BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / KORONA GÜNLÜĞÜ 21 MAYIS 2021

KORONA GÜNLÜĞÜ 21 MAYIS 2021

Salgın yönetilemiyor! Emekçiler, ötekileştirilenler ölmeye devam ediyor! Sağlık emekçileri tükeniyor, hayatını kaybediyor!  Bartın’da görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil İbrahim Çakın ve İstanbul’da görev yapan Diş Hekimi Mehmet Tatlıgil Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi.

İSİG Meclisinden Murat Çakır, “Elimizdeki veriler 1200 civarında işçinin koronavirüsten öldüğünü gösteriyor ancak bunun çok daha üzerinde olduğunu düşünüyoruz.’’ 

Sosyal cinayete dönüşen pandemi ölümlerine karşı öfke büyüyor. Yanlış sağlık politikaları ve salgın mücadelesine karşı yaşam hakkını savunmak için demokrasi güçleri harekete geçiyor.

***

Covid-19 pandemisi sık görülmeye, sık öldürmeye ve yaşamı altüst etmeye devam ediyor. Toplam vaka sayısı 165 milyon 839 bini, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 3 milyon 444 bini geçti.

Dünya genelinde yeni vaka ve günlük ölüm bildirimleri yüksek hızda devam etti. Son 24 saatte 651 bin 684 kişiye Covid-19 tanısı kondu, 13 bin 70 kişi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Yeni vaka sayısının 300 binin altına indiren Hindistan zirvedeki yerini korurken Türkiye dokuzunculuğa indi. Ülkelere göre yeni vaka sayısı şöyle: Hindistan (259.2 bin), Brezilya (83.4 bin), Arjantin (35.9 bin), ABD (30.2 bin), Kolombiya (16.1 bin), Fransa (15.4 bin), İran (12.4 bin), Almanya (10.7 bin) ve Türkiye (9.4 bin). Hindistan (4 bin 209 ölüm) ve Brezilya (2,527 ölüm) ile günlük can kaybında zirvedeki yerini koruyor.

Not: Dünya ve Türkiye Covid-19 istatistiklerini Worldmeter sitesine göre vermeye devam ediyoruz. Her gün paylaştığımız veri bir gün önceye ait olup ülkelerin bildirimlerine göre şekilleniyor. Veriyi her gün sabit saatte (sabah 06.00) alıyoruz.

***

Türkiye’de yeni vaka sayısı 10 binin altına düştü. Son 24 saatte yeni vaka sayısı 9 bin 385 kişi oldu. Covid-19 nedeniyle 207 kişi hayatını kaybetti. Turkuaz tabloda eleştirilere rağmen ısrarla yer verilen yeni hasta sayısı dokuz yüzün altına düştü, 856 kişiye geriledi. Toplam vaka sayısı 5 milyon 160 binin üzerine çıkarken toplam can kaybı 45 bin 626 kişiye yükseldi. Günlük test sayısı 219 bine çıkabildi, test sayısı halen istenen düzeyde değil. Turkuaz tabloda aktif hasta sayısı yer almıyor. Günlük aktif hasta sayısını Worldmeters’dan paylaşmaya devam ediyoruz.

Türkiye’de aktif hasta sayısı dün yeniden artışa geçti. Dün itibarıyla aktif hasta sayısı 125 binin üzerine çıktı. Bulaştırma potansiyeli yüksekliği dikkate alındığında aktif hasta sayısının hala oldukça yüksek olduğunu hatırlatmak isteriz. Ağır hasta sayısında azalma eğilimi devam ediyor, dün 2 bin 41 kişiye geriledi. Aktif vaka sayısının gerilemesi ile ağır hasta oranımız %1.9’a yükseldi, bu oran dünya ortalamasının üç katından fazla! Yüksek ölüm hızının yüksek ağır hasta oranı ile ilişkili olduğunu, ölümlerin yüksek hızda devam edeceği uyarısı ısrarla vurguluyoruz.

