BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / KORONA GÜNLÜKLERİ / Korona Günlüğü 11 Temmuz 2020

Korona Günlüğü 11 Temmuz 2020

GÜNDEM

  • Polis işkencesine ek bekçi şiddeti… İşkenceyi savunanlar şimdi de şiddeti kayıt altına alan yurttaşları gözaltına aldılar. Diyarbakır’da bekçilerin bir yurttaşı darp ettiği anı görüntüleyen 2 kişi gözaltına alındı. Yurttaşlar olayı Amerika’da George Floyd’un polis tarafından katledilmesine benzetti. Dünyanın her yerinde devletin işkence aracı olan polise ek olarak mahalle bekçiliği, toplumun hücrelerine kadar devlet şiddetiyle boyun eğdirme aracı olarak kullanılıyor.
  • Polis vahşeti durmuyor, toplumun özgücünün geriye düştüğü dönemlerde daha da artıyor. Polis Adana ve Mersin’de çok sayıda gözaltı operasyonları yaptı. Kapıları kırdılar, evdekileri darp edip tanık olanları konuşmamaları için ölümle tehdit ettiler. Kitaplara ve diğer materyallere el koydular.
  • Bir süre önce tahliye edilen HDP Hozat eski İlçe Eşbaşkanı Sinan Karakoç, aynı koğuşu paylaştığı hasta tutuklu Deniz Yıldırım’ın sağlık durumunun kötüye gittiğini belirterek, “Acilen bir adım atılmazsa Deniz’i kaybedebiliriz”  dedi. Sinan Karakoç: Denizin kanser hastası olup hastalığının yayıldığını, tek kişilik odaya alınarak yalnızlaştırıldığını, cezaevi şartlarının da kötü olması nedeniyle duruma müdahale etmenin acil olduğunu aktardı.
  • Mahkeme süreçlerinde denetleyici rolü olan, siyasal erkin yargıya müdahalesine, otoritesini pekiştirmesine karşı bağımsız savunma gücünü oluşturan baroların etkinliğini kırmak için meclise sunulan ‘çoklu baro’ teklifi meclis görüşmelerinde AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi.
  • Şenyaşar ailesinin AKP’li milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınları tarafından uğratıldığı katliama ilişkin mahkemenin ikinci duruşması görüşülürken HDP Milletvekilleri Gergerlioğlu ve Ayşe Sürücü duruşma salonuna alınmadı. Milletvekilleri ‘’Gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyorlar’’ diyerek, Mahkeme başkanı hakkında şikayette bulundular. AKP’li vekilin yakınları bu şekilde aklanmaya çalışılıyor ve Şenyaşar ailesi Türk Ulus- Devletinin ‘adalet’i tarafından yalnızlaştırılıyor.
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’yı ibadete açan kararı imzaladığını ve Ayasofya Camii’nin yönetiminin Diyanet’e devredildiğini duyurdu.

 MEVCUT DURUM- SALGININ KONTROLÜ- SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SAĞLIĞI

