyorsanız, tüm bu tahakküme karşı gelmenin belki de ilk yolu onun sizi tanımlamasına, sizinle ilgili kendi tanımlarını size dayatmasına bir son vermektir. Kadınlar yıllardır ellerindeki ve dillerindeki sloganlarla tam da bunu yapıyor aslında.

Ve son bir söz… Eril devletin verdiği veya vereceği karar ne olursa olsun İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Kazanılmış haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz.’’

http://bianet.org/bianet/kadin/228630-kendini-tanimlama-gucu-uzerine

SİYASAL SAĞLIK – EKOLOJİK SAĞLIK

  • Ümit Akçay ile söyleşi: “Otoriter emek rejimi yıkılmadan demokratikleşme olmaz” / Volkan AHISKALI

‘‘Bildiğiniz gibi otoriter devlet biçiminin temel özelliklerinden biri emeğin kurumsal ve siyasal gücünün geriletilerek karar alma süreçlerinden dışlanmasıdır. Bu 1980’de asker postalı ile yapılmaya çalışıldı. Ancak 10 yıl sonra 1990’ların başına geldiğimizde örgütlü emek darbe dönemi ücret kayıplarını neredeyse geri aldı ve 1990’lar boyunca da özelleştirme programının uygulanmasına engel olabildi. 2001 krizi sonrasında ise, daha önceden asker postalı ile yapılmaya çalışılan tasfiye bu sefer piyasa mekanizması ile denendi ve başarılı oldu. İş Kanunu’nda 2003 yılında yapılan değişiklik, özelleştirmeler ve alt sınıfların artan borçluluğu, otoriter emek rejiminin konsolidasyonunda üç önemli bileşen idi. 2010’daki TEKEL direnişi, ithal ikameci dönemden kalan örgütlü emeğin son direnişi idi. 2015’teki metal fırtına ise, uzun süren sessizlik sonrasında işçilerin ilk kez sesini duyurabildiği ve kısmen kazanımlarla sonuçlanan bir parlama dönemi yaşattı. Ancak sonrasında OHAL dönemindeki grev yasaklarının sürekli hale gelmesi ile karşılaştık. Bu kısa özet, Erdoğan yönetimi için önümüzdeki üç yılda (2020-2023) yeni rejimi konsolide etmek için temel şartın, otoriter emek rejiminin sürekliliği olduğunu gösteriyor. Korona salgını sırasında ve sonrasında ücretlerin daha da baskılanması ve virüsten arındırılmış ‘çalışma kampları’ önerileri, emek üzerindeki baskının daha da arttığını gösteriyor. İşaret ettiğiniz şekilde, ‘parlamenter sisteme dönüş’ perspektifi ile sınırlı bir muhalefet emek rejimine dokunmadığı orada, gündeme gelebilecek olan siyasi demokratikleşme süreci kısa dönemli ve geçici olmaya mahkum. Bu anlamıyla gerçek bir demokratikleşme sürecinin otoriter emek rejimi yıkılmadan başlaması mümkün değil.’’

  • ‘‘Peki, bu çocuklara kim bakacak?’’/ Özgür BİLEK 

Normalleşme adı altında bütün kısıtlamaları kaldırıp pandemiyle mücadeleyi halkın maske kullanımına indirgeyen ve vakaların yüksek olmasında halkı suçlayıcı bir tavır takınan iktidar yetkilileri mi?

Şikâyetleri olanların bile test yaptıramadığı ve hastaların tedavi için yatırılacak boş yatağın kalmadığı bu şartlarda, nemalandığı iktidar gücü ile bütün tanıdıklarını numune aldırarak taramadan geçiren ve hastası için istediği yerde boş yatak bulabilen siyasiler mi?

Konforlu bir yaşamı onurlu bir yaşama tercih ederek, vicdandan ve mesleki etikten yoksun bir şekilde gerçekleri halktan saklayan ve liyakatsız bir şekilde oturduğunu bildiği makamını korumak için yerelde yaşanılan sorunları yetkililere iletmeyen kurum yöneticileri mi?

Bu zorlu pandemi sürecinde çalışma koşulları daha ağırlaşan sağlık emekçilerinin haklarını koruması gereken ancak fazladan elde ettikleri ‘kuş lokması’ kadar menfaatleri için herhangi bir açıklama yapmayan ve emekçileri kıskaca alan yandaş sendika ve sağlık örgütleri temsilcileri mi?

