BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / KORONA GÜNLÜĞÜ 3 TEMMUZ 2020

KORONA GÜNLÜĞÜ 3 TEMMUZ 2020

GÜNDEM

  • 12 Eylül sonrası, Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi İç Güvenlik Komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran’ın köpeği Co’nun saldırısına maruz kalan isimlerden olan Gani Alkan, Sevil Rojbin Çetin’e yönelik saldırının yeni bir konseptin başlangıcı olduğunu söyledi. Köpekli saldırının amacının o dönemin psikolojisini yaratma maksadı taşıdığını kaydeden Alkan, “İşkencenin fotoğrafları ve tutanaklar ortadayken, Diyarbakır Valiliği yaptığı açıklamada ‘Şahıs kaçarken köpek ayağından tuttu’ diye açıklama yapıyor. Bu bilinçli bir saldırı. Daha önce Bağlar ilçesinde de köpekli bir saldırı olmuştu. Orada da feci bir şekilde işkence edilmişti. İşkenceyi normal bir hale getirmek istiyorlar. Eğer tepki gösterilmezse bu böyle devam eder. Gün gelecek cezaevlerinde de yine köpekli saldırı başlatılabilirler. Artık tüm gözaltı ve tutuklamalarda bu tür işkence vakaları ortaya çıkabilir” diye konuştu
  • AKP ve MHP’nin ortak imzasıyla hazırlanan çoklu baro teklifi Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Muhalefet, baro başkanları olmadan toplantı yapılmasına tepki gösterdi. CHP, komisyon toplantısının İçtüzüğün gerektirdiği şekilde yapılmadığını da söyledi. Aralarında İstanbul, Ankara ve Gaziantep’in de bulunduğu 20 baro başkanı, toplantıya katılmak üzere Meclis’in Çankaya kapısına geldi. 3 baro başkanının temsilen içeri alınması önerisine ise baro başkanları karşı çıktı. Meclis kapısında saatlerdir bekleyen baro başkanlarının oturmaları için getirilen bankları polis alana almak istemedi. Baro başkanlarının olduğu alana çok sayıda polis geldi. Başkanlar, talepleri karşılanana dek Meclis önünde bekleme kararı aldı.
  • Online market alışverişi uygulaması Getir’de işten atmalar yaşanıyor. Kuryelerin ‘hız limitini aştığı, trafik kurallarına uymadığı’ gibi gerekçelerle işlerine son verildiği öğrenildi. Kuryeler, işten çıkarıldıklarını çalıştıkları depoya geldiklerinde tebliğ edildi. Pandemi döneminde 15 saate yakın mesai yapan işçiler iş yoğunluğu azalınca işten çıkarılmaya başlandı.
  • Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç, eski direktörü İdil Eser ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 11 insan hakları savunucusunun 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı Büyükada davasında bugün karar çıkması bekleniyor.
  • Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez (GM) Üyesi Avukat Ekin Yeter ile ÖHD Van Şube Eşsözcüsü Avukat Servet Ekmekçi, adil yargılanma talebiyle 5 Nisan’dan bu yana ölüm orucuna başlayan Halkın Hukuk Bürosu (HHK) avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın seslerinin duyulmasını istedi.

MEVCUT DURUM – SALGININ KONTROLÜ – SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI

  • Pandemideki artış kontrol edilemiyor. Son 24 saatte yeni vaka sayısı çok büyük artış göstererek 208 bini geçti (ABD 57 bin, Brezilya 48 bin ve Hindistan 22 bin). Dünya genelinde toplam vaka sayısı 11 milyon civarında, can kaybı 523 bini geçti. Latin Amerika ülkelerinde dikkat çeken vaka artışı görülüyor, son bir haftada yeni vaka sayısı Meksika’da 5-6 bin, Kolombiya’da 4 bin civarında seyretti.
  • Türkiye’de son 24 saatte yeni vaka sayısında düşme eğilimi devam ederek 1,186 kişi oldu. Hayatını kaybedenlerin sayısı ise 17. Dalgalı seyir sürüyor. Toplam vaka sayısı 202 binin üzerine çıktı. 
  • Bakanlık ilk kez ayrıntılı ‘Türkiye Covid-19 Durum Raporu’ açıkladı. Raporda Covid-19 vakaları bölgesel ve yaş dağılımı üzerinden hızlara yer verildi. Hızlar toplam vaka, 28 Haziran yeni vaka, son 7 gün, son 14 gün ve son 28 gün olarak ayrıntılı verildi. Son bir haftada Covid-19 görülme sıklığı Türkiye genelinde yüz bin nüfusta 11.7 iken Güneydoğu Anadolu Bölgesinde en yüksek olup yüz bin nüfusta 24.7’dir Bunu yüz bin nüfusta 19.2 ile İstanbul izlemektedir. Benzer durum son 14 gün insidansı için de geçerlidir. Toplam vaka ve son 28 gün insidansında ise İstanbul ilk sırayı alırken Güneydoğu Anadolu Bölgesi ikinci sırada yer almaktadır. 
  • Tek adam rejimi  salgın kontrolünde başarısızlığını anlatmalıdır. En çok hastane olan başta İstanbul olmak üzere metropollerde vaka sayısının, ölümlerin neden daha fazla olduğunu, ‘yeni normalleşme’ adını verdikleri gevşeme politikaları ile salgının hala neden kontrol altına alınamadığını, son bir ayda 34 bini geçen yeni vaka sayısını neye bağladığını, salgının Kürdistan illerine neden yayıldığını ve kontrol edilemediğini açıklamalıdır. Her nedense ‘Türkiye Covid-19 Durum Raporu’nda bu tür herhangi bir değerlendirmeye rastlanmıyor.  
  • Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Covid-19 salgınında normalleşme sürecine giren ve sınırlarını açan Ortadoğu ülkelerinin salgınla mücadelede kritik bir eşiğe geldiğini söyledi. DSÖ Doğu Akdeniz Bölgesi Direktörü Ahmed El Mandhari, sadece Haziran ayında görülen yeni vaka sayısının önceki dört ayın toplamından fazla olduğunu bildirdi: “Ortadoğu’daki ölümlerin %87’si sadece beş ülkede. Bu ülkeler İran, Irak, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan. Suriye ve Yemen’de takip ve test imkânları sınırlı olduğu için daha az vaka bildiriliyor. Sağlık sistemlerimiz büyük baskı altında. Sağlık çalışanlarımız tükendi. Bölgemizde çok sayıda insan hâlâ risk altında.” 
  • ABD merkezli yardım kuruluşu International Rescue Committee (Uluslararası Kurtarma Komitesi, IRC), Haziran’da ülkede Covid-19 vaka sayısının altı kat arttığını belirterek, insanların daha az gıdaya erişebildiğini vurgulandı.
  • Japonya’da 122 yeni vaka sayısı ile 2 Mayıs’tan bu yana en yüksek Covid-19 vakası tespit edildi (107’si Tokyo’da).
  • ABD’de toplam vaka sayısı 2 milyon 837 binin, yeni vaka sayısı 57 binin, can kaybı ise 131 binin üzerine çıktı. ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci ABD’deki Covid-19 vaka artışının bugüne kadar görülen en kötü fırlayışın çok daha ötesinde olduğuna dikkat çekerek yeni vaka sayılarının büyük ölçüde kontrol altına alındığı Avrupa ile ABD arasında şu karşılaştırmayı yaptı: “Onlar yaklaşık yüzde 97 oranında kapandılar. ABD’deyse, en sıkı karantina önlemlerinin alındığı yerlerde bile, ülkenin sadece yaklaşık yüzde 50’si kapandı. Bu da salgının uzamasına yol açtı.” 
  • BBC’nin analiz ettiği verilere göre Birleşik Krallık, gelişmiş yedi ülkenin oluşturduğu G7 ülkeleri (ABD, Japonya, Kanada, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya) arasında koronavirüsten en ağır etkilenen ülke oldu. Birleşik Krallık’ta salgının başından bu yana 100 bin kişi başına düşen can kaybı sayısı 65 iken İtalya’da 58, Fransa’da 44 ve ABD’de 38 idi.  Geçmiş yıllarda bir ülkede kaydedilen tüm ölümlerin ortalaması göz önünde bulundurularak hesaplanan excess death (fazla ölüm) tablosunda da ilk sırada Birleşik Kırallık’ın yer aldı. Fazla ölüm İngiltere’de 100 bin kişi başına 97 iken İtalya’da 75, Fransa’da 44 ve ABD’de 40 olarak hesaplandı. Kanada, Almanya ve Japonya’da excess death’te oldukça düşük seviyeler göze çarpıyor.
  • Covid-19 vaka ve ölüm sayılarında ABD’nin ardından dünyada ikinci sırada olan Brezilya, Amazonlar’daki orman yangınlarından etkilenmeye de devam ediyor. Haziran ayındaki yangınların son 13 yılın zirvesinde olduğu belirtildi. Bölgedeki ormanların korunması için kampanya yürütenler, salgın nedeniyle denetimlerin azaldığı ormanlarda daha fazla yasa dışı madencilik gibi aktiviteler yürütüldüğünü ve bunun da yangınları artırdığını söylüyor. Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü, uydu görüntülerini kullanarak yaptıkları incelemelerde Haziran’da 2 bin 248 yangın tespit ettiklerini açıkladı. Bir önceki yılın Haziran ayında bu sayı 1.880’di.

