BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / KORONA GÜNLÜĞÜ 21 MAYIS 2020

KORONA GÜNLÜĞÜ 21 MAYIS 2020

GÜNDEM      

  • Bitlis’in Yukarıölek (Oleka Jor) Mahallesi’ndeki Garzan Mezarlığı’ndan 19 Aralık 2017 tarihinde ailelerine haber verilmeden çıkarılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) getirilen 282 cenazenin Kilyos Mezarlığı’nda gömüldüğü kaldırımın görüntülerine ulaşıldı. Görüntüler hala 261 cenazenin gömülü olduğu kaldırıma kemiklerin içinde yer aldığı büyük plastik saklama kaplarının nasıl üst üste ve yan yana gömüldüğünü gözler önüne seriyor.  2 Mart’ta çekilen görüntülerde, Demir ve Döner’e ait 6 ve 9 numaralı mezarlara gömülü saklama kapları içindeki kemikler, görevliler tarafından çıkarılarak, yakınlarına verilme anı yer alıyor.
  • Ankara HDP’nin kayyımları protesto etmek için il binası önünde yapmak istediği açıklamaya polis izin vermedi, binaya girerek ilk önce İl Eşbaşkanı Vezir Coşkun Parlak’ı darbederek gözaltına aldı, daha sonra binaya giren polis çok sayıda insanı işkence yaparak gözaltına aldı.
  • Hollanda’da bir vizon çiftliğinde çalışan bir kişinin hayvanlardan yeni tip korona virüsünü kaptığı açıklandı. Virüsün bu kişiye, kürk ihracatı için yetiştirilen vizonlardan geçtiği açıklandı. Hollandalı çiftçiler, ülkedeki vizon çiftliklerinde korona virüsü görüldüğünü nisan ayında bildirmişti. Bazı hayvanların nefes almakta zorlandığının tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatılmıştı.
  • CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, 1 Mart-30 Nisan 2020 tarihleri arasında 15 bin 948 işyerinin kapandığını açıkladı. Bu veriler, Türkiye’de salgının yayıldığı döneme denk geliyor. Kapanan işyerleri ile birlikte binlerce insan işini kaybetmiş durumda. Çalışma yaşamında salgının etkileri katlanarak artacaktır.
  • Dünya Bankası, yeni tip Corona virüsünün yol açtığı Covid-19 salgını nedeniyle küresel düzeyde ekonomik tahminde bulundu. Salgın nedeniyle küresel ekonominin yüzde 5 küçüleceğini vurgulayan Dünya Bankası Başkanı David Malpass, 60 milyon kişinin yoksulluk sınırının altına sürükleneceği tahmininde bulundu.
  • İkinci dalga tartışmaları gündemi işgal etmeye devam ediyor. Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (ECDC) direktörü Dr. Andrea Ammon korona virüsü salgınıyla mücadele kapsamında alınan kısıtlayıcı önlemlerin hafifletildiği Avrupa’da ikinci virüs dalgası konusunda uyarılarda bulundu. ‘’İkinci dalga ihtimali artık bir teori olmaktan çıktı. Asıl soru ikinci dalganın ne zaman gerçekleşeceğidir. Sonsuza kadar sürer mi bilmem ama hızlıca biteceğini de sanmıyorum” dedi. Tatil hazırlığı yapan ve karantinaya ‘mola vermek’ isteyen insanları da uyardı: “Bir tatile çıksalar bile eskisi gibi olmayacak. Bu aşamada size ‘tatile gidin, ellerinizi yıkarsanız her şey yoluna girer’ diyemem. Mesafenizi korumalısınız.’’
  • Sahtekarlık salgın döneminde de devam ediyor. Maske, önlük ile ilgili haberlere jel de eklendi. Fransa, Symex markası tarafından dağıtılan ve Türkiye’de üretilen el temizleme jellerinin Covid-19’a karşı etkisiz olduğunu duyurdu. Fransa Rekabet, Tüketici Hakları ve Sahteciliği Önleme Genel Müdürlüğü (DGCCRF) el temizleme jelinin içinde bakterileri öldürmek için yeterince etanol olmadığını belirtti.

