BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / KORONA GÜNLÜĞÜ 23 MAYIS 2020

KORONA GÜNLÜĞÜ 23 MAYIS 2020

GÜNDEM

  • İnfaz yasası sonuçları ortaya çıkıyor. Ölümün eşiğindeyken tahliye edilen ağır hasta tutuklu Sabri Kaya, tahliye edildiği gün hastanede yaşamını yitirdi. Sabri Kaya, tedavisi tamamlanmadan cezaevine götürülmüştü. İHD’nin verilerine göre hasta tutuklu sayısı 1500’ün üzerinde. İktidar bu insanların ölmesini bekliyor.
  • İstanbul Tabip Odası tarafından Diş Hekimi Sevinç Özgüner anısına her yıl düzenlenen ‘İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi’ ödülü, yerine kayyum atanarak görevden alınan ve tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Dr. Selçuk Mızraklı’ya verildi.
  • “İşkenceye sıfır tolerans” Kürdistan’da yine işlemiyor. Ağrı’da Patnos İlçe Jandarma Komutanlığı bahçesinde tek sıraya konularak, okunan İstiklal Marşı’na eşlik etmeleri istenen yaklaşık 20 kişiye küfür ve hakaretler edildi ve buna itiraz eden iki kardeşe işkence yapıldı. Üstelik darp edilen kardeşlere bir de ‘fiziki mesafe’ kuralını ihlal ettikleri gerekçesiyle 3 bin 150 lira para cezası kesildi.
  • İklim krizi araştırmaları devam ediyor. Science dergisinde yayınlanan bir makalede küresel ısınma ile beraber ağaç ölümlerinin artacağı, ormanların tuttuğu CO2’nin gökyüzüne salınacağı belirtiliyor.
  • Pandemide işten çıkarmalar devam ediyor, üstelik virüs testi pozitif çıkanlar cezalandırılıyor. Tuzla Orhanlı Barsan Lojistik deposunda çalışan ve Koronavirüsün bulaştığı işçilerden Mahir Albayrak, tedavisi sürerken tazminatsız işten çıkarıldı.

