BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / Korona Günlüğü 17 Temmuz 2020

Korona Günlüğü 17 Temmuz 2020

GÜNDEM

  • HDP ve topyekün  toplumsal muhalefete yönelik baskılar devam ediyor. 14 Temmuz günü Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) eski ve yeni yöneticileri, üyelerine yönelik yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 29 isimden aralarında HDP İl Eşbaşkanı Musa Aydın’ın da bulunduğu 14 kişinin emniyetteki sorguları dün tamamlandı. Aralarında HDP İl Eş başkanı Musa Aydın’ın da bulunduğu 9 kişi tutuklanırken ,5 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 
  • Batman’ın Beşiri ilçesine bağlı bir köyde çobanlık yapan bir ailenin 17 yaşındaki kız çocuğu ateşli silah ile şüpheli bir şekilde yaşamına son vermek istedi. İddiaya göre bir uzman çavuş tarafından tecavüze uğradı. Uzman çavuş’un çocuğa, “Nereye şikayet edersen et, kimse bana bir şey yapamaz. Daha önce de defalarca kez yaptım, kimse bir şey yapamadı” ifadelerini kullandığı belirtildi. İktidarın kürtlere yönelik baskı ve imha politikası sonucu uyguladığı cezasızlık politikası sonucu Şırnak’ın ardından Batman’da görülen uzman çavuşlar tarafından yapılan tecavüz vakaları şiddeti normalleştirmek istedikleri gibi tecavüzü de normalleştirmeyi amaçladıklarını gösteriyor.
  • HDP’nin ‘Demokratik Mücadele Programı’ kapsamında gerçekleştirdiği ‘Demokrasi Buluşmaları’ sürüyor. Partinin MYK üyeleri, bileşen parti temsilcileri ve HDP milletvekillerinden oluşan iki ayrı heyet, Urfa’da tarım işçileri ile ’emek buluşması’ gerçekleştirdi. Heyet, son günlerde Kürt kentlerinde elektrik kesintileriyle gündeme gelen Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) önünde açıklama yaptı. Yapılan açıklamada “Emeği, doğayı, kadını sömüren, talan eden, imha eden bir zihniyet ile karşı karşıyayız. DEDAŞ da bu uygulamaların fotoğrafıdır” denildi.
  • Birleşik Metal-İş Sendikası (BMİS), Haziran dönemi ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın sonuçlarını içeren raporu yayımladı. Raporda, 2003 yılının Haziran ayında 4 kişilik bir ailenin günlük minimum 14.9 liraya sağlıklı beslendiğini, bugün ise bu rakamı 78.89 liraya çıktığını kaydetti. BMİS açıklamasında “17 yıl zaman zarfında açlık sınırı 5.3 kat artmıştır.  Aynı dönemde enflasyondaki artış ise 4.6 kat oldu. Açlık sınırındaki artış genel enflasyondan daha fazla arttı. ” denildi. Ayrıca BMİS raporuna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı bu dönemde 2 bin 367 lira, yoksulluk sınırı ise 8 bin 186 liraya ulaştı.
  • Şırnak’ın İdil ilçesinde 40 -50 yaşlarında bir erkek tarafından 12 yaşındaki bir çocuğu istismar eden erkek çevredekiler tarafından yakalanıp darp edildi. Polisler tarafından gözaltına alınan şahıs çocuğun ailesinin şikayetçi olmasına rağmen ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
  • Diyarbakır surlarındaki en eski ve en büyük burç olan Keçi Burcu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) tarafından kültür ve sanat merkezine dönüştürülüyor.
  • TBMM’de Ermenistan ile Azerbaycan arasında olan gerginlikle ilgili partiler açıklamalarda bulundu.

 AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti imzasıyla yapılan açıklamada, “Ermenistan silahlı kuvvetlerinin Azerbaycan’ın Tovuz bölgesine gerçekleştirdiği saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Ermenistan hatalı bir yoldadır” denildi. HDP ise bildiriye imza atmayarak, “Buna karşılık barışçıl bir dış politikaya öncelik vermek, her iki tarafı da masaya oturtacak ve gerilimi azaltacak adımların atılmasına katkıda bulunmak esas olandır” dedi.