SAĞLIK MUHALEFETİ-TOPLUMSAL MÜCADELE

  • Toplumsal muhalefete karşı baskılar devam ediyor. Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde Eğitim-Sen Bismil Temsilcisi Felsefe Öğretmeni Fatih Akgöl Fatih Mahallesi’nde bulunan evine yapılan baskında gözaltına alındı. Eğitim-Sen Diyarbakır şubeleri Bismil’de yaptıkları açıklamayla duruma tepki gösterdi.
  • 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu geçen yıl başında çevre mevzuatına uygun olmadığı gerekçesiyle kapatılan 6 kömürlü termik santralın filtre takarak 6 ay içinde ‘mevzuata uygun hale getirilerek yeniden açılmasına tepki gösterdi. Santrallara yapılan çevre yatırımlarının ve bacadan çıkan emisyonların şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmadığını belirten platform, bu yatırımların tamamlanmadan santralların işletmeye geçmesinin Covid-19 pandemisi sürecinde öne çıkan halk sağlığı öncelikleriyle bağdaşmadığının altını çizdi.

YENİ YAŞAM

  • Sedat Şenoğlu- “HDP yürüdükçe halk örgütlenecek”

Dolayısıyla, bunların tümünü göğüslemeyi, boşa çıkartmayı ve terse döndürmeyi kolaylaştıracak temel faktör, temelde HDP’nin halk vekilleri ve örgütsel yönetim düzeyindeki kadrolarına dayalı bir plan olarak geliştirilen ve kazanılan hamlenin, cephe genişliğine doğru yayılmasıdır. En somut anlamıyla bu cephenin fiili öznesi, tabii ki HDP’nin siyasi çizgisi etrafında birleşmiş halk güçleridir. Ve onlar zaten kampanyanın yürüyüş aşaması boyunca her türlü baskı ve zorluğa rağmen partilerinin iradesine ortak olmanın yolunu bulmuşlardır. Onların bu boyun eğmez ve engel tanımaz girişkenliğin ruhu ve heyecanı yürüyüş kollarına taşınmasaydı, hamlenin kazanımları bu kadar güçlü olamazdı. Halkın, mücadelenin görevleri bakımından hazır oldukları motivasyonun düzeyini ölçmek için, bundan daha güncel ve somut veri yoktur.

(http://yeniyasamgazetesi1.com/hdp-yurudukce-halk-orgutlenecek/)

JİN

  • Kadın mücadelesi güçlendikçe iktidarın kadına yönelik saldırıları artıyor; AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin, “Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır” ifadelerini kullandı.
  • HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “Kadınlar her yerde” kampanyası kapsamında, intihar süsü verilen kadın katliamlarına karşı 5 kentte yürüyüş düzenleyeceklerini açıkladı.
  • Ayşe Deniz Ünan Göktan-Ayşegül Akdemir; Hayaller ‘plaza roof’unda aşk, gerçekler her güne yeni bir şiddet haberi

“Son birkaç yıldır Netflix ve HBO dizileri popüler olsa da bunlar belli bir kesime hitap ediyor, fakat çoğunluk için evde eğlence, ulusal kanallardaki diziler anlamına geliyor. Fox TV gibi kendini muhalif çizgide konumlandıran bir kanalın ise ana haber bültenlerinde genç işsizliği, geçim sıkıntısı, erkek şiddeti gibi konuları ele alıp cinsiyetçi kalıpları yeniden üreten bir dizi yayınlaması sorunlu (Şen 2020). Günümüz televizyonunda dizinin flörte, sevgililerin birlikte yaşamasına olumsuz anlamlar yüklemeden yer vermesi, eğlence hayatını marjinalleştirmeden işlemesi, içki kullanımının hayatın doğal akışı içinde görüntüleniyor olması bile başlı başına muhalif bir duruş olarak algılanabilir. Ancak toplumsal muhalefetin farklı alanlarının birbiriyle iş birliği yapabilmesi gerekiyor ve her türlü eşitlikçi ve özgürlükçü duruşun toplumsal cinsiyet duyarlılığına sahip olması şart. Öte yandan karakterleri yüzeysel, karikatürize edilmiş biçimleriyle gözlemlediğimiz bu içerikler kadın erkek karakterlerin nasıl olması gerektiğine, aralarındaki ilişkinin kurallarına dair kalıpları yeniden üretiyor.” https://www.catlakzemin.com/hayaller-plaza-roofunda-ask-gercekler-her-gune-yeni-bir-siddet-haberi/