***

Sadece semptom gösterenlere test yapıldığını belirten Prof. Dr. Özlem Kurt Azap, “Covid-19’a yakalananların neredeyse yarısı semptom göstermiyor ve virüsü yayıyor. Bu yüzden yaygın test yapılmalı” dedi. Azap, ‘Yapılan testin yeterli olup olmadığını anlamamızın en önemli yolu Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) koyduğu kriter. Bu kriterde test pozitiflik oranı yüzde 5’i geçiyorsa o ülkenin yeteri kadar test yapmadığı anlamına geliyor. Türkiye’de de test pozitiflik oranı hep yüzde 5’in üzerinde. Yüzde 15- 16’ya kadar çıktığı zamanlar da oldu. O kadar çok test yapmamız lazım ki o oran yüzde 5’in üstüne çıkmamalı’’ diyerek sözlerine açıklık getirdi.

https://www.birgun.net/haber/kalabalik-alanlarda-tarama-testleri-yapilmali-hastalarin-yarisi-semptomsuz-345056

***

Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Onur Turan tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’ye sorgusuz sualsiz turist kabulünün büyük risk olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: “Turizm çalışanlarının Mayıs sonuna kadar aşılanması planlanıyor. Ancak risk sadece çalışanlarla sınırlı değil. Türkiye’ye gelecek turistlerden aşı olduklarına dair belge istenmemesi ve ülkeye girişte belirli ülkeler dışında PCR negatifliği aranmayacak olması bizi endişelendiriyor. Bizim açımızdan cevap bekleyen iki soru var. Aşı olup olmadığı veya hastalık taşıyıp taşımadığı bilinmeyen turistlerle otelde veya turistik beldelerde iletişim kuran vatandaşlarımıza ne olacak? Türkiye’ye gelmeyi düşünen turistler, yine aşı veya hastalık durumu bilinmeyen diğer turistlerle aynı otelde kalmak veya havuz, restoran gibi ortak kullanım alanlarını paylaşmak isteyecek mi? Bu konular muhakkak aydınlatılmalı ve gerekli düzenlemeler hızlıca yapılmalı. Şu an 55-64 yaş arası bireylerin, öğretmenlerin ve diğer riskli sektörlerde çalışan bireylerin çoğunluğu aşılanmadı. 50-54 yaş arasında olanlarla kronik hastalığı olan 50 yaş altı kişilerin aşılanmasına ise henüz başlanmadı.  Solunum hekimleri olarak, kısıtlamaların daha az olduğu günlere dönmek için yetkilileri aşılamanın yaygınlaştırılması ve hızlandırılması için planlama yapmaya, vatandaşlarımızı da tüm kısıtlama ve kurallara harfiyen uymaya davet ediyoruz.”

***

Eğitim Sen, öğretmenlerin uzaktan ve yüz yüze eğitimine dair görüşlerini almak amacıyla yaptığı anketi paylaştı. Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, anketin en can alıcı sorularından birinin öğrencilerin çevrimiçi derslere katılımı olduğunu belirtti. Kurul, “Öğretmenlerin yüzde 44’üne göre öğretmenler ekranı açtığında 40 öğrencisinin sadece 8’ini görmekte, kalan 32’sinin ise uzaktan eğitime dahil olmadığını ve önemli bir kısmının eğitimden koptuğunu ileri sürmektedir” dedi.

3 bin 743 öğretmen arasında iki doz aşı olduğunu belirten öğretmenlerin oranının sadece yüzde 15 olduğunu söyleyen Kurul, “Birinci doz aşıyı olup ikincisini bekleyen öğretmenlerin oranı yüzde 29, henüz aşı olmadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 56’dir. Bu bulgu, bakanlığın yakında açıkladığı öğretmenlerin yüzde 40’ının aşılanma açıklaması karşısında öğretmenlerin yaklaşık yüzde 60’nın aşılı olmaması olgusunu doğrular niteliktedir” dedi.

***

Hindistan Covid-19’un tetiklediği ‘siyah mantar’ hastalığıyla sarsılıyor! Sağlık Bakanlığı ise ülkede 200 siyah mantar vakası görüldüğünü, en yüksek vakaların Haryana, Telangana, Mumbai  ve Maharashtra’da olduğunu bildirdi. Hastalığın en fazla görüldüğü eyaletlerden olan Maharashtra’nın Sağlık Bakanı Rajesh Tope, şu anda en az 800 kişinin siyah mantar hastalığı nedeniyle hastanede tedavi olduğunu belirterek en az 90 kişinin ise hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı. Siyah mantar hastalığının, mukormiçetler adı verilen bir grup küf sebebiyle meydana geldiği belirtilirken özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişileri etkilediği bildirildi. Nadiren görülen fakat ölümcül olan bu agresif mantar enfeksiyonu burun, göz ve bazen de beyni etkiliyor. Bazı vakalarda doktorların iki gözü birden alması, bazı nadir vakalarda ise çene kemiğini alması gerekebiliyor.