  • Giresun’un Eynesil ilçesinde 2018 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan’ın yaşamını yitirmesiyle ilgili soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Uzun süre ülke gündeminde kalan, cevaplanmayan soru işaretleriyle dolu ,yetkililer tarafından üstünün örtülmeye çalışıldığının düşünüldüğü dava olayı aydınlatan hiçbir açıklama içermeden kapatılmış oldu. 
  • Büyükşehir Belediyelerini büyük oranda  kaybeden iktidar belediyelerin merkezi yetkilerini ellerinden almaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyelerinin alışveriş merkezlerine ruhsat, yapı kullanma ve işyeri açma belgesi verme yetkisi sınırlandırılarak ilçe belediyelerine devredildi.
  • İran’da geçen yıl kasım ayında “yoksulluk, enflasyon ve kötü ekonomi yönetimini” protesto etmek için yapılan  gösteriler esnasında gözaltına alınan ve “tanrı düşmanlığı” iddiasıyla idamları istenen 3 genç hakkında sosyal medyadan yapılan “idamları durdurun” kampanyasına 7 buçuk milyon kişi destek oldu, idam kararı şimdilik geri çekildi.
  • Samsun’da bir kişi internet üzerinde “satılık böbrek “ilanı verince siber polisler tarafından tespit edilip “organ ve doku ticareti suçundan “ yakalanarak gözaltına alındı. Maddi sıkıntı yüzünden yardım toplamak için bunu yaptığını söyleyen kişi serbest bırakıldı. Ülkenin ekonomisi kötüye gittikçe ve bu durum görmezden gelindikçe intiharlar ve bunun gibi örneklerin artması kaçınılmazdır.

MEVCUT DURUM – SALGININ KONTROLÜ-SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI

  • Dünya genelinde can kaybı 600 bine, toplam vaka sayısı 14 milyona yaklaşıyor. Son 24 saatte 249 bin civarında yeni vaka saptanarak, rekor yinelendi. Yeni vaka sayısı açısından zirve çok değişmiyor. Yeni vaka sayısı ABD’de 73 binin, Brezilya’da 43 binin, Hindistan’da 35 binin, Güney Afrika’da 13 binin ve Kolombiya’da 8 binin üzerinde, yeni vaka sayısında tırmanış devam ediyor. 
  • Resmi rakamlara göre Türkiye’de son 24 saatte 933 yeni vaka tespit edildi. Covid-19 nedeniyle 21 kişi hayatını kaybetti. Halk Sağlığı uzmanları, vaka sayısının binin altına inmesine rağmen aktif vaka, yoğun bakımda yatan hasta ve entübe hasta ve hayatını kaybedenlerinin sayısının düşmemesini, hatta artış göstermesinin kafaları karıştırdığı görüşünde.
  • Dünya Sağlık Örgütü, salgının Latin Amerika’da gelecek ay zirve noktasına ulaşmasının beklendiği uyarısını yaptı. Latin Amerika’da Covid-19 kaynaklı can kayıpları 150 bini aştı. Latin Amerika’da salgından en çok etkilenen ülke Brezilya. Ülkede virüsün bulaştığı kişi sayısı 2 milyonu, can kaybı da 76 binin üzerine çıktı. Peru’da ise bildirilen vaka sayısı 341 binin üzerinde. Ülke, salgınla mücadele için yeni bir sağlık bakanı atadı. Şili, Meksika ve Kolombiya da salgını kontrol altına almakta zorlanıyor. 
  • Asya’da toplam vaka sayısı artmaya devam ediyor. Toplam vaka sayısı 3.2 milyona yaklaşıyor. Özellikle güneydoğu Asya ve Ortadoğu’da artış kaygı veriyor. Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Filipinler ile birlikte Suudi Arabistan, İran, Irak ve İsrail’de yeni vaka sayısındaki artış devam ediyor. 
  • Güney Kore, son 24 saatte 61 Covid-19 vakası tespit edildi. Önceki gün bildirilen vaka sayısı 39’du. Güney Koreli sağlık yetkilileri, 47 yeni vakanın ülke dışından gelenlerden kaynaklanıyor. Yeni tanı konanlar arasında 20 kişinin Irak’tan dönen inşaat işçileri olduğu bildiriliyor. Yetkililer, Irak’tan dönecek başka inşaat işçileri de bulunduğunu bu nedenle vaka sayılarının daha da artabileceğini dile getiriyor.
  • Antep’in İslahiye ilçesinde nişana katılan 57 yaşındaki bir kişinin Covid-19 testi pozitif çıktı. Sağlık ekiplerince yapılan filyasyon çalışması sonucu, nişan töreninin yapıldığı evin yanı sıra temaslı olduğu belirtilen 5 mahalledeki 13 evde yaşayan 75 kişi karantinaya alındı.
  • Hükümet ve valilikler fiziksel mesafe ihlali sadece eylemlerden olduğunu düşünüyor. Nüfus hareketliliği, nüfus yoğunlaşmaları, toplu yaşam alanları ve seyahat ile ilgili kısıtlılıklardan kaçınmakla beraber eylemliklerin yasaklanması konusunda daha cüretkarlar… Mardin Valiliği, kent genelinde gösteri, yürüyüş ve toplantı yasağının 30 gün daha uzatıldığını duyurdu.
  • Ankara Tenis Kulübü, 1 antrenör, 2 kondisyoner ve 1 kişinin daha Covid-19 testlerinin pozitif sonuçlarını, aynı tesiste çalışmalarını sürdüren Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi sporcularından gizlemesiyle ilgili haber üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Covid 19 ile ilgili Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Tenis Federasyonu önerileri doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri aldıklarını bildirdi
  • Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde 61 personele Covid-19 takibi başlatıldı.
  • Hükümet yetkililerinden sonra Bilim Kurulu üyeleri de sorumluluğu vatandaşa yüklemeye başladı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un 31 Ağustos okulları açılacağını söylemesinin ardından tartışma devam ediyor.  Prof. Dr. Özlü özellikle anasınıfları ve ilkokullarda denetimin çok zor olacağını belirterek şunları söyledi: “Bu noktada belki bir dönem hibrid eğitim yapılabilir. Kısmen okulda kısmen dışarıda ya da dönüşümlü, bir gün boş bir gün dolu, uzaktan eğitim takviyeli bir sistem uygulanabilir. Ayrıca aileler için gönüllülük esası da bir çözüm olabilir. İsteyen bir sene çocuğunu okula göndermeyi erteleyebilirse yoğunluğun da önüne geçilebilir.”
  • Bilim Kurulu Özlü salgının yayılmasından kaygı duyuyor olsa gerek, hükümete sözünü geçirmekte zorlanıyor da olabilir. Özlü, yaklaşan Kurban Bayramı için de kaygılarını dile getirdi: “Bu süreç iyi yönetilemezse vaka sayısının artacağını düşünüyorum. Kurban kesme alanlarında, evlerde ya da bayram namazı sonrasındaki bayramlaşmalarda insanların maske takıp, mesafeye uyacakları konusu bana pek gerçekçi gelmiyor. Bayramı artış olmadan atlatırsak ne âlâ. Vekâletle kurban kesilmesini öneriyorum ama biliyorum alışkanlıklar da var. İlla kurbanını kendi alacak, kendi kesecek. Hadi büyükşehirleri denetlediniz diyelim. Köyler, kasabalar, oralara nasıl yetişilecek? O insanlara ulaşmak, kurallara riayet etmelerini sağlamak çok zor. Kavurmalar yapılacak, mangallar yanacak, beraber masaya oturulacak. İnanın çok büyük risk var.”
  • Bilim insanları korona virüsü salgınını kontrol altına almak için mümkün olduğunca test yapılmasını önerirken, Rusya’nın başkenti Moskova’da ücretsiz test dönemi başladı. Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, şu ana dek günde 70 bin test yaptıklarını söyledi.
  • Avrupa Birliği (AB), her 15 günde bir yenilenen “güvenli ülkeler listesinde” Türkiye’ye yine yer vermedi. AB, Covid-19 vaka sayısı 100 bin kişide 16 ve aşağısı olan ülkeleri güvenli sayıyor. Oysa AB’ne göre Türkiye’de Covid-19 vaka sayısı 100 bin kişide 23,5 olup bu sınırın üstünde…
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Kolombiya’da silahlı çetelerin, devlet kontrolünün az olduğu bölgelerde Covid-19 tedbirlerine uyulması için halka şiddet uyguladığını açıkladı. HRW Amerika Sorumlusu Jose Miguel Vivanco, “Covid-19’un yayılmasını önlemek için silahlı grupların uyguladığı merhametsiz ‘cezalar’, Kolombiya’daki yoksul halkın evlerinden çıktıklarında saldırıya uğrama ve öldürülme riski taşıdığı anlamına geliyor” dedi. Vivanco’ya göre silahlı gruplar, halkın gözündeki meşruiyetlerini artırmak ve daha fazla güce sahip olmak için söz konusu yöntemlere başvuruyor. Bunun yanında sağlık hizmetlerinin de sınırlı olduğu bölgelerde bulunan çeteler, üyelerinin hastalanmasından endişeleniyor. Kolombiya’da bugüne kadar 173 binden fazla Covid-19 vakası tespit edilirken, 6 bin 29 kişi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.
  • Fransa Covid-19 salgını nedeniyle ülkede kapalı mekanlarda maske takmanın gelecek haftadan itibaren zorunlu olacak.
  • Amerikan Futbolu Ligi’nde (NFL) 72 oyuncunun Covid-19 test sonucu pozitif çıktı.
  • Bangladeş’te, 6 bin 300 kişiye ‘Covid-19 testi yapmadan’ sonucun negatif olduğuna dair rapor veren hastane sahibi tutuklandı.
  • Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi cruise sektöründe önemli iflasları beraberinde getirdi. Sektörde dünyanın en büyük filolarından birine sahip olan İspanyol Pullmantur haziranda iflas başvurusu yaparken, filosundaki en büyük üç gemi sökülmek üzere İzmir Aliağa’ya doğru yola çıktı. Türkiye Akdeniz çanağında gemi geri dönüşüm faaliyetlerinin sektörel olarak yapıldığı tek ülke konumunda. Yola çıkan son gemi, 1990’da inşa edilen MV Horizon ise Yunanistan’da değerli eşyalarını boşalttı. 46 bin tonluk gemi, 208 metre uzunluğa sahip. 2016’da Pullmantur’un filosuna katılan geminin 12 mürettebatı martta salgına yakalandı. Nisanda ise virüsün gemide çalışanların yarısına bulaştığı açıklandı. Dünyadaki gemi geri dönüşüm faaliyetlerinin yüzde 97’si Türkiye’nin de dahil olduğu beş ülke tarafından yapılıyor. Aliağa’daki 22 geri dönüşüm firmasının toplam dönüşüm kapasitesi yaklaşık 1 milyon ton. Aralık 2018’den bu yana AB bayraklı gemiler sadece bu listedeki gemi geri dönüşüm tesislerinde sökülebiliyor. Aliağa’daki geri dönüşüm tesislerinden Leyal, Leyal Demtaş, Işıksan, Sök Denizcilik, Ege Çelik ve Öge Gemi olmak üzere altı tesis AB listesinde bulunuyor. Türkiye’nin söküm merkezi Aliağa’da bu yılın ilk üç ayında irili ufaklı 31 gemi jilet oldu. Gemi sökümü asbet maruziyetine bağlı akciğer zarı kanseri (mezotolyem) potansiyeli nedeniyle işçi sağlığı açısından önemli tehditler arasında.