  • Bir süredir birlikte olduğu Ozan Güven tarafından darp edildiğine dair rapor alan Deniz Bulutsuz’un verdiği şikayet dilekçesinde Ozan Güven’in “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Hürriyetten yoksun bırakma” ve “Hakaret” suçlarından yargılanması istendi.

SİYASAL SAĞLIK-EKOLOJİK SAĞLIK 

  • Güney Işıkara- EKOLOJİK ÇÖKÜŞ: KAVRAMLAR VE TARTIŞMALAR

            “Kimilerine göre modernitenin doğurduğu, kimilerine göre çok daha eskiye dayanan toplum-doğa yarılması yeni bir niteliğe bürünüyor. Aslında ne bu ikilik üzerine düşünme, ne de doğurduğu sonuçlara karşı gelişen toplumsal mücadeleler yeni değil. Ancak yeni olan şu: Toplumun (ve bir bütün olarak insan türünün) üretici güçlerine koşut olarak tahribat kapasitesi de daha önce görülmedik bir düzeye ulaştı. Ve önüne çıkan her şeyi kâr uğruna hallaç pamuğu gibi atan sermayenin – evet, kapitalizmin elinde bu üretici güçler birçok başka türle beraber insanlığı da büyük bir felakete sürüklemekte.” 

            “Tüm bunlar, fosil yakıtlardan sağlanan enerjiyle gerçekleşen sanayileşmenin meyvesini özellikle merkez kapitalist ülkelerin – ve bu ülkelerdeki zenginlerin – yediği anlamına geliyor. Frene basmaktan bahsedilen günümüzde bu durum ister istemez adalet sorusunu beraberinde getiriyor. Ancak adalet kavramını ahlâkî değil, politik bir zeminde ele almamız, eşitlik kavramıyla beraber düşünmemiz gerekiyor. Bunun için de tekrar mülkiyet ilişkilerine dönmemiz icap ediyor.” 

            “Değindiğim bütün somut önerilerin kapitalist ekonomide alerji yaratacağının, er ya da geç onun bünyesinden ya dışarı atılacağının, ya da onu felç etmeye yaklaşacağının farkındayım. Amacım bir geçiş reçetesi sunmak değil. Aslında tek bir noktaya dikkat çekmeye çalışıyorum: Ekolojik çöküşün somut emareleri karşımıza çıkmaya başlamışken ve bütün dünyada bu bağlamda politik bir hareketlenme yaşanıyorken, bunun dışında kalıp seyretme ya da “kapitalizmi yıkıp, sosyalizmi kurmadıkça her şey nafile” kinizmine kapılma lüksümüz yok. Evet, bu bombayı kucağımıza kapitalizm bıraktı, ama sorduğumuz soru “önce hangisinden kurtulalım?” değil, “ikisinden birden nasıl kurtuluruz?” olmalı.”

(http://www.abstraktdergi.net/ekolojik-cokus-kavramlar-ve-tartismalar/)

GÖRÜŞLER

İşledikleri suçları örtebilecek iliskilere sahip güçlü, medyatik erkeklerin cezasız kalmalarına, suçlarını saklamalarına sosyal medya eylemleri ile engel olabilmiş, sosyal medyanın direniş alanı olarak etkili olduğunu görmüştük. Bu mecra şiddete karşı verilen desteği görünürleştirmiş, kadınların şiddete maruz kaldığını duyurma cesaretlerini arttırmış, sessiz kalmalarını engellemiştir. Bu mecrada uygulanacak bir kısıtlamanın devlet ve medya gücünü arkasına alabilecek erkeklerden  yana  olacağına şüphe yok, kadınların şiddette karsı yürüttüğü mücadeleyi de geriletmeye yönelik bir girişimdir.

EKLER

  • Özgür Narin-Güney Işıkara: “CYBERSYN VE SOVYETLERDE BİLGİSAYAR AĞLARI DENEYİMİ

            “Toplumsal yeniden üretimin tüm yeryüzünde planlanması; ekmeğin, enerjinin, yaşamın ekolojik bir biçimde üretilebilmesi dayanışmayı değil, sınıfsal bir altüst oluşu ve bunun ardından da tabandan yukarı bir planlama, üretimin yeniden örgütlenmesini gerektiriyor.”

