BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / KORONA GÜNLÜĞÜ (12 ARALIK 2020)

KORONA GÜNLÜĞÜ (12 ARALIK 2020)

  • Salgın yönetilemiyor! Sağlık emekçileri tükenmeye, ölmeye devam ediyor!
  • Küresel düzeyde yeni vaka sayısı 700 binin üzerine çıkarak rekor kırdı. Son 24 saatte yeni vaka sayısı 702 bin 513 kişiye yükseldi. Toplam vaka sayısı 71.4 milyonun üzerinde. Yine dün Covid-19 nedeniyle kaybedilen 12 bin 328 kişi ile birlikte toplam can kaybı 1 milyon 600 binin üzerine çıktı. Aktif vaka sayısı 20 milyonu geçti, küresel olarak 20 milyon 195 binin üzerinde aktif hastaya sahibiz. Aktif hastaların yaklaşık 106.6 bini (%0,5) ağır hasta olarak kabul ediliyor. Türkiye toplam 1.8 milyona dayanan toplam vaka sayısı ile dünyada en fazla vaka tespit edilen 8’inci ülke.
  • Yeni vaka bildiriminde bizim basında alıştığımız aktarım ile Avrupa birinciliğimiz sürüyor. DSÖ ise Türkiye’yi Asya kıtasında değerlendiriyor, Asya kıtasında da birinciliği kimseye bırakmıyoruz. Dünya sıralamasında ise yeniden üçüncülüğe yükseldik. Dünya genelinde yeni vaka bildiriminin yüksek olduğu ülkeler şunlar: ABD (246.5 bin), Brezilya (52.8 bin), Türkiye (32.1 bin), Hindistan (30 bin), Rusya (28.6 bin), Almanya (28.3 bin), İngiltere (21.7 bin), İtalya (18.7 bin), Ukrayna (13.5 bin), Fransa (13.4 bin), Polanya (13.7 bin), ve Meksika (11.9 bin).
  • Yeni vaka bildirimi 5-10 bin bandında seyreden ülke sayısı ise 14 olup bunlardan İran (9.4 bin), Kolombiya (9 bin), Hollanda (8.8 bin) ve Güney Afrika (8.3 bin) ilk sıraları alıyor.
  • ABD’de salgın tamamen kontrolden çıkmış durumda. Dün tespit edilen 246 bin 530 yeni vaka ile toplam vaka sayısı 16.3 milyona dayanırken, günlük ölümler 3 binin üzerine çıktı. Toplam can kaybı ise 302 bin 750 kişiye yükseldi. ABD’de halen 6.5 milyona yakın aktif hasta bulunuyor. Bulaş potansiyeli oldukça yüksek.
  • Türkiye’de günlük can kaybı resmi istatisitiklerde dahi rekor üstüne rekor kırıyor. Son 24 saatte 226 kişi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti, toplam can kaybı  ise 16 bine yaklaştı. Yeni vaka sayısı 32 binin üzerinde, yayılım yüksek hızda devam ediyor. Sağlık Bakanlığı hasta-vaka ayrımına devam ediyor, yeni hasta sayısı düşmüyor, son 24 saatte yeni hasta sayısı 5 bin 607 kişi. Yeni hasta sayısındaki ısrara karşın toplam hasta sayısından vazgeçildi. Bunun yerine toplam vaka sayısı veriliyor. Toplam vaka sayısı 1 milyon 780 bin 673 kişi. Günlük test sayısı 209 bine dayandı. Turkuaz tabloda aktif hasta sayısı yer almıyor. Günlük olarak aktif hasta sayısını Worldmeters’dan paylaşmaya devam ediyoruz.
  • Worldmeters’a göre Türkiye’de aktif hasta sayısında artış oldukça yüksek. Bir gün önce 578 bin 483 kişi olan aktif hasta, son 24 saatte 610 bin 363 kişiye yükseldi. Bulaş potansiyelinin çok çok arttığı günlerdeyiz. Ağır hasta sayısı 5 bin 952, aktif hastaların içinde ağır hastaların oranı %1’in altına indi. Bu düşüşte yeni vaka sayısının paylaşımı etkili oldu. Buna rağmen ağır hasta oranı hala dünya ortalamasının yaklaşık 2 katı olduğunu hatırlatmak isteriz.
  • Yeni vaka sayılarındaki tartışma şimdi de toplam vaka ve ölüm sayılarında yoğunlaştı.
  • TTB: Vaka sayılarının 3 milyon olması gerekiyor. Koronavirüsü salgınında dokuzuncu ay değerlendirme raporunu açıklayan TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Koruk Fincancı, Sağlık Bakanlığı’nın 10 Aralık’ta yayınladığı turkuaz tabloda toplam vaka sayısının 1 milyon 748 bin 567, toplam test sayısının da 20 milyon 509 bin 500 olarak açıkladığını hatırlattı. Fincancı, “Özellikle Mart-Nisan’da yüzde 10’larda olan pozitiflik oranlarının Kasım ortasından itibaren yüzde 30’lara çıktığını biliyoruz. Tekrarlayan testler olabileceği de düşünülerek en iyi ihtimalle yüzde 15 bir ortalama ile test pozitifliği olsa, vaka sayısının 3 milyon olması gerekiyor.” dedi. Fincancı, Bakanlığa bir kez daha şeffaflık çağrısı yaptı. Tam kapanmanın toplumda neden yaygın bir talep haline gelmediği sorusuna dair ise Prof. Şebnen Korur Fincancı şunları söyledi: “İnsanlar kapanmak istemiyor çünkü sosyal destek yok. Ücretsiz izin adı altında insanların günlük 39 lira ile hayatta kalabileceği varsayımı, toplumun kapanması konusunda da ciddi kaygılar yaşanmasına neden oluyor. Ne yazık ki toplumda da bir ses bulamıyor. Toplumun sosyal destekle birlikte bu kısıtlamaların gerçekleştirilmesi talebini dillendirmesi gerekiyor. İnsanca yaşayabilecek bir ücretle bu kapanmanın olması ve tabi ki doğru verilerle bölgesel temelli değerlendirmeler gerekiyor. Bunlara halk katılımı, yerel yönetimlerin katılımı gerekiyor.” (http://ozgurdenizli.com/ttbden-pandemide-9-ay-raporu-vaka-sayilarinin-3-milyon-olmasi-gerekiyor/ )
  • “Bizi rahatlatsınlar o zaman, biz rahatlayamıyoruz.” diyen İmamoğlu, “Çünkü bir aya aşkın süredir 400’ün üstünde defin sayısını hiç düşüremedik ne yazık ki İstanbul’da. Bu da, geçen yılın ortalamasına baktığınızda, sadece bir ayda 5 bin 500- 6 bin daha fazla vefat demek İstanbul’da, Kasım ayı için söylüyorum. Bu kadar somut sayılar varken ben nasıl rahat edeyim?” dedi. İmamoğlu, şunları kaydetti: “Onun için feryat ediyorum, onun için isyan ediyorum, onun için Allah aşkına iki hafta, üç hafta kapatın diyorum. Kesinlikle kapanmalıyız. Vefat sayısı yüksek, şu ankiyle alakası yok. Geçen hafta 10 büyükşehir belediye başkanımızla toplantı yaptık, sadece aramızdaki sayılar, yani bulaşıcı hastalık sayılarını topladığımızda şu an Türkiye için açıklananın en az üç, dört katı.”