TOPLUMSAL MÜCADELE-SAĞLIK MUHALEFETİ

  • DİSK  ve Türk-İş ve diğer emek örgütlerinden yapılan açıklamada  kıdem tazminatına dokunulması halinde genel greve ilan edileceği vurgulandı.

AKP’nin sürekli bütçe açığı verdiğini ve kamu bankalarının zarar ettiğini belirten DİSK Genel Sekreteri ve DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Başkanı Adnan Serdaroğlu, kıdem tazminatının aktarılacağı fonun AKP için bedava yeni finans kaynağı olacağını vurguladı. AKP’nin Türkiye’yi şirket mantığıyla yönettiğinin altını çizen Serdaroğlu, “AKP’nin derdi işçinin kıdem tazminatını almasını sağlamak değil kendilerine kaynak yaratmak ve bu kaynakların hem kendi açıkları için hem de sermayeye yeni yatırım alanları yaratmak istiyorlar. Tamamen sermaye dönük bir politika. AKP, bugün ülkeyi şirket gibi yöneten bir anlayışa sahip. Bugünkü kabineye baktığımızda birçok şirket sahipleri kabinede yer alıyor. Bu, Türkiye’nin şirket mantığıyla yönetildiğini gösteriyor.”

AKP’nin Covid-19 salgınını fırsata çevirdiğini söyleyen Türk-İş’e bağlı TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk, iktidarın kıdem tazminatını kendisi ve sermaye için yeni kaynak yaratmak amacıyla gündeme getirdiğini söyledi. Öztürk, “Kıdem tazminatı, işçi sınıfının 84 yıllık kazanımıdır. İşçilerin elinde kalan son kazanım kıdem tazminatıdır. Covid-19 salgını ile birlikte işçi ve emekçiler, yoksullukla, açlıkla boğuşuyor.” açıklamasını yaptı.

YENİ YAŞAM İNŞASI  

  • Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Taner köyünde yaşayan kadınlar, dayanışma içinde topladıkları meyveleri reçel ve marmelat yaparak, şehir dışında bulunan market ve kooperatiflere satarak köy ekonomisine katkı bulunuyor. Ayrıca çevre köylerde kadınlar tarafından üretilen ürünleri de satışa sunan kadınlar, böylece dayanışmayı yayıyorlar.

Bahçe ve doğadan yetişen tüm ürünleri değerlendirdiklerini dile getiren Neriman Akbalık, köyde bulunan tüm kadınların üretim içerisinde olduğunu söylüyor. Köylerinin en büyük özelliğinin egzoz dumanı olmadığını belirten Akbalık, “Doğamız temiz olduğu için bu ürünlerimize de yansıyor” diye belirtiyor. Akbalık, “Yakın civardaki köylülerde bahçelerine domates ekip salça yapıyorlar. Salçaları da bizim ürünlerin yanında pazarlamaya başladık. Bizim yöremizin kalkınması açısından mutlu oluyoruz. Burada her şey para üzerinden dönmüyor” açıklamasını yaptı.