 MEVCUT DURUM -SALGIN KONTROLÜ

  • Dünya genelinde Covid-19’a yakalanan ve iyileşen hasta sayısı 2.2 milyona yaklaşırken, ölenlerin sayısı 338 bini geçti. Yeni vaka sayısı dünya genelinde 107 bini geçti, ABD 25 bin, Brezilya 20 bin, Hindistan 6.568 ve Şili 4.276 yeni vaka ile ilk sıralarda yer aldı.
  • Türkiye’de son 24 saatte yeni vaka 952, aktif hasta 34 bin ve yaşamını yitirenlerin sayısı 27 olarak bildirildi. Salgının azalma eğilimi devam ediyor. Test sayısı artarak 37 bini geçti.
  • Silivri Cezaevi’nde 82 tutuklu/hükümlünün Covid-19 testi pozitif çıktı, bir hükümlü hastalıktan öldü.
  • Gevşeme rehavet getirdi. Gelin gittiği Kars’tan baba evi Erzurum’a ziyarete gelen kadın 9 kişiye virüsü bulaştırdı.
  • Havalimanlarında ‘uçulabilir sertifikası’ dönemi: “Normalleşme sürecinde havalimanlarına ‘uçulabilir sertifikası’ verilecek. Sertifikasyon programına yönelik genelge de hazırlanarak tüm havalimanlarına gönderildi. Genelge kapsamında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz tarafından bilgilendirme ve denetimler yapılacak, şartları karşılayan havalimanlarına bakanlığımızca sertifika verilecek. Bu sertifika aynı zamanda muhatap ülke ve hava yollarıyla da paylaşılacak olup, havalimanlarımızda Covid-19 salgınına karşı tüm tedbirlerin alındığı belgelenmiş olacak. (Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu)”
  • Önlemlerin gevşetilmesi camilerin ibadete açılması ile devam edecek. 29 Mayıs’tan itibaren tıbbi maske kullanılarak öğle, ikinde ve cuma namazları camide kılınabilecek. Namazların sadece farzları camide kılınacak, sünnetlerinin evde kılınabileceği ve tesbihatın evde yapılabileceği hususunda cemaatin bilgilendirilmesi sağlanacak.
  • UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore, Covid-19 salgını nedeniyle, 68 ülkede rutin aşı hizmetlerinin kesintiye uğramasından dolayı 1 yaş altı 80 milyon çocuğun risk altında olduğu uyarısında bulundu.
  • Sağlık Bakanlığı 150 bin kişiye uygulanacak tarama testi ile toplumsal bağışıklığı saptayacak. Konu her zaman olduğu gibi Bilim Kurulu üyeleri (Prof. Dr. Levent Yamanel) tarafından medya aracılığıyla fısıldandı: “Hastalığı geçirip tamamen iyileşenlerde bir bağışıklık söz konusu. Bir de ‘hayalet taşıyıcı’ dediğimiz hastalığı ayakta geçiren, sağlıklı olarak geçiren insanlar var. Tabii bunlar da bağışıklığı kazanıyorlar. Hem hayalet taşıyıcıların tespiti ile alakalı bu hem de dediğiniz gibi kitle bağışıklığının ne kadar olduğunun tespiti açısından yapılacak testler bunlar. Bu tabii filyasyondan ayrı, farklı bir şey, 150 bin kişi rastgele seçilerek taranacak ve onlardan yüzde kaçının bağışıklığı olduğunu tespit edeceğiz. İki testimiz var, antikor ve PCR. Antikor testini tarama testi olarak kullanabiliriz.”