MEVCUT DURUM-SALGININ KONTROLÜ

  • Dünya genelinde toplam vaka sayı 5.1 milyona, yeni vaka sayı ve bir günde yaşamını yitirenlerin sayısı ölüm sayısı 330 bin’e yaklaştı! Yeni vaka sayısı ise 106 bine ulaşarak bir günde saptanan en yüksek değere ulaşarak rekor kırdı! Tırmanış devam ediyor. Brezilya 21 bin 500’e varan yeni vaka ile zirveye oturdu, faşist lider Bolsanaro’nun önlem almamaya devam etmesi ülkeyi felakete sürüklüyor. Trump’ın Amerikası (21,500) ve Putin’in Rusya’sı (8,764) yeni vaka sayısını düşerebilmiş değil. Latin Amerika (Peru, Şili, Meksika), Güney Asya (Hindistan, Bangladeş, Pakistan) ve Ortadoğu (Suudi Arabistan, Katar, İran) salgının artmaya devam ettiği coğrafyalar olarak dikkat çekiyor.
  • Türkiye’de yeni vaka ve ölüm sayısı düşmeye devam ediyor. Son 24 saatte yeni vaka sayısı 972’ye ve Covit-19’dan yaşamını yitirenlerin sayısı 23’e düştü.
  • Dün 20 bin 838 test yapıldı, test sayısında azalmaya devam ediyor. Sağlık Bakanı şikayeti olmayanlara da test yapmaya başlayacağız sözleri itiraf niteliğinde… Oysa önlemlerinde gevşetildiği bu dönemde yaygın test yapılarak (günde 100 binleri bulan) vaka saptanması, izole edilmesi ve temaslılarının bulunması çalışması çok daha önemlidir.
  • HES vizesi geliyor. Seyahat etmek için Covid-19 olmadığınız, risk taşımadığınızı ve temaslı olmadığınızı kanıtlamak zorundasınız… ‘Yeni normalleşme’ döneminde uçak seyahetı ve şehirlerarası ulaşım HES kodu ile yapılabilecek. Uygulmayı Sağlık Bakanı Koca tanıttı: “Tüm ulaşım süreçlerinde Hayat Eve Sığar uygulaması üzerinden HES kodu alınacak. HES uygulaması seyahatlerde serbest giriş kartı olacak.  Bireyler risk taşımadığını, hasta veya temaslı olmadığını bu uygulama aracılığıyla gösterebilecek. Seyahatlerde sağlık durumlarının kontrolü, ilgili seyahat firması tarafından sağlanacak. Virüs bulaştığı tespit edilirse yolculuk esnasında temas ettiği kişilerin takibi yapılacak”
  • Sahra hastanesi inşaatı ölümüne devam ediyor. Covit-19’a yakalanan işçiler sağlık kurumlarında değil, konteynerlarda karantinaya alınıyor. Atatürk Havalimanı’nda yapımı süren sahra hastanesinde çalışırken Covid-19 testi pozitif çıkan 30’u aşkın inşaat işçisi, Başakşehir Şehir Hastanesi inşaatında çalışan işçilerin kaldığı konteynerlerde tutuluyor. Hastane inşaatlarında salgının yayılmaması mucize: Çalışma ve barınma koşulları son derece kötü, yüzlerce işçi maskesiz ve eldivensiz şekilde yemek sıralarında bekliyor, çalışma çizelgesini imzalamak için sırada bekliyor… Fiziksel mesafe hak getire! Temaslı işçilere binbir güçlükle Covit-19 testi yaptırılabiliyor, test sonucu gelinceye kadar yine diğer işçilerle aynı konteynerlarda kalmaya devam ediliyor.
  • Maskesiz sokağa çıkma yasakları yaygınlaşıyor. Bununlar birlikte maskeye erişimde sorunlar devam ediyor. Uygun maske kullanımında en büyük engel ekonomi, yoksulluk. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Başkanı Nurten Saydan sözleri bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi: “Vatandaşlarımızın 50’lik maske alamadıkları için maskelerini yıkayarak tekrar kullandıklarına şahit oluyoruz. Maskelerin yıkanıp tekrar kullanımı mümkün değil. Kutu ile maske alamayan vatandaşlarımız için beşli, onlu paketlerde satışın serbest olması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca kullanılan maskelerin tıbbi atık olduğu unutulmamalı ve bir poşete koyulup ağzı bağlandıktan sonra 72 saat bekleyip, evsel atık olunca çöp kutusuna atılmalı.”