  • Berlin’de Destan Kadın Meclisinin öncülüğünde  “Hevrin Xelef”  adında tibbi bitki bahçesi kuruldu.

“Hevrin Xelef” Tıbbi Bitki Bahçesi ne zaman ve ne amaçla yapıldı? 

12 Ekim 2019’da Rojava‘da katledilen yoldaşımızın adına kurduğumuz, mülteci kadınlar ve çocuklar yararına Berlin’in Neukölln semtinde “Hevrin Xelef”  Şifalı Bitki Bahçesi; Rojava’da, Dirbesiyê’de kurulan Ekolojik Köy projesi olan Jinwar Köyü ile ortak bir projedir. Bu proje Berlin’de  mülteci kadınlar ve çocuklar yararına çalışmalar yürüten Flamingo e.v. İle birlikte  DESTAN Kadın Meclisi dayanışması öncülüğünde ile 2019 Ekim’inde,  önümüzdeki yedi yıl için projelendirilerek kuruldu. 

Amacımız, 500 m2 bir alana sahip olan bahçemizde, Jinwar Köyü ile koordineli  Kürdistan orjinli tohumlar ile ekolojik tarimı Berlin’de sergilemek: Kürt mutfağını tanıtmak, bu yolla hem Kürt kadınları arasında hem de bizimle kollektifleşmek isteyen kadın çevreleri ile sosyal-kültürel projeler geliştirmektir. 

JİN

Çok da uzun olmayan bir süre önce, akademideki cinsiyetçilik ve ayrımcılık durumu hem Türkiye’de hem dünyadı konuşulmaya başlandı; bununla nasıl mücadele edileceği konusunda ciddi bir yol kat edildi. Arkeoloji disiplini özelinde baktığımızda, karşılaştığımız cinsiyetçilik, ırkçılık ve ayrımcılık gibi örnekler farklı ülkelerde benzer pratiklerle işlese de Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika, İspanya gibi ülkelerde özellikle 1980 sonrasında ivme kazanan feminist arkeoloji, arkeolojik bilgi üretiminde ve akademide bu tür pratikleri görünür kılmayı başardı. Fakat Türkiye arkeolojisi için bunu söyleyebilmekten halen çok uzağız. Bu yazıda feminist arkeolojinin ortaya çıkışını tarihselliği içinde çeşitli örneklerle ele aldıktan sonra, ikinci bir yazıda Türkiye arkeolojisinin gelişimini, eleştirel bir feminist yaklaşıma duyduğumuz ihtiyacı ve bu alandaki eksikleri tartışmak istiyorum.

http://www.5harfliler.com/uzgunum-buraya-yemek-yapmaya-degil-kazi-yapmaya-geldim-cinsiyetcilik-erkek-egemen-mitler-ve-feminist-arkeoloji

  • Eşi Ebru Işık’ı darp ettiği iddia edilen HDP Muş Milletvekili Mensur Işık hakkında uzaklaştırma kararı verildi. Kadına şiddeti kendine hak olarak gören erkeklik anlayışının cezalandırılması ve aynı zamanda amasız olarak  bir karşı duruş sergilemek gerekir. Ebru Işık olayın yankı bulmasından sonra bugün yaptığı açıklamada ifadeyi kızgınlıkla verdiğini , korona virüs ile ilgili ailece içi bir tartışma sonucu gerginlik oluştuğunu ve bu yüzden eşine kızdığı için bu ifadeyi verdiğini belirtti. Aslında dolabın yanlışlıkla yüzüne çarptığını ve ifadesini değiştireceğini söyledi. İkinci söylemi pek inandırıcı gelmemektedir. Kadına şiddet olaylarında şiddet sonrası verilen ifadeden kaynaklı şiddet gördüğü kişi ve ailesi tarafından daha fazla şiddet görme ve ya dışlanma korkusundan kaynaklı değiştirilmek zorunda kalan bir ifadeye benziyor. Bu tür şiddet olaylarında genelde kendi yakın ailesi ve çevresi tarafından aile kurumuna zarar gelmemesi adına kadından bu tür durumlarda geri adım atması istenmekte ve ya buna zorlanmaktadır.
  • Bursa, Aktopraklık kazısında 2007-2016 yılları arasında çalışan Arkeolog Canay Alpagut, 10 yıl yanında bulunduğu hocası, İstanbul Üniversitesi, Prehistorya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul tarafından taciz edildiğini iddia ettiği bir mektubu paylaştı. Alpagut mektubunda, “Artık ne olursa olsun hikayesini anlatmak ve hayatını bu yüzden tamamen değiştirmek zorunda kalan bir kadın olarak yazıyorum” dediği mektubu İstanbul Üniversitesi, Prehistorya Bölümü’nün mail grubuna yolladı. Ayrıca bir dilekçe ile birlikte İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne de gönderdi.  Yaptığı açıklamanın devamında “Ben, bana yapılan karşısında sessiz kalıp bundan sonra o adamın kazısında çalışacak kadınlara ihanet edemem. Kadın dayanışmasına daha fazla sırtımı dönemem. Benim bundan sonra korkacak, saklayacak hiçbir şeyim yok. Kimseden korkmuyorum, tacize uğrayan bir kadın olarak buradayım ve gücümün farkındayım. Korkacak ve kendini suçlayacak kişi ben değilim. Başım dik bir şekilde buradayım ve şu andan itibaren gerek özel yaşantımda gerekse akademik hayatımda susmak yerine -öncelikle İstanbul Üniversitesi yönetimini bilgilendirmek suretiyle- bu tacizi açık açık söylemeyi tercih ediyorum.” dedi.