  • Sağlık Bakanı Koca: “Dört ilde vaka düşüşü var, yoğun bakımlarda hasta yükü devam ediyor. İstanbul, İzmir ve Kocaeli’de %30, Ankara’da ise %40 günlük vakada düşüş oldu. Ancak hastane ve yoğun bakımlarda hasta yükü devam ediyor. Yoğun bakım doluluk oranı İstanbul’da %67, İzmir’de %78, Kocaeli ve Ankara’da %72.”
  • Sağlık çalışanları Ankara’da polis barikatı altında salgında hayatını kaybeden arkadaşlarını andılar. Ankara Tabip Odası (ATO), Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER), Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (TÜMRAD-DER), Ankara Diş Hekimleri Odası (ADO) ve Türk Hemşireler Derneği (THD) hayatını kaybeden sağlık çalışanları için Sağlık Bakanlığı önünde anma gerçekleştirmek istedi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekillerinin de destek verdiği anmaya, polis kamu binaları önünde açıklama yapmanın yasak olduğunu belirterek izin vermedi. Engellemelere rağmen bakanlık önünde toplanan sağlık emekçileri, polis kalkanları arasında anma gerçekleştirdi. Anma salgında hayatını kaybeden sağlık emekçileri için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Anma etkinliğini takip etmek isteyen basın mensuplarının görüntü çekmesi, kalkanlarla engellendi. Sağlık emekçileri, taşıdıkları karanfilleri kaldırarak, “Ölüyoruz, tükeniyoruz, çığlıklarımızı duyan yok. Arkadaşlarımızı anmamıza engel oluyorlar.” diyerek engellemeye tepki gösterdi. Polis kordonu altında açıklama yapan Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ali Karakoç, “Pandemi ile birlikte bizim sıkıntılarımız katlanarak artı. Her gün 1 sağlık emekçisi ölüyor. Bizler 50’şer 50’şer hastalanıyoruz. KHK ile ihraç edilen sağlık çalışanlarının ataması bir an önce yapılsın, üzerimizdeki iş yükü azaltılsın. Bu taleplerimizi Sağlık Bakanlığı’na iletmek istiyoruz ama engelleniyoruz.” ifadelerine yer verdi. Anmadan sonra sağlık meslek ve emek örgütleri temsilcilerinden oluşan 5 kişilik heyet ile milletvekilleri, sağlık emekçilerinin taleplerini (17 madde) içeren dilekçeleri Sağlık Bakanlığı yetkililerine sundu.
  • İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına ortak açıklamayı yapan Dr. Osman Öztürk, “Türkiye günlük vaka sayıları açısından Avrupa ülkeleri arasında birinci, dünya ülkeleri açısından beşinci sırada. Sağlık Bakanı’nın açıkladığı rakamların ‘Koca’ bir yalan olduğunu herkes gördü. Salgın süresince hayatını yitiren yurttaşlarımızın sayısı 40 bine yaklaştı. Bilimin ışığında politikalarla salgını yönetmek yerine algıyı yöneterek ‘başarı hikayesi’ yazmaya, bu süreçten siyasi rant devşirmeye çalışıyor. Bu politikanın kurbanları ise işçiler, emekçiler, işsizler, emekliler, küçük esnaf; kısacası yoksullar oluyor. Sorumluluğu vatandaşlara yıkıp sadece ‘maske-mesafe-hijyen tekerlemesi’yle salgınla başa çıkılamaz. Bugüne kadar izlenen eksik, yanlış, tutarsız uygulamalara derhal son verilmeli; hızla aklın ve bilimin ışığında açık, şeffaf, güvenilir, toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık yeni bir salgın politikası oluşturulmalıdır.’’ dedi.
  • Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi, engelli sağlık çalışanlarının pandemi sürecinde idari izinli sayılması için İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvuru yaptı. Başvuruda, “Hastane yoğun bakımlarının, hatta servislerinin, tam kapasite çalıştığı bir süreçte, risk grubundaki sağlık emekçilerinin çalışmaya zorlanması ölüme açık davetiye çıkarmaktır. Özelde engelli sağlık emekçilerinin iş sağlığı ve güvenliğine dair hiçbir tedbir alınmaksızın sağlık merkezlerindeki faaliyetlerine devam etmesi hiçbir yönetim merciinin üstelenebileceği türden bir sorumluluk değildir.” denildi.
  • Ordu’nun günün her saati kalabalık olan caddelerinde HES kodu uygulaması başlatıldı. Altınordu ilçesindeki çok sayıda iş yerinin bulunduğu trafiğe kapalı Süleyman Felek, Sırrıpaşa ve İsmetpaşa caddelerinde giriş-çıkış noktalarına bariyer konuldu. Bolu’da, araç trafiğine kapalı olan İzzet Baysal Caddesi’ne aynı anda en fazla 2 bin kişinin girişine izin verilmesi kararlaştırıldı. Balıkesir İl Hıfzıssıhha Kurulu, koronavirüs vakası görülen ikametlere, “Bu konut görüşme ve ziyarete kapalıdır.” notu asılmasına karar verdi. Amatör balıkçılara da 3 metrelik mesafe kuralı getiren kurul, balık tutulurken ve iş yerleri önünde sigara içilmesini yasakladı. Adliyelere ve istinaf mahkemelerine girişte HES kodu şartı getirildi. Uygulama dün başladı. Kırklareli’de açık alanda dans ederek sosyal mesafe kuralına uymadıkları belirlenen işletme sahibi D.D. ve 33 kişiye toplam 107 bin 100 TL ceza uygulandı.