  • Fiziksel mesafe ne kadar olacak sorusuna yanıt her geçen gün değişiyor. En az üç adım mesafesi ara sıklıkla dile getiriliyor. Buna karşın son dönem en az 2 metre öne çıkmıştı. Yeni araştırmalar iki metrelik mesafenin rüzgarlı havalarda yetersiz olacağını gösterdi. Tükürük damlacıklarının, saatte 4 kilometre hızla esen hafif bir rüzgar olması halinde 5 saniyede 5 metreden uzağa gidebildiği gözlendi.
  • Türkiye’de koronavirüsün bulaştırıcılığı nedir, belirsizlik devam ediyor. Geçen hafta açıklanan R0 katsayısını 1.56 verilmesi ile vaka sayısında azalış arasındaki çelişki kafaları karıştırmıştı Sağlık Bakanı Koca tartışmalara şu sözlerle açıklık getirdi: ‘’…geçen bir oran vermiştim. Bugüne kadar ortalaması olan R değeriydi. Bugün itibarıyla R0 veya R değeri 0,72 olduğunu söyleyebilirim. Her geçen gün oranın düştüğünü, giderek bulaşıcılık hızının azaldığını, sayıların düşmeye devam ettiğini gösteren bir oran.” R0 katsayısı tamamen resmi verilere göre hesaplanıyor. Yani şikayeti olan ve PCR pozitif olan kişiler hesaplamada belirleyici. Semptomsuz, hafif belirtiye sahip olup da sağlık kurumuna gitmeyen %80’lik virüsü taşıyan ve bulaştıran kişiler hesaplamaya dahil edilemiyor. Dile getirilen hesplamalar kendi içinde tutarlı olabilir, fakakt hahikati yansıtmıyor. Virüs taşıdığını bilmeyen yüz binler, belki de milyonlar aramızda dolaşmaya devam ediyor.
  • Yurt dışından gelenlere uygulanan karantina uygulaması da gevşetildi. Yurt dışından planlı uçuşlarla ülkeye gelen vatandaşların 14 günlük izolasyonları, artık Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında yapılmayacak. Bu kişiler havaalanlarında belirlenen alanlarda yapılan muayeneleri sonrasında eğer risk ya da semptom görülmüyorsa, evde kendi kendilerine karantina uygulayacak ve aile hekimleri tarafından takipleri yapılacak.
  • Sabancı Üniversitesi, Türkiye’de raporlanan ilk 30 korona virüsü vakasında virüslerin genomlarının flogenetik analizini yaptı. Türkiye’deki incelenen 30 izolatın 29’u L-tipi grupta yer alıyor. Türkiye’de saptanan genomlardan biri (EPI-ISL-428718), virüsün erken alt tipleri ile birlikte kümelenmiş. bu genom dizisinin varlığı, korona virüsünün Türkiye’ye bilinenden daha erken girdiğini gösteriyor. Türkiye’ye ilk girişin ABD kaynaklı, ikinci uluslararası hareket Avustralya’dan ve üçüncü girişi ise Avrupa’dan, büyük ihtimalle İngiltere’den. Suudi Arabistan ile Türkiye’deki iki şehir arasında da karşılıklı bir ilişki olduğu görüldü. Avrupa merkezli girişlerin İstanbul’da izole edilen genomlar olduğu görülürken, virüsün Türkiye’ye yayılmasının Ankara üzerinden gerçekleştiği tahmin ediliyor. 5 farklı şehirdeki izolatlar, Ankara’daki virüs ile benzerlik gösteriyor.
  • Covid-19 enfeksiyonunda virüse maruz kalma süresinin de önemli olduğuna dair kanıtlar giderek artıyor. Virüs olan ortamda ne kadar uzun kalınırsa hastalık riski de o kadar artıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne göre bu veriler hasta olmak için tam olarak ne kadar süre virüse maruz kalmak gerektiğini belirlemek için yetersiz. Ancak 15 dakika boyunca yakından virüse maruz kalmak ölçüt alınabilir. Kapalı alanlarda virüs ve süre denklemine bir de maruz kalınan virüs miktarı eklenebilir. İmmünoloji ve enfeksiyon alanında çalışan Bromage gürültülü yerlerin daha riskli olduğunu söylüyor. Çünkü böyle ortamlarda insanlar daha yüksek sesle konuşunca ortama daha fazla virüs yayıyor.
  • Cambridge Üniversitesi, koronavirüs salgını nedeniyle 2021 yazına kadar sadece online olarak devam edeceği duyuruldu