Önlemleri hiçe sayıp hâlâ korona partileri, düğün ve nişan düzenleyen; maskeyi aksesuar niyetine çenesinde, kolunda taşıyan; ‘yok böyle bir hastalık, bunlar dış güçlerin oyunu’, ‘artık sıkıldım dikkat etmekten’, ‘beni temaslı listesinden çıkar, tatile gideceğim diyerek 6 aydır pandemi ile mücadelede en ön safhada olan ve artık yorgun düşen sağlık emekçilerinin verdiği mücadeleyi boşa düşüren toplum mu?

Yoksa bu çocuklara ülkedeki derin ekonomik kriz nedeniyle herhangi bir birikim yapması mümkün olmayan, ancak temaslı listesine düştüğü için dışarı çıkması halinde para cezası kesilmesi ile korkutularak evde karantinaya alınarak işinden/gelirinden edilen aileler mi, bakacak?

Ya da artan vaka sayıları yüzünden çalışma koşulları ağırlaşan ve bunun sonucunda enfekte olan hatta hayatını kaybeden; ailesini ve toplumu enfekte etmemek için toplu taşıma aracı kullanmayıp özel ticari araçlarla işe gidip gelmeye ya da eve gitmeyip yeme, içme ve barınma ihtiyacını dışardan ücretli bir şekilde sağlamaya çalışan ve döner sermaye adaletsizliği nedeniyle ekonomik olarak geçinemez hale gelen, ancak alkışlanarak ve mobbing uygulanarak mevcut şartlarda çalışmaya zorlanan sağlık emekçileri mi?

Biri bana söylesin, karantina süresince evde, arkadaşlarından okulundan uzak kalan, daha pandeminin ne olduğunu bilmeyen bu çocuklara kim bakacak?

http://m.bianet.org/bianet/saglik/228637-peki-bu-cocuklara-kim-bakacak

  • Pay edilmiyor, parçalnıyor / Abdullah AYSU

Meralar, tüm canlılara aittir. Aynı zamanda köylülere de. Fakat köylülerin mülkleri değildi, kullanma hakkına sahip oldukları ortak varlıkları idi. Artık o da değil. Şimdi meralar, enerji ve maden şirketleri ve turizmciler arasında pay ediliyor. Bunca canlıya ev sahipliği yapan, dünyaya olumlu katkı koyan meraları şirketler arasında pay etmek, dünyandan koparmaktır. Gezegenin önemli ana parçasından birini şirketlere vermekle dünyanın “dirlik düzenini” bozmaktır.

GÖRÜŞLER

  • Bu okul işi kanayan yara bir parmak bassak! Açılmasın demek yetmez, yeni yaşam okulu için çabalasak mi acaba bu dönem. Ben oğlanı gondermicem o okullara ama ne yapcam kısmı dolu değil, şimdi değilse ne zaman?Kamucular okullar açılmasını yukseltiyor bu ara, bizim farkımız olmalı? Alternatif egitim tartışmasını ve pratigini önümüze iş olarak koymalıyız, adımlar atmalıyız.
    https://www.youtube.com/watch?v=fvPpAPIIZyo
  • Dardanel Ton’daki kapalı sistem çalışma dayatmasına karşı bir şeyler yapmalıyız. Tüketimin azaltılması ile ilgili kampanya yapılabilir, sendikalar bunu sadece sloganla bile organize edebilir. Üretilen gıdalarla Covid bulaşmıyor mu? Gıda üreten bir işletme nasil bu kadar pervasız…

EKLER

  • Devlet-resmi ideoloji ve sivil itaatsizlik / Umut KUŞ 

Yönetim siyasetinin ya da yasaların değişmesini isteyen aleni, şiddetsiz, vicdani, fakat aynı zamanda siyasi olan, yasa dışı bir eylemdir. Diğer bir tanımı olan pasif direniş, hükmeden hükümete karşı gösterilen direnme yöntemidir. http://yeniyasamgazetesi1.com/devlet-resmi-ideoloji-ve-sivil-itaatsizlik/



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 20 EYLÜL 2020

GÜNDEM Özel laboratuvarlarda yaptırılan Covid-19 testleri güvenilir değil mi? Antalyaspor’un önceki gün özel bir laboratuvarda ...