  • Pandemide yeni vaka sayısında rekor her gün yenileniyor. Dünya genelinde son 24 saate yeni vaka sayısı 237 bine dayandı. Bu hafta içinde 200 binin üzerinde seyreden artış böyle devam ederse iki gün içerisinde toplam vaka sayısı 13 milyonun üzerine çıkacak. ABD’de günlük vaka sayısında rekor yenilemeye devam ediyor, iki gün önce 61 bini geçen yeni vaka sayısı son 24 saatte sıçrama yaparak 71 bin 787’ye yükseldi. Yeni vaka sayısında artış Brezilya’da (45 bin 235), Hindistan’da (27 bin 761), Güney Afrika ( 12 bin 348), Meksika’da (7 bin 280) ve Kolombiya’da (6 bin 803) kişi ile dikkat çekti. Günde 3 binin üzerinde vaka bildirimi yapan ülke sayısı 11’e yükselirken dünya genelinde toplam vaka sayısı 12 milyon 616 bini geçti. Türkiye 210 bin 965 vaka ile 15. Sıradaki yerini koruyor.
  • Resmi rakamlara göre Türkiye’de son 24 saatte 1,003 yeni vaka saptandı, 23 kişi hayatını kaybetti. Toplam vaka sayısı 211 bin sınırında… Bakan azalma trendine girdiğimizi, 25 Haziran’da başlayan azalmanın devam ettiğini söylüyor. Oysa daha bir gün önce salgının 13 ilde pik yaptığını söylüyordu. Rakamlar bu şekilde olsa da salgında her yerel kendi içinde değerlendirilir. Türkiye verisi üzerinden Kürdistan ile ilgili bir değerlendirme, Diyarbakır ile ilgili bir değerlendirme, Bağlar ile ilgili bir değerlendirme yapılamaz, doğru değildir. On üç ilin pikinde bir değişiklik var mı, azalma bu iller için de geçerli mi vb. soruların yanıtları çok önemli. Malesef bu yanıtları alamıyoruz ya da çok geç alıyoruz. Erken dönem salgın pik yaptığında alınan kamusal önlemler, bu iller için neden düşünülmüyor? Sadece vatandaşa yüklenen önlemlerle sınırlı kalınmasının bir açıklaması var mı? Birinci dalganın devamı olarak ifade edilen, pikini henüz yaptığı belirtilen illerdeki bu ataletin bir açıklaması olsa gerek…
  • TTB Covid-19 İzleme Kurulu’nun 4. Ay değerlendirme raporuna göre, salgının bölge illerindeki yayılma hızı batı bölgelerine göre 12 kat fazla. TTB açıklamasında ‘’Hastalığın Güneydoğu Anadolu bölgesinde son 7 gündeki görülme sıklığı, Sağlık Bakanı tarafından ülkemizin Wuhan’ı olarak nitelendirilen İstanbul’u geride bırakmıştır. Rapor’da ayrıntılar yer almadığı için hastalığın görülme sıklığında bölgeler arasında gözlenen farklılığın nedenleri hakkında bilgi edinilememiştir.’’ dendi.
  • Atık suda ‘corona’ analizinin ilk sonuçları: En yüksek Konya’da, ikinci sırada ise İstanbul var.
  • Sağlık Bakanlığı,  ‘Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi’ güncellenerek, yeni başlıklar eklendi. Buna göre; güzellik merkezlerinde çalışanlar, cep telefonlarını işleme girmeden ve müşteriyle temas etmeden önce soyunma odalarında bırakacak. Berber, kuaför ve güzellik salonlarında, müşteriler ve çalışanlar mümkünse konuşmayacak, yüksek sesle konuşmaktan kaçınacak.
  • Düzce’de asker uğurlama eğlenceleri ve konvoyları İl Hıfzıssıhha Meclisi kararları ile yasaklandı. Köylerde ve sokaklarda yapılan düğünlere ise sosyal mesafenin ortadan kalkması nedeniyle sınırlandırılma getirildi.
  • Suriye’nin kuzey doğusunda muhaliflerin kontrolündeki bölgede ilk koronavirüs vakası tespit edildi. Yerinden edilmiş bir milyondan fazla Suriyelinin kalabalıklar halinde kaldığı çadırkentlerde virüsün hızla yayılma olasılığından endişe ediliyor. İdlib’de görev yapan yardım kuruluşlarına göre ilk Covid-19 vakası, Türkiye sınırındaki bir hastanede çalışan doktorda tespit edildi. Doktor kendisini tecrit altına aldı ve son dönemde temasta bulunduğu kişiler de takibe alındı. Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye’de çalışan bir yetkilisi, doktorun çalıştığı hastanenin kapatıldığını söyledi.
  • İdlib’de Mart ayı başından bu yana kırılgan bir ateşkes yürürlükte. Ancak zaman zaman küçük çaplı çatışmalar yaşanıyor. Save the Children adlı çocuklara yönelik yardım örgütünün başındaki Sonia Khush, özellikle koronavirüs tespit edilmesi sonrası ateşkesin kalıcı hale gelmesinin hayati önemde olduğunu söylüyor. “Şimdi silahların susması, her zaman olduğundan çok daha önemli. Ateşkes devam etmeli ve hem yardımlar hem sağlık hizmetlerine erişim için gereken tüm çaba gösterilmeli.” Khush’a göre ilk vakanın tespit edilmiş olması milyonlarca sivil için, özellikle de kadınlar ve çocuklar için ciddi bir risk oluşturuyor.
  • Irak’ta Güçler Birliği İttifakı Milletvekili Geyda Kembeş’in iki hafta önce yakalandığı Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi. Kembeş, aynı zamanda Meclis Yüksek Öğretim Komisyonu Başkanlığı görevini de yürütüyordu. Ülkede 50’ye yakın milletvekilinin Covid-19’a yakalandığı iddia ediliyor. Irak’ta son verilere göre virüs nedeniyle toplam 2 bin 882 kişi hayatını kaybetti, 69 bin 612 vaka kaydedildi.
  • Bolivya’da, eski Devlet Başkanı Evo Morales’in ordunun ve muhalefetin baskısıyla istifa etmesinin ardından geçici devlet başkanlığı görevine getirilen Jeanine Anez, kendisine yeni tip korona virüsü (Covid-19) tanısı konulduğunu açıkladı.
  • ABD’de 50 eyaletin 41’inde vakaların son iki haftadır yükselmesiyle, ABD’liler okulların ve iş yerlerinin açılması gibi konularda fikir ayrılığı yaşıyor. Yerel yöneticiler ve valiler tarafından yüz maskelerinin zorunlu hale getirilmesi özellikle anlaşmazlık yaratan konulardan biri.
  • Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre Fransız, Alman ve İspanyolların yaklaşık yüzde 70’inin Covid-19 salgını sonrası ülkelerine Çin, ABD ve İngiltere’den gelen turistleri istemediği ortaya çıktı.
  • Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), koronavirüsü salgını kapsamında 1 Haziran sonrası “normalleşme” süreciyle hastanelerde yaşanan duruma ilişkin 51 ildeki 243 hastanede yaptığı değerlendirme anketinin sonuçlarını düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Sonuçları duyuran SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hastanelerin yüzde 51’inde vaka sayısının arttığını belirtti. “Hastanelerin sadece dörtte birinde Covid-19 vaka sayısında azalma gözlenmiştir. Hastanelerin yüzde 24’ünde Covid-19 servisleri için plan hazırlanmıştır; bu oran pandemi hastanelerinde yüzde 28’dir. İşyeri temsilcilerimizin yüzde 40’ının bu konuda bilgisinin olmaması da manidardır. Çalışanların bilgilendirilmediği ve sürece katılmadığının göstergesidir. 1 Haziran sonrası sağlık emekçilerinin çalışma ortamı anket sonuçlarına göre 1 Haziran sonrasında, çalışma biçimleri ağırlıklı olarak eski çalışma biçimine dönmüştür. Hastanelerin yüzde 77’sinde dönüşümlü çalışma kaldırılmıştır. Şüpheli, temaslı ya da tanılı sağlık emekçilerine yönelik hazırlanan algoritmalar ve uygulamalar salgının başından beri sorunludur. Ancak 1 Haziran sonrasında bu konudaki uygulamalar daha da sorunlu hale gelmiştir. Anket sonuçlarına göre, pozitif tanılı ama semptom göstermeyen sağlık emekçileri hastanelerin yüzde 27’sinde semptom gösterene kadar çalıştırılmaktadır. Sağlık emekçilerine yönelik test yapılma durumunun detaylarına bakacak olursak, hastanelerin sadece yüzde 2’sinde rutin, periyodik test yapılmaktadır. Hastanelerin yüzde 38’inde sadece semptom gösterenlere test yapılmaktadır. Hastanelerin yüzde 28’inde semptom gösteren temaslılara; yüzde 15’inde semptom göstersin göstermesin temaslılara test yapılmaktadır. ”
  • Dünya çapında yaklaşık 2 milyon sağlık çalışanının katıldığı internet bazlı bir araştırmanın ortaya koyduğu verilere göre, sağlık çalışanlarının Covid-19’a yakalanma riskinin 12 kat fazla olduğuna dikkat çeken TTB, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu duruma ilişkin 29 Nisan’dan bu yana yeni veri paylaşılmadığını söyledi.