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI-SAĞLIK MUHALEFETİ

  • İstanbul’daki Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi’nde görev yapan Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Uğur Ertuğrul, Covid-19 hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.
  • SES Covid-19 salgınına yönelik iki aylık değerlendirme yayınladı: “Normal”iniz ve Yeni “Normal”iniz Emekçiler İçin Değil Sermayenin Çıkarı İçindir” SES raporundan;
    • “Sekizinci haftada kontrol edilmiş bir salgın söz konusu değil. Beşinci dönemde dahi 22.924 yeni vaka sayısı bunun kanıtı olarak tüm çıplaklığı ile karşımızda duruyor. Türkiye toplam 150 bini geçen vaka sayısı ile dünya genelinde salgından en çok etkilenen dokuzuncu  ülke konumunda”
    • “İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli, Sakarya, Zonguldak, vb nüfusun ve işçi sınıfının yoğun olduğu kentlerde salgının boyutunun yüksek olduğu paylaşılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın nadir paylaşımlarında vaka sayısının yetişkin grupta, ölüm sayısının yaşlı grupta daha çok olduğu bildiriliyor. Yine kronik hastalığı bulunanlar, sigara içenler hastalıktan daha fazla etkileniyorlar. Bilgilerimiz oldukça sınırlı olup salgının nüfusun çeşitli kesimleri nasıl etkiledi bilemiyoruz. Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı olanlar, işçi nüfus, yoksullar, cezaevindeki tutsaklar, mülteciler vb. toplum kesimlerinin istatistikler verilmese de oldukça sert etkilendiği gözlenmektedir.
    • “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün 28 Nisan tarihli raporuna göre dünya genelinde 35 binden fazla enfekte sağlık emekçisi vardır. Raporda Covid-19’un sağlık emekçileri için mesleki risk olduğu ve riskin çalıştırılma koşullarıyla birebir bağlantılı olduğu vurgulanmakta, yetkililerin alması gereken önlemler sıralanmakta ve Covid-19 hastalığının meslek hastalığı/iş kazası olarak tanımlanması yapılması, tüm sağlık emekçileri için sağlıklı, güvenli ve düzgün çalışma koşulları çağrısında bulunulmaktadır.  https://ses.org.tr/2020/05/covid-19-salgini-iki-aylik-degerlendirmemiz-normaliniz-ve-yeni-normaliniz-emekciler-icin-degil-sermayenin-cikari-icindir/
  • Batman Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde gorev yapan 3 SES üyesi Vefa Sosyal Destek Projesi kapsamında görevlendirildi, göreve gitmeden önce koruyucu ekipman talebinde bulundukları için önce  disiplin cezası aldılar, daha sonra da Yozgat, Osmaniye ve Erzurum’a   sürgün edildiler.
  • Kolombiya’da sağlık çalışanları, salgına karşı alınmayan önlemler nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının fotoğraflarını taşıyarak eylem yaptı.
  • TTB Kovid-19 İzleme Grubu Üyeleri ve aynı zamanda Bilim Kurulu üyeleri Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ve Prof. Dr. Özlem Azap Kurt: “Salgın dalgalı ilerliyor, biteceği düşünülmemeli. Önlemler kamusal olarak alınmalı ve hayata geçirilmeli. Daha herhangi bir aşı veya çözüm bulunamadı. Salgınla baş etmek uzun süreler alacak ve farklı dalgalar yaşayacağız. DSÖ’nün de uyardığı gibi beşinci altıncı dalgalar olabilir. Çünkü virüs insanların etkileşimiyle beraber dolaşmaya devam ediyor” “Rakamların matematiksel olarak azalması salgının biteceği anlamına gelmiyor” “Vaka sayılarının düşmesinin yanında yapılan test sayıları da düşüyor, ne yazık ki biz de bilgileri ancak basın yoluyla öğrenebiliyoruz.”
  • Raşit Tükel: “Önlemlerin gevşetilmesi aşamasında olduğu gibi, toplumsal hareketliliği kısıtlamaya yönelik önlemler sırasında da göz önüne alınan, sağlık alanına ilişkin veriler değil uygulanan ekonomik politikalar olmuştu. Zorunlu çalışma ve üretim alanları dışındaki faaliyetlerin durdurulmadığını, buralarda çalışanların ücretli izne çıkarılmadıklarını, zorunlu çalışma alanlarında çalışma koşulları ve süreleriyle ilgili iyileştirici düzenlemelerin yapılmadığını bu süreçte hep birlikte gördük…. Sonuçta, salgın hastalıklar tüm insanları aynı şekilde etkilemiyor. Sağlığa erişimi zayıf olan kesimlerde altta yatan sağlık sorunlarının daha yüksek oranda olduğu, halihazırda var olan sağlıktaki eşitsizliklerin salgın ile birlikte daha da kötüleştiğine ilişkin çalışmalar mevcut…. Ülkemizin farkı, halk sağlığı uzmanlarına epidemiyolojik veriler üzerinden çalışma yapma olanağı sağlanmaması nedeniyle, işçilerin, dar gelirli yurttaşların, evde kalma ayrıcalığından yararlanamayan geniş kesimlerin salgından nasıl etkilendiğine ilişkin bilgi sahibi olamayışımız. Gözlerimizi kapattığımızda sorunlar kaybolmuyor oysa ki.”