  • Pandemik depresyon, COVID-19 ile bağlantılı yeni bir hastalık olarak geçiyor. Uzmanlar “pandemi depresyonunun” çok kişide görüldüğünü söylerken, Britanya’daki bir araştırma karantinanın çocuklardaki depresif olma halini yüzde 70 artırdığını tespit etti. Britanya’da yapılan yeni bir araştırma, okullarının iptalinin çocuklar üzerinde büyük bir etkisi olduğunu gösteriyor. Cambridge Üniversitesi’nden gelişim psikoloğu Duncan Astle, “Karantina sırasında depresif belirtilerin derecelendirmesinde oldukça önemli bir artış bulduk.” diyor. Araştırma, karantinadan önce ve sonra yaklaşık 200 ilkokul öğrencisini takip etti ve depresyonun izolasyonla artma ihtimalinin %70 olduğunu buldu. Astle, “Verilerin gösterdiği şey, bir çocuğu bir bağlamdan kolayca çıkaramayacağınız ve sonuçlara çarpmadan onu ondan ayıramayacağınızdır.” diye ekliyor.
  • Bir mobil uygulama aracılğıyla yapılan anket çalışmalarının sonuçları açıklandı. Uygulama üzerinden yapılan ve 5 bin 500’den fazla kişinin katıldığı anket, Koronavirüs aşısına yaklaşım, eski günlere özlem, aile büyüklerini ziyaret, kuaför ve uyku alışkanlıkları ile ilgili veriler sundu. Anketin sonuçlarına göre; 10 kişiden 6’sı riskli bulduğu için aile büyüklerini ziyaret etmeyi bıraktı. Her 2 kişiden biri en çok seyahat etmeyi özledi. Kısıtlama günlerinin en motive eden aktivitesi online alışveriş olurken son dönemin yükselen trendi kahve tüketiminin evde de devam ettiği görüldü. Ankete katılan her 2 kişiden biri kahvecilere gidemiyor olsa da evde düzenli olarak kahve tükettiğini dile getirdi.
  • Koronavirüs önlemleri kapsamında işyerleri kapatılan ya da personel azaltma yoluna gidilmesi nedeniyle işsiz kalan kafe ve bar çalışanları, Şişhane Meydanı’nda sessiz bir eylem gerçekleştirdi.  Şişhane Meydanı’nda bir araya gelen emekçiler, ellerinde “Önlemler ile geçinemiyoruz, hayatımızı istiyoruz”, “Hayatımdaki bütün birikimimi gelirken dolmuşa verdim.” yazılı dövizler ile destek çağrısında bulundu. “Covid’den değil açlıktan öleceğiz” diyen işçiler, haklarının tam olarak ödenmesini ve pandemi sürecinde yardım edilmesini talep ediyor.
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, koronavirüs tedbirleri kapsamında önlemlerin artırılmasına ilişkin olarak, “Bizim Bilim Kurulunda öyle bir şey yok. Bizim Bilim Kurulu’nun bize söylediği, şu anda hafta sonlarında, yani cuma akşamı 9’dan itibaren pazartesi sabahı 5’e kadar eve kapanalım. Dediği bu. Buna uyuyoruz.”
  • İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, koronavirüs salgını hakkında, “Yani iki hafta kapanacağız, başka yolu yok. Öbür türlüsü daha ciddi bir ekonomik kayıp. İki hafta, üç hafta nedir ki bizim için? Bunun mu altında kalacağız yani? Kalmayız. Bu konuda hükümetin tavrını anlayabilmiş değilim.” ifadelerini kullandı.
  • Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okulların açılması planlanan 4 Ocak 2021 tarihi için “Bu tablo içerisinde iyimser bir tahmin.” diye konuştu. Selçuk öğretmenlerin bir an önce aşılanması konusunun kabinede netleşeceğini ifade etti.
  • Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından 81 il sağlık müdürlüklerine gönderilen yazıda, aşılama programı yönetimi çalışması için uzaktan eğitim planlandığı öğrenildi ve bu süreçte aktif rol almasını düşünülen personelin listesinin istenildi. Aşılama çalışmaları için hali hazırda izolasyon ve karantina süreçlerini takip etmekle yükümlü olan aile hekimlerinin ön plana çıkacağı düşünülüyor.
  • Bilim ve Aydınlanma Akademisi tarafından ‘Türkiye’de Covid-19 salgınını durduracak bir aşılama yapılabilecek mi?’ başlığıyla bir kılavuz yayınlandı. Kılavuzda ortaya çıkan bu tablonun toplumsal eşitsizlikler ve sermaye düzeninin akılsızlığı nedeniyle oluştuğu ve aşılar ile ilgili kafa karışıklığına bilimsel veriler altında müdahale etme amacıyla hazırlandığı söylendi. Pandemiye karşı aşı çalışmaları ile ilgili güncel bilgiler sunun kılavuzun esas çağrısı örgütlülük üzerine.
  • HDP Batman Milletvekili Dr. Necdet İpekyüz TBMM’deki konuşmasında: “Yattan, pırlantadan, elmastan vergi almıyorsunuz ama maskeden alıyorsunuz. Maske takmak zorunlu, takmayana ceza kesiliyor, üstüne %8 KDV alınıyor. Bugün, maskeden alınan verginin kaldırılması için Kanun Teklifimizi verdik!” dedi.
  • Hindistan merkezli Bilimsel ve Endüstriyel Araştırmalar Konseyi, hayvanlar üzerinde Covid-19’a karşı etkisi test edilen Molnupiravir isimli grip ilacının insanlar üzerinde de deneneceğini duyurdu. Bilimsel ve Endüstriyel Araştırmalar Konseyi Başkanı Dr. Shekhar Mande, gerekli izinler için düzenleyici kurumlara başvurulacağını söyledi. Georgia Devlet Üniversitesi’nden araştırmacıların dağ gelincikleri üzerinde yürüttüğü çalışmada, Molnupiravir isimli ilacın uygulandığı grubun 24 saat sonra koronavirüsü diğer hayvanlara bulaştırmadığı kaydedilmişti. Çalışmanın baş yazarı Josef Wolf, “Bir arada barındırdığımız enfekte gelincikler ile tedavi edilmemiş hayvanları bir araya getirdiğimizde, enfekte gelinciklerle temas edenlerin virüse yakalanmadığını tespit ettik.” dedi. Wolf, Molnupiravir’in etkisinin insanlar üzerinde de kanıtlanması halinde, asemptomatik vakalarda bulaşıcılığın önlenebileceğini ifade etti.