            “Dünyanın önemli bir kısmını kaplayan ve ciddi biçimde politik olarak etkilemiş iki önemli deneyimin ilk dersi, “teknoloji devrimi” değil, toplumsal devrimin, toplumsal üretim ilişkilerindeki değişimin belirleyiciliğidir”

            “Teknoloji bahsinde diyalektik aklın soracağı ilk soru şu olur: Teknoloji hangi üretim ilişkisinin ürünü?  Üreten yönetiyor mu? Bu soruları teknoloji ve sosyalizm bağlamında sorduğumuz anda teknolojinin toplumsal ilişkilere her yönüyle içkin olduğunu görürüz.”

            “Birincisi, teknolojinin üretimi kolektif emeğe dayanır. Bu sadece “devlerin omuzunda yükselmek” değildir, tam anlamıyla bilim emekçilerinin kolektif emek sürecinden bahsederiz artık. Marks’ın 1850’lerde öngördüğü gibi icat süreci bir mesleğe dönüşmüş, üretim ilişkisinin bizzat kendisine eklemlenmiştir.”

“Bu yeni teknolojileri üretenler ve parçası oldukları sınıf, üretimin yeniden örgütlenmesi üzerine en önemli olanakları, insanlığın, ekolojinin özgürleşmesi açısından kullanabilecek olanlardır. Anlatılan onların hikayesidir. Yalıtık ve dağınık da olsalar, genç işçi kuşakları, kadınlar toplumsal üretimin ve yeniden üretimin yeryüzünde yeniden örgütlenmesi için bu deneyimleri, geçmişi gelecekle tartışmalıdırlar. Bunun için bu bir sonuç bölümü değil, daha yalnızca başlangıç…”

http://www.abstraktdergi.net/cybersyn-ve-sovyetlerde-bilgisayar-aglari-deneyimi/?fbclid=IwAR1Msn3a7MJ4WtZWUk3xM2nT4Q62snKDImj7ORHv7fUmbrUFkkH4JxfCi8Y

            “Anlatması güç. Havada bir enerji yükü var. Birbirimize sarılamayacağımız biliyoruz sarılmayacağız da. İki metre ayrı durarak beraber yürümek ne kadar güzeldi, birbirimizi ne kadar özlemişiz bunları konuşuyoruz. Vedalar bile yarım, yine de birbirimizden uzaklaşıyoruz.”

            “Pandemi süresince sarılmanın yokluğunu tanımlayan bir kelime bulundu mu? ‘Sosyal mesafe’ ayrı kalmanın anlamını karşılıyor mu?”

            “Bir araba kazasında ölmeden günler önceki üniversite mezuniyetinde Marina Keegan ‘Yalnızlığın tam tersi olan bir kelime yok, bunu tanımlayan bir kelimemiz olsaydı hayatta istediğim şeyin sadece o olduğunu söylerdim’ diye yazmış. Onun yazdıklarından 8 yıl sonra bu dilek herkesin oldu.”

            “Sosyal mesafe, sosyal izolasyon epidemisi yaratma endişeni getirdi ki bu da korunmak istediğimiz sağlık sorunlarına başta intihar olmak üzere akıl sağlığı sorunlarını ekler. Engelliler ve yaşlılar gibi savunmasız kişiler için sosyal etkileşimin azlığı çok daha fazla sağlık sorunu demek.”          

            “Sosyal iletişimi sağlayıp mesafemizi korumak video konferanslar, telefonlar, maillerle mümkün gözüküyor. Ya da maskelerimiz takıp el dezenfektanlarımızı alarak mesafeli yürüyüşler yapabiliriz arkadaşlarımızla. Bu sebeple bazıları sosyal mesafe demek yerine fiziksel mesafeyi tercih ediyor.

            “Fiziksel mesafenin sonuçlarını da yadsıyamayız elbette. Adına ne dersek diyelim, bizi birbirimizden ayıran bir boşluk var. Fakat hastalık, ölümler arttıkça, ekonomi bozuldukça, içgüdüsel bir sarılma ihtiyacı hissediyoruz birbirimizi rahatlatmak, destek olmak için.”



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 27 EYLÜL 2020

GÜNDEM İsrail’de karantinaya rağmen Netanyahu karşıtı eylemler sürüyor. İsrail’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteride açılan, “Demokraside ...