TOPLUMSAL MÜCADELE

  • Antalya Tabip Odası, KESK Antalya Şubeler Platformu ve DİSK Akdeniz Bölge Temsilciliği, “normalleşme” sürecinde turizm kenti Antalya için duydukları kaygılarını bir açıklama ile paylaştı. “Toplumun sağlığı için acilen etkin sosyal politikalar üretilmeli”.. “Virüsün bulaşma hızı ve boyutu, kontrol altına alınamamışken, normalleşme adı altında tedbirlerin gevşetilmesi, yeni sıçramalara sebep olabilecektir”
  • Cudi Dağı’da korucular eliyle yürütülen ağaç katliamına tepki gösteren TJA aktivistleri, ‘Bu doğa katliamlara kadınlar olarak müsaade etmeyeceğiz, doğamıza sahip çıkacağız’ açıklamasında bulundular.
  • Antalya Korkuteli ilçesi Dereköy Mahallesi’nde bin 500 dönümlük tarım arazisi üzerinde açılması planlanan kömür madenine karşı bölge halkı direniyor. Köylüler bu kez de Tarım Topraklarını Koruma Kurulu’na madeninin açılmaması için 3 ayrı itiraz dilekçesi verdi.
  • Eğitim-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube Eş Başkanı Emine Akşahin EBA ile ilgili değerlendirmeler yaptı. Ekonomik eşitsizliğe bir de anadili sorununu ekledi.“Bölgemizde aileler eğitim diline yabancıdır. Çocuklar anadilinde eğitim görmüyor, eğitim dilini okulda öğrenip geliştiriyorlar. Okul dışında eğitim dilini kullanmıyorlar. Bu nedenle uzaktan eğitim sürecine geçildikten sonra aileler çocukları yönlendirmekte yetersiz kaldılar. Öğrenciler bu süreçte büyük bir kayıp yaşadı, arkadaşlarıyla aralarında büyük bir eğitim uçurumu oluşmuştur. Çığ gibi büyüyen bu eşitsizlik nasıl giderilecek, çocukların mağduriyetlerinin bedeli ne olacak?”

YENİ YAŞAM İNŞASI

  • YEREL DAYANIŞMA AĞLARI: AMED DAYANIŞMA AĞI- Ne sadaka ne lütuf, hal hatır”-
    • “Baskılara, şiddete, yoksulluğun sebeplerine karşı da mücadele etmemiz gerekiyor. Dayanışmanın manevi gücünün de farkında olmalıyız. İnsanlara sadece kapıdan yardım dağıtıp çıkan bir ağ değiliz. Dört-beş gün dayanışma kolisi dağıttık, diğer günlerde ailelerin kapılarını çalıp hal hatır sorduk.”
    • “Onlarca kişi elinde kimliğiyle yanımıza gelip “yardım mı dağıtıyorsunuz” diye soruyordu. İnsanları geri çeviremiyorduk. İhtiyaç sahiplerinin iletişim bilgilerini alıyorduk. Bu işi iki kişi sürdüremeyeceğimizi anlayınca daha örgütlü bir çalışma yapmaya karar verdik.”
    • “Bizim dayanışma faaliyetimiz sadaka veya lütuf değil. Kendimizi destek götürdüğümüz insanlardan farklı görmüyoruz. Aynı mahallelerde oturuyoruz; kiminin yeğeni, kiminin komşusuyuz… Çıkar amacımız veya bir talebimiz yok. Bir kültür oluşturmaya çalışıyoruz. Bugün için erzağa ihtiyacı var insanların, yoksa aç kalacaklar. Yoksullukla başka şekillerde de mücadele etmemiz lazım. Baskılara, şiddete, yoksulluğun sebeplerine karşı da mücadele etmemiz gerekiyor. Dayanışmayı sadece maddi anlamda destek vermek olarak tanımlamıyoruz. Dayanışmanın manevi gücünün de farkında olmalıyız. Bir evde aç veya hasta bir insan varsa bunu hissetmeliyiz. İnsanlara sadece kapıdan yardım dağıtıp çıkan bir ağ değiliz. Dört-beş gün dayanışma kolisi dağıttık, diğer günlerde ailelerin kapılarını çalıp hal hatır sorduk.”
    • “Şiddete karşı destek hattı kuruldu. O hatta gelen başvurularla kadınlardan oluşan komisyonumuz ilgileniyor. Özellikle fiziksel şiddet başvuruları çok fazla. Psikolojik şiddet, dijital şiddet başvuruları da var. Rosa Kadın Derneği, Sosyalist Kadın Meclisleri, Özgür Genç Kadın ile ilişki halindeyiz. Bize sosyal medyadan gelen bu tür başvuruları o arkadaşlara iletiyoruz. Çocukların durumu biraz daha farklı. Biz onların sesini duyurmaya çalışıyoruz.”