***

Yeni bir araştırma, köpeklerin insanlarda Covid-19’u PCR testleri kadar tespit edebildiğini gösterdi. Araştırma sonucu, havaalanları, tren istasyonları gibi kalabalık alanlarda Koronavirüs kontrolünün köpeklerle sağlanmasının yolunu açabilir. Fransa’da yapılan araştırma, köpeklerin Covid-19 pozitif sonuçlara duyarlılığını yüzde 97 oranında gösterdi. Köpeklerin koklayarak Covid-19 negatif tespitine ise yüzde 91 oranında duyarlı olduğu görüldü. Fransa Ulusal Veterinerlik Okulu’nda yapılan testlerde katılımcıların koltuk altından ter örnekleri alındı. Almanya’da temmuz ayında yapılan bir araştırma da eğitimli köpeklerin, tükürük örneğini koklayarak enfekte olan ve olmayan kişileri ayırabildiğini göstermişti. 

***

Fransa’da tıbbi standartlara uymayan ucuz silikon kullanılarak üretilmiş meme protezleri nedeniyle mağdur olan kadınlara tazminat ödenmesi kararlaştırıldı. Skandal 2010’da patlak vermişti. Poly Implant Prothese (PIP) adlı şirketin ürettiği silikonların patlama riski yüksek çıkmış, bazı kadınlarınki patlamıştı. 2 bin 700 kadın, 10 yıllık hukuki mücadele sonucunda tazminata hak kazandı.

AŞI TARTIŞMALARI

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) onaylanmış mevcut aşıların coronavirüsün varyantlarının tümünde etkili olduğunu duyurdu. “Aşılar, tünelin sonundaki ışık olabilir, fakat bu ışıktan kör olmamalıyız” diyen DSÖ Avrupa Direktörü Hans Kluge, var olmaya devam eden virüs tehdidi ve ‘yeni belirsizlikler‘ nedeniyle tedbirleri elden bırakmamanın önemini vurguladı.

***

Prof. Dr. Uğur Şahin, ” Türkiye’ye, haziran ayının sonuna kadar 30 milyon doz getirmek istiyoruz. Ve temmuz, ağustos ve eylül ayında tamamıyla 120 milyon dozu tamamlamak istiyoruz” dedi.

***

Sağlık Bakanı Koca, “Türkiye’nin günde 1,5 milyon dozdan fazla aşı yapabilme kapasitesi var” dedi. Koca 5 ay önce de kapasitenin 1,5-2 milyon olduğunu, 1 ay önce de 1 milyon olduğunu söylemişti.

Koca, “Aşılamada 65 yaş üstü yüzde 84’e kadar ulaşmış durumda. Biz bunun yüzde 90 ve üzeri olmasını istiyoruz. O nedenle açılan 55 yaş üstündekilerin aşı noktasında beklemeden en erken dönemde aşılarını olmaları önemli. Biz bu oranları yüzde 90 ve üzerine çıkarmaktan yanayız. Şu an 55 yaş üstünü ve bazı grupları aşılıyoruz. Aşı tedariğiyle birlikte önümüzdeki haziran ayında hızla aşağı doğru önce 50 sonra 45, 40 ve tedarikte sorun yaşanmazsa haziranda 20 yaşa kadar inmek istiyoruz” dedi

***

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Komisyonu, AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nun (AP) AB Dijital yeni tip Koronavirüs (Covid-19) Sertifikası konusunda uzlaştığını duyurdu. AB Dijital Covid-19 Sertifikası’nda ise, kişilerin Covid-19 aşısı olup olmadığını, olduysa hangi aşıyı olduğunu, hastalığı geçirenlerin ise antikor seviyesini ve Covid-19 test sonuçlarını içeren bilgiler yer alacak. Kağıt veya dijital format halinde ve ücretsiz olacak olan AB Dijital Covid-19 Sertifikası sayesinde AB tarafından onaylı Covid-19 aşıları olmuş kişiler, kısıtlamasız seyahat edebilecek. Şu ana kadar AB tarafından, BioNTech-Pfizer, Moderna, AstraZeneca ve Johnson and Johnson Covid-19 aşılarına onay verilmişti.

***

Avrupa Parlamentosu (AP), Hindistan ve Güney Afrika’nın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde talep ettiği koronavirüs aşılarının patent hakkından feragat talebini destekledi. AP milletvekilleri bugün düzenlenen bir oturumda aldıkları kararla, Avrupa Birliği’ni (AB) söz konusu inisiyatifi desteklemeye çağırdı. İlaveten ilaç şirketlerinden korona aşılarının üretimini sağlayan bilgi ve verilerini Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ile paylaşmaları da talep edildi