  • ABD ve İtalya’dan bilim insanları Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 hastalığının uzun vadede ortaya çıkan bir etkisini daha tespit etti: ereksiyon bozukluğu. Bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dena Grayson, Covid-19’un erkeklerde ereksiyon zorluğu yaşattığına dair bilim dünyasında ciddi bir endişe olduğunu kaydetti. Grayson, virüsün “vasküler sorunlara neden olduğunu bildiklerini” dile getirerek, “Bu, virüsün sadece öldürebileceğini değil, uzun vadeli hatta ömür boyu sürecek potansiyel komplikasyonlara da neden olabileceğini gösteriyor; kaygımız bu” değerlendirmesini yaptı. Bu yılın Temmuz ayında İtalya’da yapılan bir araştırma da benzer bir bulguya işaret ediyor. Araştırma sonucunda ereksiyon kaybı yaşamanın Covid-19 için hem bir risk faktörü olduğu hem de hastalığın uzun süreli bir etkisi olarak ortaya çıkabileceği saptanırken, özellikle yaşlı hastalarda bunun “endişe verici bir durum” olduğu saptamasında bulunuldu.
  • İsviçre’de ülke genelinde koronavirüse karşı yeni kısıtlamalar getirildi. Buna göre, pazar günleri sadece eczane, sosyal kurumlar, benzin istasyonları ve kayak alanlarının açık kalmasına izin verilecek.
  • ‘Sürü bağışıklığı’ uygulayan İsveç’in Stokholm bölgesinde yoğun bakım doluluk oranı yüzde 99’a ulaştı. İsveç’te yayın yapan Sverige Radyosunun haberinde, bölgenin sağlık bakım direktörü Bjorn Eriksson’un “Yardıma ihtiyacımız var.” dediği belirtiliyor. Bölgedeki sağlık yetkilileri, Devlet Sağlık Kuruluna enfekte hastaları tedavi etmek için ek personel görevlendirme çağrısında bulundu. Eriksson vatandaşlara bu hafta yaptığı çağrıda, “işten sonra içki içmeye gitmeme, Noel alışverişine çıkmama ve evde yaşayanlar dışında kimseyle görüşmeme” çağrısında bulundu.
  • Ataol BEHRAMOĞLU, 9.12.2020 : 65 yaş üstü kısıtlamaları ANAYASAMIZIN ve temel insan haklarının eşitlik ilkesine AYKIRIDIR.

Kanıtlanmış BİLİMSEL bir GEREKÇESİ de bulunmamaktadır. Bildiğim kadarıyla bizden başka hiç bir ülkede böyle bir uygulama yoktur. Bir grup insanı bu keyfi uygulamayla toplumsal yaşamın dışına çıkarmak, yaşam haklarını sınırlamak HAKSIZLIKTIR ve GÜNAHTIR. Üstü örtülü olarak da olsa, “Zaten şunun şurasında ne kadar ömrünüz var, dışarıda ne yapacaksınız, oturun oturduğunuz yerde “demektir. 65 yaş üstü Kovitle ilgili vefatlarda acaba kaç kişiye evinde otururken, kaç kişiye dışarıda iken virüsün bulaştığına dair bir araştırma var mı? Bunun gibi, 65 yaş üstü normal vefatlarda, yasak öncesi ve sonrasına dair bir araştırma yapılmış mıdır? Ben evde oturma döneminde bu yaş gruplarından insanlar arasında kovitten ölümlerde eksilme olmadığı gibi normal  ölümlerinde  artış olduğundan kuşku duymuyorum. Buyurun, araştırın. Toplumu da bu konuda aydınlatın. 65 YAŞ ve üstü, YÖNETİCİLERİN OYUNCAĞI, DENEY TAHTASI DEĞİLDİR. KİŞİSEL olarak ben çok şükür 65 yaş üstüne ulaşmış bir akademisyen, yine çok şükür sürmekte olan sanatsal ve yazarlık çalışmalarından ötürü vergi ödeyen bir sanat-kültür insanıyım. Dolayısıyla bu yasakların dışındayım, ya da olmam gerekir. Fakat bu yaş gruplarından insanları, lütfedilip izin verilen saatlerde topluca gördüğümde, YALITILMIŞ, toplum dışına atılmış görünümleri beni üzüyor. İnsanlık ve yaşam adına içim yaralanıyor. Bu nedenle bu gün avukatım yoluyla İDARE MAHKEMESİNE bu hukuk dışı uygulamanın durdurulması talebiyle DAVA AÇTIĞIMI topluma saygıyla duyuruyorum.

AŞI TARTIŞMALARI

  • DSÖ Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, “Aşı mevcut önlemlerimizin yerini almayacak, onlara ek olacak” diyor ve ekliyor: “Aşı tek başına bir pandemiyi sonlandıramaz. Gözetim, test, takip, karantina ve tedbirlere devam etmemiz gerek.”
  • En çok ihtiyaç duyan ülkelere aşı tedarik etmek için 4,3 milyar dolar tutarında acil finansman açığıyla karşı karşıya olduklarını vurgulayan Ghebreyesus, uluslararası topluma ve bağışçılara, “aşıların güvence altına alınabilmesi, hayatların kurtarılması ve küresel ekonominin bir an evvel iyileştirilmesi” için kendilerine destek vermesi çağrısında bulundu. Ghebreyesus, DSÖ eş güdümünde yürütülen Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı’na (COVAX) şimdiye kadar 189 ülke ve ekonominin katıldığını belirterek, program kapsamında üç aşı adayından, düşük ve orta gelirli ülkeler için 1 milyar doz Covid-19 aşısını güvenceye aldıklarını aktardı.