JİN

  • İHD “Pandemi Döneminde Kadın Raporu”nu açıkladı.
    • “Sağlık açısından alınması gereken önlemler (evde veya kapalı barınma mekanlarında kalma, okulların kapatılması vb.) şiddet uygulayanla, şiddete uğrayanı aynı mekanlarda kalmaya zorluyor. Bu durum kadınların ve çocukların şikayet mekanizmalarına ulaşmasını da engelliyor. Bu nedenle ev içi şiddetin arttığı ancak kayıt altına alınmadığı, dolayısıyla da bu şiddetle mücadele edilemediği zamanlar yaşıyoruz.”
    • “Pandemi döneminde ekonomik ve sosyal açıdan kadınlar güçlendirilmeli, herhangi bir düzenli geliri olmayan kadınlar tespit edilerek maddi destek sağlanmalıdır.”
  •             Gülfer AKKAYA- Erkekliğin erkekleri: “Pandemi siyasi fırsata çevrilip, pandemi nedeniyle sokaklara çıkmayacağımız zannedilmesin. İktidar sesimiz duymazsa biz yine fiziki mesafeyi, pandemi kurallarını gözeterek sokaklara çıkacağız.” http://siyasihaber4.org/erkekligin-erkekleri
  • Amed ve Urfa’da gözaltına alınan kadınlar için Kadınlar Birlikte Güçlü inisiyatifi birçok yerde hem sokağa çıkarak hem de twitter üzerinden destek kampanyaları düzenledi.‘Mesajı aldık, direneceğiz’

SİYASAL SAĞLIK-EKOLOJİK SAĞLIK

Ya Küresel Tiranlık Ya Enternasyonalizm           

Hamit BOZARSLAN /GAZETE DUVAR ROPÖRTAJI

“Bu krizle birlikte üç büyük sorun hiç beklenmedik bir anda karşımıza çıktı. Bunlardan ilki, insanlığımızı ilgilendiren korku sorunu. Bir diğeri anti-demokrasiler sorunu ve üçüncüsü de demokrasilerin hem yapısal hem konjonktürel zaafları. Genç Karl Marx, burjuvazinin devrimci bir rol oynadığını ve insanlık tarihini birleştirdiğini söylüyordu. Marx’ın aklındaki tarih, nihai hedefi olan bir süreçti. Fakat Marx’tan önce bu konulara kafa yormuş olan Thomas Hobbes, korkudan ve korkunun tarihi birleştirebileceğinden bahsediyordu. Sanıyorum şu an, altı-yedi milyar insanın tarihi, kısa dönemlik de olsa birleştirildi. Fakat bu birleşme korkuyla ve çok büyük bir boşluk içinde meydana geldi.”

 “Biyolojik temelde, tek meşruiyetini kendi milletini veya toplumunu koruma, “yaşamını” garanti altına alma söylemine dayandıran yeni bir tiranlık, sultanlık veya istibdat rejimlerinin oluşması olasılık dışı değil. Bunu önlemeye dönük en temel yol mevcut korkunun aşılması ve ama bunun da siyaset yoluyla aşılmasıdır. Çünkü eğer dünya çapında biyolojik temelli istibdat rejimleriyle karşı karşıya kalırsak, artık siyasetin düşünülmesi mümkün olamaz. Bu, siyaset sonrası bir dönem, siyaset sonrası bir “Leviathan” anlamına gelir. Meşruiyetini sadece ve sadece “hayatta kalmayı sağlamakta” bulan tiranlık rejimleriyle karşı karşıya kalma tehlikesinin siyasetle aşılması gerekiyor. Dünya toplumlarının siyaset sonrası bir döneme girmesi, büyük bir felaket senaryosudur ve dünya tarihinin sonunu getirebilir.”