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞISAĞLIK MUHALEFETİ

  • “Sağlık çalışanlarının hakkı ödenmez dediler. Ödemediler.” Sağlık emekçileri, ek ödemeler konusunda yaşanan adaletsizliği protesto ederek, insanca yaşayabilecekleri bir ücret istedi. SES İstanbul Şubeleri, Devrimci Sağlık-İş Sendikası, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği üyeleri, salgın döneminde sağlıkçıların maruz kaldığı haksızlıklar için Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin konferans salonun önünde bir araya gelerek “İş, ücret, işyeri güvencesi”, “Performansa hayır” ve “Ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, anadilde eğitim” yazılı önlükler giydiler.
  • İktidarın salgınla mücadele süreci tek adam rejiminin karekterini yansıtmaya devam ediyor. Park ve yeşil alanlar yasak, AVMler serbest! Ankara Tabip Odası (ATO) COVID-19 salgını döneminde sağlık hizmetlerine ilişkin açıklama yayımladı. AKP’nin ilan ettiği “normalleşme planı”na dair öneri ve uyarılarda bulunulan açıklamada, gerekli veriler şeffaflıkla açıklanmadan normalleşmeye gidilmesinin tehlikeli olabileceğine değinildi.
  • Türk Tabipler Birliği Tıp Öğrencileri Kolu’nun (TTB-TÖK) sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği BAHAR OKULU programı kapsamında; 19 mayıs günü Menderes TUTUŞ’un katılımıyla ‘salgınlar tarihi’ oturumu gerçekleştirildi. 20 mayıs günün yapılan oturumda Canan ÇALAĞAN’ın moderatörlüğünde ‘kadın sağlık hareketi’ tartışmaları yapıldı.
  • Mezotopotamya psikologları inisiyatifi sabit hat aracılığıyla Kürtçe psikososyal dayanışmaya başladıklarını duyurdu.

TOPLUMSAL MÜCADELE

  • 21 Mayıs Çerkes Sürgünü’nün 156. yıldönümünde HDK açıklama bir yayınladı; “Çerkeslerin nezdinde soykırım ve sürgüne uğrayan tüm halkları anıyor; anadili, kültürü ve inancıyla özgür, eşit ve demokratik yaşam mücadelesinde omuz omuza olduğumuzu bilmelerini istiyoruz.”
  • Yerel dayanışma ağları devam ediyor. “Fikrimize, emeğimize, gücümüze güvenmek” Ayvalık’ta Ocak 2019’da ilk adımları atılan mahalle meclisleri Covid-19 salgınında mahalle mahalle dayanışma kültürünü örüyor. Maskeler dikiliyor, siperlikler yapılıyor, ücretsiz olarak dağıtılıyor, toprağa yeni tohumlar atılıyor. 
  • HDK 10. Dönem 3. Genel Meclisi Sonuç Bildirgesi yayınlandı. “İktidar uydurma “darbe karşıtlığı” kampanyasına rağmen, kendisi fiili bir darbe yürütmektedir. Herhangi bir seçimle iktidarını devretmeye niyeti yoktur. Bu nedenle iktidarın seçim veya kriz nedeniyle kendiliğinden çökeceği yönünde bir hayale kapılınmamalıdır. İktidarı çöküşe götürecek olan halkın örgütlü mücadelesidir. Bu mücadeleyi inşa etmek için muhalefet güçlerinin zihninde tam bir berraklık olmalıdır. Bu berraklık zemininde bir irade ve öncülük inşa etmek hayati önemdedir. Demokrasi güçlerinin ittifakını kurmak ve dayanışma ağlarını güçlendirmek sorumluluğumuza bu anlayışla yaklaşıyoruz. Meclisleşme perspektifini daha da öne çıkararak toplumsal mücadeleye hız vermek bugünün en acil görevlerindendir. … Egemenlerin normali ezilenler için daimî bir sömürü ve ezilme anlamı taşımaktadır. Bizler, Halkların Demokratik Kongresi olarak, egemenlerin normaline son vermek için ezilenlerin gerçek olağanüstünü halini yaratma, yeni yaşamı inşa etme mücadelesini sürdürmeye her koşulda devam edeceğimizi ifade ediyoruz.”