  • Salisbury, “Yalnızca Covid-19’dan en çok etkilenen grupları korursanız, o gruplar içindeki ölüm oranını ve hastanelerdeki yükü azaltırsınız fakat bu yayılımı durdurmaya yetmez.” diyor. Salisbury aşı olmayan insanlar arasında yayılım devam ettiği müddetçe bu insanların da aşı olmuş fakat bağışıklık oluşturamamış kişilere virüs bulaştırmaya devam edebileceğini vurguluyor: “Bu ulusal bir salgın değil, küresel bir pandemi. Bu yüzden virüsün yayılımını her ülkede engellemedikçe hiçbir ülke güvenli olmayacak.” diyor. Ne kadar kişi aşı olursa toplum bağışıklığı (sürü bağışıklığı) sağlanır. Imperial College London’da bulaşıcı hastalıkların matematiksel modellemeleri üzerinde uzmanlaşan Prof. Azra Ghani, emin olmak için en az yüzde 70’in hedeflenmesi gerektiğini söylüyor. Prof. Ghani tüm dünyanın normale dönmesinin iki yıldan uzun süreceğini fakat Birleşik Krallık gibi zengin ülkeler için bu sürenin daha kısa olabileceğini söylüyor. (https://www.evrensel.net/haber/420959/koronavirus-asisi-eski-hayatimizi-geri-getirecek-mi)
  • Sağlık yetkilileri artan “aşı tereddüdü” dalgasını aşmak zorunda kalacak. Artan sayıda insan koronavirüs aşısı yaptırma konusunda kararsız olduğunu söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu durum dünyadaki en büyük 10 sağlık tehdidi arasında yer alıyor. British Academy ve Royal Society’nin araştırmasına göre Birleşik Krallık’ta halkın yüzde 36’sı aşı yaptırma konusunda çok isteksiz veya kararsız. Geçen ay yapılan bir YouGov anketi de benzer bir sonuç bulmuştu. Bu aşı tereddüdünün yanı sıra halihazırdaki aşı karşıtı hareketin yaydığı sahte haberler ve yanlış bilgiler pek çok ülkede yeterince insanı aşılayarak sürü bağışıklığına ulaşma hedefini zorlaştırabilir. Prof. Ghani normalde aşı karşıtı olmayan fakat Covid-19 aşılarının bu kadar hızlı geliştirilmesi nedeniyle “biraz gergin” hisseden kişilere güvence vermenin süreci kolaylaştıracağını söylüyor. Toplumu ikna etmenin gerektireceği emek nedeniyle sürü bağışıklığı hedefine ulaşmak öngörülenden daha uzun zaman alabilir. (https://www.evrensel.net/haber/420959/koronavirus-asisi-eski-hayatimizi-geri-getirecek-mi)
  • Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Margaret Harris, Türkiye’nin yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı ay sonundan itibaren sağlık çalışanlarından başlayarak uygulamayı planladığı SinoVac’ın aşısına ilişkin, “Çin aşılarının üreticileriyle temas halindeyiz.” dedi. Harris, Covid-19 aşılarının kullanımına “her ülkenin kendi makamlarının karar vereceğini” belirterek, “Ancak insanlar çok endişeli olmamalı. Unutmayın, aynı anda çevrimiçi olarak gelen birkaç aşı adayı var. Dolayısıyla bir aşı belirli kişiler için uygun olmayabilir, ancak kendinize uygun başka bir aşı da bulabilirsiniz” değerlendirmesinde bulundu. DSÖ’nün aşıları sadece incelediğinin, bir onay makamı olmadığının altını çizen Harris, aşılara sadece ülkelerdeki aşı düzenlemelerini yapan makamların onay verebileceğine işaret etti. Harris, dünyada halen 200’den fazla Covid-19 aşısının geliştirildiğini belirterek, bunların 11-12’sinin Faz-3’ün son aşamasında olduğunu aktardı.
  • TTB Covid-19 İzleme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek: “AA’nın açıklamasına göre 1) CoronaVac için Faz-3 sonuçlar beklenmeyecek. İlaç Tıbbi Cihaz Kurumu’nun incelemesi yeterli görülecek (çok yanlış) 2) 3 ayda 100 milyon aşı yapılacaksa, salgını kapanma ile baskılamak yerine aşı ile atlatmak hedefleniyor (kısa vadede çok ölüm olacak)”
  • TTB’nin salgında 9. ay değerlendirme toplantısında konuşan TTB Genel sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut, aşı konusunda şeffaf olunmadığını belirtti. Klinik deneme aşamasında 13 aşı olduğunu, bağımsız bilimsel kuruluşlardan onay almış bir aşı bulunmadığını hatırlatan Bulut, firmaların büyük bir ticari rekabet halinde hızla çalıştığını kaydetti. Bulut, Türkiye’ye dair ise şunları belirtti: “Türkiye’de ne gariptir ki birinci basamak sağlık hizmetlerinin, koruyucu sağlık hizmetlerinin ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun görevi olmasına rağmen aşı ihalesini Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü yaptı. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu aşıları almıyor bile. Bu bile, şeffaflıktan ve bu işin nasıl yanlış bir şekilde yönetildiğinden bize haberler geçen bir olgu. Birinci basamak sağlık hizmeti, koruyucu hekimlik sistemi içinde olması gereken aşı uygulamasını yapacak kurum Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü değildir. Getirilecek miktara göre öncelik sıralaması yapılmıştır, doğrudur. Ancak bu aşıların kaç liraya mal edileceği, kamuya maliyetinin ne olacağı, hangi hızla uygulanacağı net olarak kamuoyu önünde anlatmadı. Pandemide en kötü yönetim belirsizlik yaratmaktır. Kamuoyunda bir endişe yaratırsanız pandemi ile mücadele edemezsiniz. İnsanlar güven duyup aşı vurulmazlar. Aşıya dair çok fazla bilgi kirliliği var. DNA’larla oynanacak gibi endişeler yersiz, bağımsız kuruluşlarca yapılacak onay süreçlerinden sonra her türlü aşı bizim için güvenlidir. En önce bizler yapılacağız. Aşı vurulmaktan kimse endişe etmesin, yeter ki onay süreci şeffaf olsun ve kamuoyu ile paylaşılsın.”
  • Sağlık Bakanı Koca, Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen Uluslararası Katılımlı Ortak Aşı Sempozyumu’na video konferans yöntemiyle katıldı ve sempozyumun açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Türkiye’de Covid-19’a karşı 16 ayrı aşı çalışmasının yürütüldüğünü söyleyen Bakan Koca, şunları söyledi: “Yerli aşı adaylarımız içinde ‘inaktif’, ‘mRNA’, ‘vektör’ ve ‘virüse benzer parçacık’ aşıları bulunuyor. Üniversitelerimiz ve yetkin merkezlerimiz tarafından yürütülen aşı geliştirme çalışmalarında 3 aşımız klinik aşamaya gelmiş, Kayseri Erciyes Üniversitesi ekibi tarafından üretilen aşı ise Faz-1 çalışmalarını tamamlamak üzeredir. Diğer aşı adaylarımız için de araştırma ürünü GMP sahibi tesislerde üretim safhasındadır. Çalışmalar olumlu sonuç verirse Nisan ayında ilk aşımızın Faz 3 ve yaygın uygulama aşamasına geçebilmeyi umuyoruz.”