 Mektubun mail grubunda paylaşılmasının ardından geçen yıl Urfa, Karahantepe Kazısı’na katılan Arkeoloji öğrencisi llgın Yaren Demirkesen de, Alpagut’un yaşadığı tacize benzeyen iddialar öne sürdü.

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/07/17/istanbul-universitesinde-arkeoloji-profesorune-taciz-suclamasi

SİYASAL SAĞLIK – EKOLOJİK SAĞLIK

  • Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Altınova, Seki ve Solmaz Mahalleleri’nde yapılması planlanan Amadeus Resources Enerji şirketinin, verimli tarım arazileri üzerine kuracağını duyurduğu Jeotermal Elektrik Santrallerine karşı, bölgeden 24 muhtarın imzacısı olduğu ‘Tavas Ovası Jeotermal Platformu’ kuruldu. Kamuoyuna basın açıklaması ile duyurulan platform için ‘siyaset üstü’ vurgusu yapıldı. Açıklamada, “Jeotermal kaynak yatırımlarının Denizli Sarayköy, Aydın, İzmir, Manisa ovalarında daha fazla kar amacıyla vahşice uygulamaları sonucunda oluşan hava, su, görüntü ve toprak kirliliği Tavaslıların haklılığını gösteriyor” denildi. Gazete Duvar’a konuşan platformun sözcüsü Jeoloji Mühendisi Bahtiyar Kolçir, “Havasıyla, suyuyla kirletilmemiş bir alanda JES yapılmak isteniyor, bu nedenle platformu kurduk.” dedi. Yeraltı kaynakları JES’e uygun olduğu için bu bölgenin tercih edildiğini dile getiren Bahtiyar Kolçir, “Daha önce Avdan’da da termik santral projesi vardı. Biz orada çevrenin ve canlı yaşamının etkileneceğini konu edindiğimiz bir metni bölge insanına sunduk. Termik santrallerin zararlı etkilerine ikna olan yaşam savunucuları ile Avdan’da verdiğimiz mücadeleyi kazandık.” diye konuştu.

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/07/17/tavaslilardan-jese-karsi-platform

.

  • Av adı altında hayvanların katledilmesine ve bundan para kazanmaya çalışan anlayışa tepkiler sürerken Dersim’de düşünülüp tepkiler sonrasında iptal edilen  uygulamaya benzer bir uygulama Eskişehir’de düşünülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı 5. Bölge Müdürlüğü Eskişehir Şube Müdürlüğü tarafından açılan ihale ile Eskişehir’de 6 ayrı bölgede yapılacak 18 geyik vurma ihalesi için 513 bin lira muhammen bedel biçildi. İhalenin 20 temmuzda açık teklif usulüyle yapılması düşünülüyor.

GÖRÜŞLER

  • TTB-MK üyesi Dr.Halis Yerlikaya:

“Vaka artışlarından sadece vatandaşı sorumlu göstermek eksik ve yanlıştır. Salgın tüm hızıyla sürüyor, birinci dalga daha bitmedi. Diyarbakır ve bölge illeri, birinci dalganın piklerini yaşıyor. Vaka artışlarında yoksulluğun da önemli bir etken olduğunu görüyoruz. Kalabalık ailelerin bir arada yaşadığı ve yoksulluğun hâkim olduğu bölgelerde vaka sayılarının artışı gözleniyor. Diyarbakır’daki hastanelerde 350- 400 hasta şu anda yatarak tedavi görüyor. Günde 50 hasta taburcu edilirken yerine hemen 50 vaka hastaneye yatırılıyor. Yoğun bakım üniteleri hiç boş kalmıyor. Kamu hastanelerde yoğun bakımda yatacak yer yok, hastaneler dolmuş durumda. Özel hastanelerde kısmen yer var. Bölgede işler çok da yolunda gitmiyor, ve salgını tüm şiddetiyle yaşıyoruz. Bunu özellikle 1 Haziran sonrasında daha da katmerli bir biçimde yaşıyoruz. Henüz birinci dalga bitmeden biz bunun pikleriyle karşı karşıyayız” 