***

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, Brüksel’de gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu (AP) Uluslararası Ticaret Komitesi’nde, Covid-19 aşıları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Aşı üretim kapasitesinin artırılması gerektiğini belirten Okonjo-Iweala, “Dünyada normalde 5 milyar dozluk aşı üretim kapasitesi bulunuyor. Bunun 3,5 milyarı çocuk aşıları, 1,5 milyarı ise grip ve diğer aşıların üretimine yönelik durumda. Şimdi ise bunun 2 veya 3 katı kapasiteye ihtiyaç var.” diye konuştu. Okonjo-Iweala, aşı üretim ve ihracat kapasitesinin yüzde 80’inin 10 ülkede bulunduğunu anımsatarak, normal şartlarda bu kapasitenin yeterli olduğunu ancak salgında yetersiz kaldığını söyledi. Fikri mülkiyet hakları konusunda yapılacak bir anlaşmasının özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin durumunu kolaylaştırması gerektiğini ifade eden Okonjo-Iweala, “Bu konuda çok açık olmak istiyorum. Fikri mülkiyet haklarından feragat yeterli olmaz.” ifadelerini kullandı.

***

Avrupa Birliği, Pfizer ve BioNTech’in koronavirüs aşısından 1,8 milyar doz daha aldı. 900 milyon dozu opsiyonlu. Daha önce yapılan anlaşmayla kararlaştırılan 600 milyon doz idi. Toplamda 2,4 milyar doz. 

***

Rusya Sağlık Bakanı Mihail Muraşko, Sputnik V Coronavirus aşısının sadece bir dozdan oluşan tipi olan Sputnik Light aşısının üç hafta içinde kullanıma girmesini beklediğini söyledi. Rusya’da şimdiye dek sekiz tesiste üretimine izin verilen Sputnik Light aşısının yüzde 79.4 oranında etkinlik gösterdiği biliniyor. Bu oran, iki doz şeklinde uygulanan birçok aşısının etkinliğinden daha yüksek. Rusya’da şimdiye dek Sputnik V, Epivakkorona, Kovi-vak ve Sputnik Light olmak üzere dört Coronavirüus aşısı geliştirildi.

***

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serhan Sakarya“Eylül ayına kadar toplumun yüzde 75’i aşılanmazsa, yapılan tüm aşılamalar boşa gidecek, kasım –aralık ayları kâbus ayı olacak” değerlendirmesini yaptı. Açık havada bulaş riskinin yüzde 10-20 arasında değiştiğine dikkat çeken Sakarya,“İnsanların açık alanda dolaşabilmeleri ve açık alanda kalabilmelerinin olanağı sağlanmalı. Hafta sonu ya da gece 21.00’den sonra sokağa çıkma yasağı uygulanmasının bir anlamı yok”  dedi.

***

İSİG Meclisinden Murat Çakır, “Oysa virüs çıktıktan 7-8 ay sonra aşı bulundu ve koronavirüsün önlenebilir bir ölüm sebebi olduğunu gördük. Fakat hâlâ işçilerin yaygın olarak aşılandığı bir tabloyu göremiyoruz. Önümüzdeki süreçte başlıca talebimiz işçilerin bir an önce aşılanması gerektiğidir. Örneğin Avrupa’da yaygın aşılama sürecinden sonra ölüm oranlarının ciddi anlamda düştüğünü görüyoruz. Türkiye’de de hastalıkla burun buruna çalışan işçi sınıfının bir an önce aşılanması gerekmektedir” dedi.

***

“Dünya, bağışık olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılacak”

Düşünür Étienne Balibar, “Salgın Sonrası Dönemde İnsan Hakları Gündemi” sempozyumunda konuştu: “Aşının dağıtımı, milliyetçi, emperyalist, post emperyalist politikaların ve az sayıdaki ilaç şirketi arasındaki şiddetli rekabetin bir aracı haline geldi.”

Étienne Balibar, “Tek dünya, tek sağlık, tek tür? Salgında kozmopolitika” başlıklı sunumunda pandemi çerçeveside, toplumsal ve etik sorunlara değineceğini söyledi:

“2007 yılında her ikisi de BM örgütü olan Dünya Sağlık Örgütü ve Gıda ve Tarım Örgütü uzmanlarının geliştirdiği “Tek dünya tek sağlık, Manhattan ilkelerinden” hareketle konuşmama bu başlığı koydum. Bu, epidemileri koruma ve önleme kampanyasında dair bir metindi. Amacım, bu metne antropolojik, siyasi ve etik boyutlar katmak. Çünkü hem pandemi hem birlikte gelen kriz ikinci yılına girdi ve yakın zamanda biteceğine dair bir işaret görmüyoruz. Bu olgu bütün insanlık için kritik bir durumu ortaya koydu, çevrenin ve iklimin çıkarları açısından geçmişe kıyasla çok daha ortak bir eyleme ihtiyaç var artık. İnsanlar artık biyoçeşitlilik içinde istisna bir tür olarak değerlendirilmemeli ki, insan türü bu çeşitliliği tehdit ediyor. İnsanların dünyaya karşı sorumluluğunu vurgulamak istiyorum. İnsan türü dünyanın bütünüyle bir ilişkiye sahip ve küreselleşmeyle birlikte pandemiyi de bunun bir sonucu olarak değerlendirebiliriz. Kapitalizmin şimdiki haliyle insanlık, bütün dünyayı sömürür hale gelmiş durumda. İnsanların tür olarak ahlaki yükümlülüğü var. Pandemi, bir aciliyeti ortaya koydu. Küresel ısınma ve çevre kriziyle birlikte COVID-19 sözkonusu olduğunda sorun her yere yayılmış oldu.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün konumunun da “tartışmasız” olmadığını belirten Balibar sözlerine şöyle devam etti: “Aşının kullanımı ve dağıtımı, milliyetçi, emperyalist, post emperyalist politikaların ve az sayıdaki ilaç şirketi arasındaki şiddetli rekabetin bir aracı haline gelmiş durumda. Afrika’da üretilen aşıların yalnızca toplam yüzde 1,8’i kullanıldı. Bu yalnızca ahlaki çöküş değil, sanitasyon açısından da bir felaket. Dünya, bağışıklık kazanmış ülkeler ve kazanmamış olanlar olarak ikiye ayrılacak. Zengin ülkelerin egoist politikaları ve aşı şirketlerinin kar odaklı stratejileri ile kimseyi korumak mümkün değil.”

https://bianet.org/bianet/insan-haklari/244368-dunya-bagisik-olanlar-ve-olmayanlar-diye-ikiye-ayrilacak

***

‘Veba Geceleri’nden hareketle, karantina gerçeği – Şebnem Korur Fincancı

Veba Geceleri‘nin 72. sayfasından bir alıntı: “Bir karantinacının işi yalnızca asker zoruyla yasakları dayatmak değil. Halkı bu yasaklara kendi gönlüyle katılmaya da ikna etmektir. Mangalı denize atılan hacı, o sert ve kaba İngiliz’e düşman olur, inadından yasağını dinlemez ve karantina da böyle böyle bozulur. İngiliz memurlarının bu sert ve aşağılayıcı tutumlarından dolayı Bombay’da isyan çıktı, hasta taşıyan arabalar taşlandı, doktorlara saldırıldı. İngiliz memurları sokaklarda öldürüldü. Daha da fazla isyan etmesinler diye İngilizler koleranın Ganj Nehri’nden yayıldığını söylemiyorlar artık.” 

Evet, karantinanın yasaklarla uygulanmaya çalışılması, pandemiyle mücadelede yasakların ortaya çıkması, insanların bu yasakları tümüyle yok saymasıyla sonlanabiliyor. Bu bir edebiyat eseri, bir roman; ama gerçek hayatta da bundan farksız değil. Çünkü yasaklar zaman içinde, hele ki anlamını yitirdiğinde ya da zaten akılcı ve bilimsel bilgiye dayalı olmadığında geçerli sayılmıyor. Ve zaman içinde toplumda ciddi bir duyarsızlaşmaya da yol açıyor. Bu yok sayma davranışı, uyulması beklenen bir takım önlemlere de uymamayı beraberinde getiriyor ne yazık ki. 

gene aynı kitaptan, 105. sayfadan bir cümleyi okumak istiyorum sizlere. Bir karantina sürecinde isyan çıkar ve ne yazık ki asker bu isyanda yer alanların üzerine ateş açar ve insanlar ölür. Bununla ilgili bir örtbas sürecinin işlediğini görürüz. Vali Sami Paşa, burada sorumlu idarecidir: Bu konuda en iyi savunmanın vakanın unutulması olduğuna karar vermişti. Evet, ne kadar benzer değil mi? Unutturarak, hesap verilebilirliği ortadan kaldırarak yürüttüğümüz bir idareyle karşı karşıyayız. Ve bize düşen de bu hesap verilebilirliğin her dönemde geçerli olduğunu unutmamak ve tabii ki hiçbir vakayı unutturmamak. Hepinize sağlıklı günler diliyorum. 

https://artigercek.com/haberler/veba-geceleri-nden-hareketle-karantina-gercegi



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 17 TEMMUZ 2021

Salgın yönetilemiyor! Emekçiler, ötekileştirilenler ölmeye devam ediyor! Sağlık emekçileri tükeniyor, hayatını kaybediyor! Sosyal cinayete dönüşen ...