YENİ YAŞAM İNŞASI

Toprağa kadın eli değiyor; Kars Belediyesi ve Kars Kent Konseyi tarafından kentte birçok ekolojik çalışma yürütülüyor. Konseyin Kadın Meclisi’nden Çopur, kadınların tarımda eksik kalmaması için ekolojik proje hazırladıklarını söyledi. “Kadınlar toprakla, tarla ve bitkilerle bütün halindedir, fakat tarla tarım denince akla erkek geliyor. Biz bu algıları kırmak için kadın ve tarım odaklı projeleri hayata geçirme çabası içindeyiz. Tarlalarımıza meyve fidanları ekerek başladık, ‘uzun elma’ Kağızman ilçesine ait bir elma türüdür ve dünyaca ünlüdür. Tarlanın etrafına bu meyve ağaçlarını da ektik. Bursa Nilüfer Kent Konseyi tarafından gönderilen meyve tohumlarını da ekeceğiz”

JİN

  • HDK 10. Dönem 3. Kadın Genel Meclisi Sonuç Bildirgesi yayınlandı. “Kadın dayanışması temelinde kurulacakların yanı sıra, daha önce bir hedef olarak saptanan ve pandemiyle önemi daha açık bir biçimde anlaşılan, hayatın yeniden üretimini devletin ve piyasanın belirleyiciliğine mesafelendirecek, müştereklerin kolektif tasarrufunu önüne koyan, emekçilerin öznesi olacağı öz örgütlerin, dayanışma ağlarının yaygınlaşması ve kalıcılaşması için çaba sarf edeceğimizi, bu ağlara politik bir anlam ve mahiyet kazandırmaya gayret edeceğimizi tekrar ifade ediyoruz. … Egemenlerin “yeni normal”ine karşı, yeni yaşamı hep birlikte kurabileceğimizi biliyoruz.”
  • Şiddetsiz Bir Dünya İçin Mor Zincir Eylemi: İktidarın gündeme getirdiği çocuk istismarı faillerinin affedilmesinin önünü açan yasa teklifine karşı Kadınlar Birlikte Güçlü inisiyatifi birçok şehirde bir araya gelerek mor zincir eylemi gerçekleştirdi.
  • Kadına yönelik şiddet durmadığı gibi artarak devam ediyor. En son şiddet olayı Diyarbakır’da yaşandı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Muazzez Balsak boşanma aşamasında olduğu Mehmet Balsak’ın fiziki ve psikolojik şiddetine uğradı. Hastane yönetimi şiddetten haberdar olmasına rağmen herhangi bir önlem almadı. SES Diyarbakır Şubesi, kadın üyelerinin şiddete uğramasına ilişkin Çocuk Hastalıkları Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan SES Diyarbakır Şube Kadın Sekreteri Rozerin Çatak, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde Eczacı olarak görev yapan üyeleri Balsak’ın gece nöbetçi olduğu esnada boşanma aşamasında olduğu Mehmet Balsak’ın fiziki ve psikolojik şiddetine maruz kaldığını aktardı.

SİYASAL SAĞLIKEKOLOJİK SAĞLIK

“SOSYAL BİLİMLERİ İNSAN OLMAYANLARA AÇMAK” Yeryüzünün kolektifleri ve direnç noktaları- Sezai Ozan Zeybek ile Söyleşi:

            Kurduğumuz ilişkiler çok kıyıcı. Birtakım canlılar yok hükmünde. Diğerleri ise sadece tek bir işleve indirgenmiş, hayatlarının geri kalanı yok sayılıyor. Ömrü altmış güne düşmüş tavukların durumu bu mesela.”