“1 Haziran sonrası süreç yeni normalleşme olarak ifade edildi ama biz TTB olarak da 1 Haziran sonraki süreci yeniden açılma olarak tarif ettik. Bize göre süreç Türkiye’de salgının yönetme biçimi çok yanlış. Türkiye’de salgın İstanbul ile sınırlanabilecekken, alınacak önlemlerle salgının etkisi azaltılabilecekken, yönetme biçiminden kaynaklı salgın bu kadar şiddetli bir şekilde hissedildi. Salgının bu kadar insanda, hastada yaşı ilerleyenlerde etki etmesinin nedeni, epidemiyolojik verilerin ışığında değil de ekonomik kaygılarla bu süreci yönetilmesidir. 1 Haziran yani yeniden açılma sürecinin çok erken başlatıldığını düşünüyoruz. Yapılması gereken şey her ilin kendi özgün koşulları göz önüne alınması gerekiyordu. Türkiye’de koronavirüse karşı alınmış merkezi kararlar bir anda serbestleştirildi. Bir algı oluşturuldu. Biz bu salgına karşı çok başarılıyız denildi. Vatandaşlar da rehavete kapıldı.”

“Açıklanan vakaların çok üzerinde hasta sayısı ile karşı karşıyayız. Test negatif olan, hastanelere gidip ilaç tedavisi verilen hastalar var. Bu verilerin yönetilme biçimi çok şeffaf değil. Türkiye’de her gün açıklanan rakamlarda 19-20 hasta kaybedildiğini söyleniyor. Sadece Diyarbakır’da günde 2-3 hasta kaybediyoruz. Antep’de, Mardin’de, Urfa’da kaybedilenler hastalar var. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde bu verdiler ne kadar gerçeği ifade ediyor, soru işaretleriyle dolu” 

“Bugün Diyarbakır’da seçilmiş belediye başkanı Selçuk Mızraklı, bizim eski Tabip Odası başkanıydı aynı zamandı, kentte görevini yapmış olsaydı, belediye olanakları yoksul halk kesimlerine yönelik daha fazla kullanıyor olacaktı, kentin dinamiklerini sürece aktif katmış olacaktı. Çok daha bütünlüklü bir mücadele yapılmış olacaktı, toplumla bir bağ oluşturulacaktı. Toplumun bir kesimi koronavirüse hala inanmıyor. Algıyla ilgili sıkıntılar var. Belki kendi dilinde, güvenilir bir biçimde bu kesimlere yönelik gerekli eğitim çalışmaları yapabilirdi. Çok daha dinamik bir süreç olabilirdi. Diyarbakır açısından söylersem çok daha az tahribatla bu süreci atlatıyor olacaktı. Çünkü toplumla iç içe bir süreç olmuş olacaktı. Çok daha iyi bir biçimde bir mücadelenin sürdürülüyor olabilirdi? Şu anda belediye olanaklarını hiçbir şekilde göremiyoruz. Halka yönelik eğitim çalışması yapılamıyor, inandırıcılıkla ilgili ciddi sorunlar var? sonuçta kendi iradesi olarak gördüğü birinin söylediği şeylerle, atanmış birinin ifade ettiği şeylerin etkisi aynı olmuyor. Keşke bu süreçte görevinin başında olsaydı. Bu olmadığı için daha fazla bedel ödüyoruz. Selçuk Mızraklı görevinin başında olsaydı koronayı bu kadar şiddetli hissetmezdik.”

“Bu sorumluluğu vatandaşa yükleyemeyiz, atamıyoruz. Vatandaşa hijyene dikkat etmiyor, maske takmıyor, mesafe dinlemiyor, diye söylemeyiz. Evet, bu kişisel önlemler çok önemli ve kritik ama bunlar salgınla mücadele yetmez. Salgınla mücadele bütünlüklü yürütülmek durumunda, kamu iradesi devrede olmak zorunda. Böyle giderse iç açıcı bir tablo görünmüyor. Temmuz’un ortasındayız. Eylül ayıyla grip mevsimi başlayacak. Grip ile koronavirüs bir arada olduğu zaman nasıl etki yaratacağı, bununla ilgili bir belirsizlik var. Tüm bunlardan dolayı bölgede tablo iç açıcı görünmüyor” 

‘’1 Haziran’dan önce Diyarbakır’da koronavirüse yakalanan sağlık çalışanı 85 iken bu sayı bugün 2 bin 357’ye çıktı. Koronavirüs dışında kalan hastalar da bu süreçten çok olumsuz etkileniyor. Onlar koronavirüs korkusu ve tedirginliği ile hastanelere gelemiyor.”