  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca grip ve zatürre aşısıyla ilgili ‘kıyamet koparıldığını’, ancak ellerinde milyonlarca dozun olduğunu ifade etti. Yeterli miktarda aşıya erişimin olmayacağı konusunda tartışmaların yaşandığı grip aşısıyla ilgili de benzer ifadeler kullanan Koca şu bilgileri verdi: “900 bin grip aşısı yaptık. Toplam 2 milyon 300 bin almıştık. 600 bin sağlık çalışanlarına yaptık gerisi hala elimizde. Sağlık çalışanlarının da yarısı yaptırmak istedi. Geri kalanı istemedi. Bu sene kıyamet koptu grip aşısı diye, geçen sene kaç sağlık çalışanı yaptırmıştı bütün Türkiye’de size söyleyeyim. Sadece 55 bin.” CHP milletvekili Murat Emir’in “Çin aşısı 10 gündür Türkiye’de. 10 gündür el altından AKP’li siyasilere, aile dostlarına, nüfuzlu kişilere ve tanıdıklara yapılmaya başlanmış bile” iddialarına ise bakan şu sözlerle yanıt verdi: “Hangi aşı olursa olsun bütün aşılar buraya geldikten sonra iki hafta deneme boyunca incelenip Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu’ndan onay almadan kullanılamaz. Bu gelecek her parti için teker teker geçerli. Şu anda, denek olmak için başvuranlar dışında kimsenin aşı olmasını onaylamayız ve bu konuda da herkesi uyarıyoruz. Ha şu olabilir, Çin’de bu aşı eczanelerde satılıyor, isteyen herkes gidip alabilir. Alıp getirip burada bir eczaneye yaptırmanın önünde bir engel yok ama bu riskin alınması doğru değil. Buna gerek de yok.”
  • ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) Danışma Kurulu, Pfizer ve BioNTech’in ortak geliştirdiği Koronavirüs aşısının acil durumda kullanılmasına onay verdi. FDA Danışma Kurulu’nda yapılan oylamada, 4’e karşı 17 oyla Covid-19 aşısının 16 yaş ve üstü kişilerde güvenli ve etkili olduğuna onay verildi. Oylamada danışma kurulunda yer alan uzmanlardan biri ise çekimser kaldı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin de danışma kurulunun tavsiyesini dikkate alarak aşının acil durumda kullanılmasına yeşil ışık yakması bekleniyor. Pfizer-BioNTech, aşıya ilişkin kapsamlı onay başvurusunu da önümüzdeki yılın Nisan ayına kadar yapmayı planlıyor.
  • İngiltere merkezli AstraZeneca şirketi, Oxford Üniversitesi ile beraber geliştirilen Covid-19 aşısının, Rusya’da üretilen Sputnik V aşısı ile birleştirilebileceğini duyurdu. Şirketten yapılan açıklamada, etkinliği artırmak için Oxford/AstraZeneca aşısı ile birlikle kullanılabilecek kombinasyonların değerlendirileceği belirtildi. Kısa süre içinde, Rusya’da Gamaleya Enstitüsü tarafından Covid-19’a karşı geliştirilen Sputnik V aşısı ile ilgili testlere başlanacağı aktarıldı.
  • Japonya’da toplumun aşılanma sürecine, yerel idarelerce yönetilen rezervasyon bazlı sistemle, Mart ayından itibaren başlanması hedefleniyor. Aşılanma sağlık tesislerinin yanı sıra, kamu sağlığı merkezleri, spor salonları, gösteri merkezleri, alışveriş merkezlerinde gerçekleştirilecek. Şehir, ilçe ve kasaba gibi yerel idarelerce yönetilecek sistem çerçevesinde aşı yaptıracak kişiler resmi oturumunun bulunduğu noktalarda önceden rezervasyon yaptıracak. Yerel idareler, rezervasyon yapan oturum sahiplerinin aşılanmasına yönelik gün ve saat şeklinde tarih belirleyecek. Bakanlığa göre, aşıların muhafaza edilmesi için ülke geneline dağıtılacak toplam 10 bin 500 derin dondurucu tedarik edilecek. Eksi 75 derecede muhafaza edilecek Pfizer aşısı için 3 bin derin dondurucu alınacak. 7 bin 500 derin dondurucu da eksi 20 derecede depolanacak Moderna aşısı için sağlanacak. Aşılanma noktalarına yığın halinde kuru buz ile soğutucu kutular da gönderilecek.
  • Fransız ilaç şirketi Sanofi ve İngiliz GlaxoSmithKline’ın geliştirmekte oldukları deneysel Covid-19 aşısı klinik testlerde yeterli bağışıklık sistemi tepkisi oluşturamadı.
  • Amerikan biyoteknoloji şirketi Moderna yetkilileri, 12 ila 18 yaş arasındaki gençlerde orta-son aşama aşı testi çalışmasında ilk katılımcıların aşılandığını ve 2021 okul yılı öncesinde verilerin ellerine geçmesini hedeflediklerini söyledi.
  • Sıtmadan çiçek hastalığına kitlesel aşılama kampanyaları dünyayı nasıl değiştirdi? Koronavirüs pandemisi, bize büyük bir hastalık salgınının ne kadar ölümcül ve yıkıcı olabileceğini hatırlattı. Aşıların yayılmasıysa, hayatın normale dönmesi için tek umut. Fakat Covid-19, aşılama yoluyla mücadele edilen ilk hastalık değil ve yüz milyonlarca insan, tedavinin mümkün olduğu bir bölgede yaşamaları koşuluyla, bir zamanlar dünyanın dört bir yanındaki toplulukları dehşete düşüren ölümcül katillerin, kontrol altına alınabileceği için şanslı. (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55274467 )
  • Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Avrupa Birliği vatandaşlarını Covid-19 aşılarının onay süreci hakkında bilgilendirmek için halka açık bir şekilde düzenlediği sanal toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda EMA’nın görevleri, aşıları nasıl onayladığı, denetimlerin nasıl yapıldığı gibi konular anlatıldı. Toplantıda yapılan sunumların ardından EMA çalışanları izleyicilerden gelen soruların bir kısmını yanıtladı. (https://www.youtube.com/watch?v=mjyiSMvbIOI&feature=youtu.be ) EMA Biyolojik Sağlık Tehditleri ve Aşı Stratejisi Başkanı Marco Cavaleri, aşının hızla geliştirilmesinde eskiden sırayla yürütülen bazı deney fazlarının bu dönemde eş zamanlı olarak yürütülmesinin etkili olduğunu anlattı. Cavaleri aşıların onaylanmadan önce sıkı güvenlik testlerinden geçirildiğini vurguladı. Veri Analizi ve Yöntemler Departmanı Başkanı Peter Arlett ise aşıların her zaman risk ve fayda değerlendirmesinden geçilerek onaylandığını, koronavirüs aşısının da en az önceki aşılar kadar denetime tabi tutulduğunu söyledi. Arlett, Avrupa Birliği’nin aşıların yan etkilerini aralıksız bir şekilde gözetlediğini, koronavirüs aşısında da nadir görülen bir yan etkinin ortaya çıkması durumunda bunun derhal fark edileceğini belirtti. İletişim Başkanı Melanie Carr, bu süreçte kamuoyuyla sürekli iletişim halinde olmanın, her yeni bilgiyi paylaşmanın ve şeffaflığın çok önemli olduğunu vurguladı.