            “İster hane halkına bakın, ister millete, ister sınıfa… Her birinde, hem üretim hem tüketim safhasında insan ve insan olmayanların işbirliğini görüyoruz. Bir sürü hayvan yük taşımış, tarla sürmüş, askere alınmış, aile ferdi olarak kabul edilmiş, düşman olarak görülmüş. Ancak bir şekilde yine de tüm bu kategorilerin dışında bırakılmışlar. Neredeyse dogmatik diyebileceğimiz bir şekilde. Örneğin sadece insanın çalışması emekten sayılmış, diğer varlıklar emek teorilerinde ayrı tutulmuş. Bunlar doğal süreçler veya basitçe kaynak olarak görülmüş.”

            “Bildiğimiz insanın çiplerle, patentli hormonlarla, gen teknolojileriyle değişebileceği bir ufka bakıyoruz. İnsanı dışa kapalı, mahiyet olarak diğer varlıklardan farklı bir bütün olarak varsaymak yerine, değişkenliğini, hangi kompozitlerin/toplanışların ürünü olduğunu çalışmak gerekiyor.”

(https://birartibir.org/ekoloji/722-yeryuzunun-kolektifleri-ve-direnc-noktalari)

GÖRÜŞLER

BEYAZ MASKE FAŞİZMDEN KORUMAZ 

Perişan AKAN

Milliyetçilik, komplo teorileri ve sosyal medya

Virüs ilk nerde ortaya çıktı, neden önce bize söylenmedi, yarasaları kim yedi, İtalyanların o saatte orda ne işi vardı polemikleri bir yana ulusal çapta alınan önlemler ve her ülkenin bayrağına eklenen vaka/ölü sayıları yeni bir dalga milliyetçiliğin habercisi olabilir. Kimi ülkeler ekonomi ve turizm notlarını düşürmemek adına vaka sayılarını gizlemekle suçlanırken AB’nin bu süreçte kendilerini desteklemeyişini çok sert bir şekilde eleştiren İtalya gibi ülkelerde birlikten ayrılma tartışılır oldu. Öte yandan virüsün yayılma sebebini Yahudilerde, Müslümanlarda ya da Afrika kökenlilerde gören faşist toplulukların sayısı ve demeçleri de azımsanmayacak düzeyde. Fiili saldırılar ve dışlama haberleri de ajanslara düşmeye başladı.

Salgın döneminin neredeyse tek iletişim ve eylem alanı olarak sosyal medyanın bu minvaldeki ırkçılığa ve linçlere katkısının yanı sıra müthiş bir dezenformasyon yarattığını da görüyoruz. Çiğ yarasa yenen fotoshoplu fotoğraflar, ölüm nedenlerinin virüs değil de 5G olduğunun gizli bilgisini verip, silinme tehlikesine karşı hemen 10 kişiyle paylaşılması gereken videolar, X hastanesindeki doktorun komşusunun whatsapp ses kaydıyla bildirdiği son durum; derken her gün yüzlerce fake haber, spekülasyon, komplo teorisiyle boğuşmak zorunda kalıyoruz.”

Komplo teorilerinden en yaygın olanı virüsün insan üretimi olduğu, laboratuvarda geliştirilip dünyaya salındığı yönünde… Bu iddialar iki amaca dayandırılıyor;

“Sokağa çıkma yasağı talep etmenin, fiziki temas kurallarına riayet etmek için nizami yürüyüşlerin, herkesi tek bir tipe dönüştüren ve tek başına koruyuculuğu tartışmalı olan maskeleri takmanın yarattığı militarist toplum görüntüsü beraberinde ciddi tartışmalar getirdi. Beden politikalarından tutalım, hasta olma hakkına kadar… Devletin ilan etmekle yetindiği bu kurallara neredeyse hiçbir zorlaması olmadan bizim riayet eder hale gelmemizden ziyade tartışmamız dert etmemiz gereken devletlerin zorla bu kurallar dışında tuttuğu kesimler. Silah zoruyla olmasa da (sağlıkçıların istifa etmesi yasaklandı ama işten atılmaları serbest) açlık tehdidiyle milyonlarca işçi fabrikalarda çalışmaya hastalanmaya ve ölmeye devam ediyor.”