 “Dolayısıyla kendisini kurtarıcı olarak gören yöneticiler var ama bir yanıyla da haklısınız, bunların sayısı çok az ve bahse konu ülkeler çok küçük. Bu kriz anında siyasi kurtarıcıların yaygın olarak çıkmaması, yarın halkların, toplumların inisiyatif alabileceğine dair olumlu bir işaret. Öte yandan yarın doktorlar iktidarının yaşanması ihtimalinin de tehlikesine dikkat etmek gerekiyor.”

“Her şeye istatistik açısından baktığımız için, bu düşmanlaştırmanın arkasında yüzbinlerce, milyonlarca trajedinin yattığını maalesef göremiyoruz bile. Keza Çin devletinin davetiyle ülkeye burslu olarak eğitim almaya gitmiş olan siyah öğrenciler de virüsün kaynağı olarak gösterildi ve ırkçı uygulamalara maruz kaldı. 65 yaş üstü insanların sadece yük değil aynı zamanda tehdit olarak görülmeye başlanması da insanlık açısından ayrı bir karamsarlık kaynağı. Biyolojik despotizm yaşta da, sınıfta da, millette de, inançta da ortaya çıkabiliyor.” https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/05/23/hamit-bozarslan-ya-kuresel-tiranlik-ya-enternasyonalizm/

İKLİM

Tanıl BORA

            “Bruno Latour, salgın vesilesiyle, üretimci paradigmaya karşı çıkacak bir sosyalizme çağrı çıkardı.[1] İktisadî krizden, “daralmadan” korkarken, söylemesi zor ama asıl radikal öneri, bu. Latour, epeydir, ekolojiyi yeniden politize etme ihtiyacını diye getiriyor – aslında kastettiği, başka türlü bir politizasyon. Onun tabiriyle varoluşumuzu “yeniden yerselleştirecek,” “yeniden yeryüzüne yerleştirecek” bir politizasyon.”

            “Günther Anders’e daha önce selâm vermiştik.[5] O, bu durumu korkunç (kıyamet şiddetinde korkunç) buluyor ve korkunun hakkını vermeye çağırıyordu. Başka bir yerde, korkunun üç boyutunu tarif etmişti, onunla bağlayalım: 1. Bizi korkaklıkla suçlayanların alaylarına karşı, korkusuz bir korku. 2.  Eyleme sevk edecek, canlandırıcı bir korku. 3. Sadece kendi başımıza gelecekleri değil, dünyayı dert eden, sevgi dolu bir korku – seven bir korku.[6]”  (https://www.birikimdergisi.com/haftalik/10108/iklim#.XsXaCZKwlCw.twitter)

GÖRÜŞLER

İktidarın bu salgından yeni baskıcı rejimle çıkmaya çalıştığını biliyoruz ama onlar kadın iradesine yöneldikçe yeni yaşamın öncüsü olan kadın hareketi direnişinin de büyüyeceğini biliyoruz. Akp-Mhp iktidarı içine düştüğü çoklu kriz dönemini aşmak için tüm muhalefete yönelik saldırılarına devam ediyor. Kürdistan’da kayyum siyasetine bel bağlayanların, yeni yaşamın öncüsü olan kadın hareketine yönelmeleri yine aklımıza Işid’in Rojava’daki saldırılarını akla getiriyor. Nasıl ki Rojava’da bu saldıralara direniş devrimin büyümesine vesile olduysa, bugünkü saldırılara karşı direniş de yeni yaşamın inşasını güçlendirecektir.



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 20 EYLÜL 2020

GÜNDEM Özel laboratuvarlarda yaptırılan Covid-19 testleri güvenilir değil mi? Antalyaspor’un önceki gün özel bir laboratuvarda ...