  • Hatimoğulları: Aşı sürecinin şeffaflıkla yönetilmesi gerekir.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türk Eczacılar Birliği’nin (TEB) Covid-19 salgını karşısında aşı sürecinin şeffaflıkla yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken açıklamasına ilişkin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması için Meclis’e soru önergesi verdi. Önergede şu hususlara yer verildi: “Türk Eczacıları Birliği (TEB), 8 Aralık 2020 tarihinde yayınladığı açıklamada Covid-19 salgını karşısında aşı sürecinin şeffaflıkla yönetilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.  Türkiye’de henüz herhangi bir Covid-19 aşısının Sağlık Bakanlığı tarafından onay almadığı, tüm dünyada aşıların klinik etkinliğinin ve yan etkilerinin daha geniş bir hasta popülasyonunda bilimsel değerlendirilmesinin sürdüğü ifade edilmiştir. Almanya ve İngiltere’de saatte kaç kişinin aşılanabileceğine dair çalışmalar sürmekte, fabrikalar şırınga üretmekte, aşılama merkezleri inşa edilmekteyken Türkiye’de buna ilişkin benzer çalışmalardan söz etmek mümkün değildir. Mart ayına kadar ancak 50 milyon aşının geleceği bilgisi verilmiştir. Bu durumda ancak 25 milyon kişi aşı yaptırabilecektir. Oysa Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) salgın karşısında tüm toplumun aşılanması gerektiğini, sürü bağışıklığı yönteminin bilimsel olarak sorunlu ve etik dışı olduğunu ilân etmiştir. Aşılarla ilgili toplumdaki endişelerin giderilmesi, aşıların etkililiği ve güvenilirliği konusunda bilimsel verilerin toplumla paylaşılması gerekmekte ve aşı ile ilgili tüm sürecin şeffaf bir şekilde acilen kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. TEB’in açıklamasında Sağlık Bakanlığı’na yönelttiği soruları iletiyoruz.” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından yanıtlaması istenen sorular şöyle:

  1. Hangi firmadan yahut firmalardan kaç adet Kovid-19 aşısı sipariş verilmiştir?
  2. Getirilecek olan aşının ön onay dosyası gelmiş midir? Bilim Kurulunca ya da yetkili mercilerce incelenmiş midir?
  3. İlk parti aşı kesin olarak ne zaman gelecektir?
  4. Aşının onayı noktasında nasıl bir mekanizma izlenecek ve onay ne zaman verilecektir?
  5. İlk aşıların ne zaman yapılmaya başlanacağı hakkında net bir tarih öngörülmekte midir?
  6. Aşıların öncelikli olarak kimlere yapılacağı konusu netliğe kavuşturulmuş mudur?
  7. Öncelikli aşı yapılacağı açıklanan sağlık çalışanları içinde eczacılar ve eczane çalışanları da bulunmakta mıdır?
  8. Aşı hangi koşullarda saklanacaktır, bu koşullara uygun yeterli altyapı var mıdır? Böyle bir altyapı yoksa tamamlanması için hazırlık yapılmakta mıdır?
  9. Aşı hangi merkezlerden yapılacaktır? Hastaneler mi, aile sağlığı merkezleri mi, seyyar sağlık ekipleri mi aşıyı yapacaktır? Ya da özel aşılama merkezleri mi kurulacaktır?
  10. Aşı yapan kişilerin yanı sıra aşı sırasında izdihamı ve sağlık çalışanlarına karşı şiddeti önlemek konusunda ne gibi önlemler alınacaktır, başka görevlendirmeler yapılacak mıdır?
  11. Aşının etkinliğini izleme noktasında hangi yöntemler devreye sokulacak, ne gibi önlemler ve görevlendirmeler yapılacaktır?
  12. Aşı karşıtlığı ve kararsızlığını azaltmak için Bakanlığımız ne gibi önlemler almayı ve teşvikler sağlamayı düşünmektedir?
  13. Aşının geldiği andan itibaren belirli kesimlerde oluşabilecek mevcut tedbirlere yönelik gevşemenin önüne geçilmesi için ne gibi ek tedbirler düşünülmüştür?
  14. Aşılar hazır mı gelecek yoksa Türkiye’de mi dolumları gerçekleştirilecektir? Şayet hazır biçimde gelmeyecekse bunun için hazırlık yapılmakta mıdır?
  15. Türkiye’de yaşayan herkesin aşıya eşit koşullarda ulaşması için gereken en az yüz yirmi milyon doz daha aşı nasıl ve ne zamana kadar temin edilebilecektir?”
  • Doç. Dr. Çağhan Kızıl: Aşı insanlığın ortak kazanımı, eşit dağıtımı sağlanmalı

“Aşı insanlığın ortak kazanımıdır, eşit dağıtımının sağlanması gerekiyor.” “Aşı hem fonlama açısından hem ihtiyaç açısından insanlığın ortak bir kazanımı. Zaten birçok şirket aslında anlaşma ya da açıklamalar da yaptı. Birçok şirket “Biz maliyet analizlerimizi hesaplayacağız ve bunun üzerinde bir şey almayacağız” dedi. Bazıları belli anlaşmalar kapsamında devletlerle ücretsiz aşı vermek üzere anlaştılar. Özellikle sağlık sistemleri daha önemli burada. Avrupa Birliği, AB içindeki herkese aşının sağlık sistemi tarafından karşılanacağını söyledi. Dolayısıyla sağlık sigortanız varsa bu aşıyı ücret ödemeden alabileceksiniz. ABD’de de bazı aşılar için böyle söylendi. Bu bir artı-değer üretimi, bir kar marjı üzerinden hesaplanamaz. Dünyanın, tüm insanlığın ve doğanın tehdit altında olduğu bir durum var. İnsanlığın ortak bilimsel kazanımı olarak ortaya koyulması ve eşit dağıtımının sağlanması gerekiyor.”