EKLER

  • Vaka sayısı 1000’in altına inmedi, yalnızca test sayısı azaldı- İlker Bellek

1-Günlük vaka sayısının 1.000’in altına inmesinin hiçbir anlamı yok. Bu, salgın yönetimindeki başarısızlığı sonrasında AKP’nin belirlediği bir çıta. Salgın bitti diyebilmek için sayı 0’a yakın olmalı. 

2-Tek başına vaka sayısının hiçbir anlamı yok.  Mutlak sayılar önemsiz. Olayı mutlak sayılarla tartışmak bile, tek başına, salgın yönetiminden hiç anlamamak anlamına gelir. Hız, vaka /test oranı gibi hesaplamalar yapılmalı.

https://sol.org.tr/haber/vaka-sayisi-1000in-altina-inmedi-yalnizca-test-sayisi-azaldi-9692

  • Sağlık Bakanı sizi hâlâ ikna edebiliyor mu? –Yusuf Karataş

Bir soru daha: “Yeni normal”e geçişten sonra vaka sayısının en fazla arttığı illerin İstanbul, Bursa, Antep gibi sanayi kentleri ile Diyarbakır, Urfa, Mardin, Cizre gibi yoksulluğun ne fazla yaşandığı bölge kentleri olması rastlantı mıdır?

Bölge kentlerinde salgının yayılmasında yoksulluğun, hijyen konusunda en temel ihtiyaçların karşılanması konusunda yaşanan sıkıntıların etkisi görmezden gelinerek bu durumu ortadan kaldırmaya yönelik en küçük bir adım bile atılmadı. Dolayısıyla insanların cahilliğine indirgenen tablonun arka planında yatan sosyo-ekonomik gerçekler yok sayıldı.

Son 2 günde, günlük vaka sayısı binin altına düşmeye başlamış gibi görünse de bu verilerin ortaya çıkmasında/çıkartılmasında günlük test sayısının 45 binin altına düşürülmesinin belirleyici olduğu görülüyor. 

Görüldüğü kadarıyla iktidar ve Bakan Koca, son günlerde salgınla mücadele konusunda kendisine duyulan güvenin azalmaya başlaması karşısında binin altına çekilen vaka sayısıyla salgınla mücadelede iktidarın gereğini yapmaya çalıştığı algısını yaratmaya çalışıyor. Başka bir deyişle test sayısının düşürülmesine bağlı olarak vaka sayısının tekrar binin altına çekilmesi, Bakan Koca’nın 1 Haziran’dan bu yana toplumu kontrollü sürü bağışıklığına razı etme politikasının devamı yönünde yapılmış bir manevra olarak anlam kazanıyor.

  • HIV’den korona virüsüne: Virüs adres sormaz ki…

Virüs ayrımcılık yapmaz; ne HIV ne Covid-19 dil, din, ırk, cinsiyet, sosyo-ekonomik sınıf vs. ayrımı yapmaksızın bulaşmaya çalışır, olabildiği kadar çok insana bulaşmayı hedefler. Virüs ayrımcı değildir fakat içinde yaşadığımız dünya ayrımcıdır, daha doğrusu içinde yaşadığımız toplumlar.

“Şimdi açlıktan ya da daha sonra AIDS’den ölmeyi seçebilirim.”[1] Genç bir Afrikalı seks işçisinin 1990’lı yıllarda ifade ettiği bu can acıtıcı cümleyi, bugün benzer bir şekilde farklı kesimlerden başka bir virüs nedeniyle duyabiliyoruz. “Koronadan değil, açlıktan öleceğiz”, “Ya virüsten ya da açlıktan öleceğiz”, “Virüsten değil açlıktan öleceğiz”. 1981’den bu yana tanıdığımız HIV[2] ve 2019’da yayılan yeni korona virüsü (SARS-CoV-2) arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da var. Her ikisi de sadece sağlık konusu değil, son derece politik meselelerdir. Toplumsal cinsiyet boyutu ise çok büyük önem taşımaktadır.

https://www.gazeteduvar.com.tr/konuk-yazar/2020/07/17/hivden-korona-virusune-virus-adres-sormaz-ki/



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 24 EYLÜL 2020

MİT’in Avusturya’da, Yeşiller Partisi’nde milletvekilliği de yapmış olan Kürt siyasetçi Berivan Aslan’a suikast planladığı öne ...