“Aynı gemide miyiz?

Korona öncesinde de iş cinayeti karnesi pek parlak olmayan Türkiye’de ölümlerin yaş grupları, sosyo-ekonomik durumları, meslekleri açıklanmasa da (sağlık meslek örgütleri sağlık çalışanlarına dair verileri kendi örgütlü yapılarıyla toparlıyor) virüsün herkese eşit bulaşmadığını biliyoruz; aylardır evinden çıkmak zorunda olmayanlar ile her sabah iş servislerine doluşup göstermelik korunma yöntemleri le çalışmaya devam edenlerin maruz kalacağı virüs yükü kıyaslanamaz. Covid-19 bildiğimiz anlamda bir ırkçılık gözetmese de biyolojik ırkçılık yaptığını söyleyebiliriz. İyi beslenemeyen, çok çalışan, kötü koşullarda yaşayan stres altındaki işçi sınıfının bağışıklığı ile tuzu kuru besili tosunları bir tutamayız. Pazarlık konusu edilip on binlercesi sınır kapılarına yığılan ve sağlıksız kamp koşullarında yaşayan mültecileri hiç katmıyoruz bile bu bahse.”

Faşizm virüsü ile zaten tanışız

Bununla beraber 2016 yılından bu yana kadın eylemlerini saymazsak tek tük basın açıklamasını bile az sayımız gereği fiziksel mesafeyi gözeterek yaptığımız sokaklarımızın bugün elimizden alındığını iddia edemeyiz. Yüzlerce siyasetçi, belediye başkanı, gazeteci içerdeyken, yıllardır sistematik bir şekilde tecrit sürdürülürken eve kapatıldığımızı bunun faşizmin habercisi olduğunu hiç söyleyemeyiz.”

“Bu aynı zamanda mevcut sağlık muhalefeti açısından da ciddi bir problem. Koruyucu hizmetleri ve 1. basamağı yok sayan AKP, rant aracına çevirdiği devasa şehir hastaneleri ve 25 bin kişi kapasiteli yoğun bakım üniteleri ile övünürken ve mevcut sağlık sistemi de ne koşulda olursa olsun insanları yaşamaya zorlarken (tüm teknolojik imkanlara ve mevcut kapasiteye rağmen Türkiye’de son iki ayda resmi kayıtlara göre dört bini aşkın insan öldü) meseleyi sadece ölmek ya da ölmemek üzerinden değerlendirmek riskli. Bu yaklaşım sağlıklı olma halinin diğer belirleyicilerini birer teferruata dönüştürmek olur.”

“Tüm bilinmezleriyle, farklı senaryolarıyla, kriz ihtimalleriyle kaotik bir dönemdeyiz. Covid-19 tek başına kapitalizmin mezar kazıcısı olmasa da mevcut eşitsizliklerin, sömürü ve tahakküm ilişkilerinin yarattığı sonuçları daha da belirgin hatta ölümcül hale getiriyor. Fani bedenlerimizin ölümlerinden ziyade buna odaklanmak bu kaos döneminde mücadelenin kapılarını açabilir bize. Mücadelenin varacağı nokta ise bu dönemde ortaya konan iradeye, eylemlere ve dayanışmanın gücüne bağlı…”

*Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu Öğrencisi

http://yeniyasamgazetesi1.com/beyaz-maske-fasizmden-korumaz

EKLER:

(https://www.halklarindemokratikkongresi.net/haber/halklarin-demokratik-kongresi-10-donem-3-genel-meclis-toplantisi-sonuc-bildirgesi-17-mayis-2020/2807)

(https://www.halklarindemokratikkongresi.net/haber/halklarin-demokratik-kongresi-10-donem-3-kadin-genel-meclisi-sonuc-bildirgesi/2808)



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 20 EYLÜL 2020

GÜNDEM Özel laboratuvarlarda yaptırılan Covid-19 testleri güvenilir değil mi? Antalyaspor’un önceki gün özel bir laboratuvarda ...