 “Aşılamanın ilk aşamalarında hızlı bir düşüş göremeyeceğiz, karmaşık bir süreç olacak.” “Aşı, bu tip hastalıklarda elbette hastalığın ilerlemesini önleyici bir role sahip. Aşılanan her insan eğer bağışıklık geliştiriyorsa, virüsle karşılaştığında bu hastalığın ağır safhalara ilerlemesinin önüne geçilmiş olacak. Bunun anlamı, dünyada Covid-19’a bağlı olarak gelişen ağır hastalıklar azalmış olacak. Fakat gri alanlar da var. Bunlardan bir tanesi, insanların aşı olduğunda tamamen güvenliği olduğu fikrine sahip olarak devam ediyor. Aşılanma bir bağışıklık yaratıyor ancak virüs geldikten sonra koruma sağlıyor. Belli bir dönem aşılanan insanlar bile virüse tekrar maruz kaldıklarında virüsü vücutlarına alacaklar ve kesin olmamakla beraber bulaştırıcı dönemi de geçirebilirler. Aşı olan insanlar hala virüsü bulaştırabilirler. Birkaç günlük dönemde yayılıma  katkıda bulunabilirler. Aşı olan insanlarla yayılımı tamamen bitireceğiz demek mümkün değil. Karmaşık bir süreç olacak. Aşı, toplumsal bağışıklık sağlayabilir ve toplumun yüzde 60-70’inin eğer bağışıklığı gelişirse, virüsün dolaşımı çok azalacak ve otomatik olarak yayılım da azalmış olacak. Aşılanmanın ilk aşamalarında, şu an ilk aşamalarındayız, halen hızlı bir düşüş görmek mümkün olmayacak vaka sayılarında. Yayılım devam edecek. Bu sürekli hale geldiğinde, örneğin bazı projeksiyonlar var. 2021 yazında ABD’de belli eyaletlerde toplumsal bağışıklığa ulaşılabilir aşıyla. AB içinde bölgesel değişiklikler olacağı düşünülüyor ancak 2021 Ağutos-Eylül aylarında. Aşıyla evet, uzun vadede bir bağışıklığı sağlama amacı taşıyoruz ancak ilk aşamada kitlesel aşılama bile başlasa temkinli olmadığımız zaman yayılım devam edecek. Aşılanmayan insanlar yine hastalanacak. Zaten bunun ayrımını iyi yapmamız gerekiyor. Aşı bizim elimizdeki bir imkan, bir şans ama bu şans belli bir süre içinde bizi başarıya ulaştıracak, dolayısıyla o süre aşılamanın ne kadar yapıldığına bağlı olarak değişecek ve o sürede halen bizim şu anda ne pıyorsak yapmamız gerekebilir.”

“Sınıfsal karakteri olan bir salgın; aşıdan daha fazlası gerekiyor.” “Dünya üzerinde farklı nedenlerle birçok enfeksiyon hastalığı ve çevresel etkilere bağlı olarak kronik hastalıklar yıl geçtikçe artıyor. Bunu biliyoruz. Bu örneğin; doğanın talanı, daha fazla tüketim için tarım alanlarının değişmesi, suni hayvancılığın et tüketimi yüzünden artması gibi nedenler ve bunun yanında kapitalizmin kendi üretim ve tüketim faaliyetleri içinde doğanın, çevrenin değişmesi gibi etkiler var. Milyonlarca değişik tür var, binlerce, on binlerce bildiğimiz patojen türler var. Normal durumlarda bazı patojenler insanlarla, hayvanlarla temas etmeyen bölgelerde yaşıyor. Ama biz dünyanın dengesini öyle bir değiştiriyoruz ki temas edebilen hale gelebiliyor. Örneğin koronavirüsün insanlara geçişinin büyük ihtimalle yarasalardan da öte pangolin denen bir hayvanın illegal ticareti üzerinden gerçekleştiği hipotezleri de var ortada. Bu şu anlama geliyor; bu pandemi bitecek, başka hastalıklar olacak. Doğa böyle işliyor ama bu pandemi bittiğinde bu kadar büyük bir pandemiye yol açmayacak bir önlemi, uygulamayı dünya çapında yaşama geçirebilir belki. Dolayısıyla bu bitecek, diğerleri bitecek.” Sağlıkla ilgili büyük bir yükle karşı karşıyayız. Sağlık kapasitesi birçok yerde aşılmış durumda, birçok insan yaşamını kaybediyor. Sınıfsal karakteri olan bir salgın bu. Ölüm sayılarına, vaka sayılarına, bulaşım yollarına baktığımızda çoğunlukla işçi sınıfı üzerinden yürüyen, orada artan ya da etkin kökenlerine baktığımızda siyahların ve hispaniklerin yaşadığı yerlerde çok daha hızlı geliştiği, kapalı ortamlarda, fabrikalarda, hapishanelerde, devletin bakım evlerinde çok daha hızlı arttığını bildiğimiz bir salgın. Dolayısıyla sağlık sistemine erişim açısından da sağlığın özelleşmesi üzerinden büyük bir fark yaratılıyor bu coğrafyalarda. Bu kişiler daha donanımlı sağlık koşullarına erişemiyorlar. Bu yüzden hem yayılım artıyor hem ölüm oranları artıyor. Evinde tek başına yaşayabilen bir insanla 8-10 kişi yaşayan bir insan arasında da fark var. Toplum sağlığı olarak düşündüğümüzde pandemiden çok daha ötesi aklımıza gelmelidir. Bundan sonrası için halk sağlığı kavramı çok daha önem kazanıyor. Sağlıktaki özelleştirmelerle tüm dünya da kamu sağlığını ikinci plana atılmış durumda. Kamu sağlığını korumak için aşıdan çok daha ötesi gerekiyor.”  (https://youtu.be/INWR9v-EJ9U) (http://siyasihaber6.org/doc-dr-caghan-kizil-asi-insanligin-ortak-kazanimi-esit-dagitimi-saglanmali )



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 4 MAYIS 2021

KORONA GÜNLÜĞÜ  (04 MAYIS 2021) Salgın yönetilemiyor! Emekçiler, ötekileştirilenler ölmeye devam ediyor! Sağlık emekçileri tükeniyor, ...