SAĞLIK MUHALEFETİ – TOPLUMSAL MÜCADELE

  • Video konferans yöntemiyle basın toplantısı düzenleyen TTB Almanya’nın sağlık çalışanlarının ekipman temini için Türkiye’ye gönderdiği fonun akıbetinin belirsiz olduğunu, sağlık çalışanlarından ekipman yetersizliklerine dair bildirimler göz önüne alındığında durumdan kuşku duyulduğunu, Bakanlığın fonla ne yapıldığıyla ilgili şeffaflıkla bilgilendirme yapması gerektiğini vurguladı. TTB ayrıca gevşemelerle beraber Kürdistan’daki vaka sayılarının diğer bölgelere kıyasla orantısız artışının görmezden gelindiğini vurguladı.
  • Avukatlar savunma için direniyor. Dün Farklı illerde avukatlar, Baroları öncülüğünde eylem ve basın açıklamaları düzenledi. Avukatlar, Kuğulu parkı meclis görüşmeleri boyunca terk etmedi. Dün farklı kentlerden Ankara’ya gelenler ve eyleme destek için gelen HDP vekilleri parka alınmadı. Onur yürüyüşüne katılmaları sebebiyle haklarında açılan ÖDTÜ’lüler ve avukatları da dün görülen duruşmalarına katılmayarak baro başkanlarını desteğe gitti. Park’taki nöbet boyunca halk da yiyecek getirerek ve seslerine ses katarak eyleme destek verdi. Görüşmelerin mecliste takip edilmeleri için ‘davet edilmeleri’ne de ‘sözümüz dinlenmeyecekse gelmenin bir anlamı yok’ denilerek tepki konuldu. İktidarın baroları siyasallaştırma projesine boyun eğmeyeceklerini vurgulayan İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel “Mussoloni’nin avukatlar olmasaydı İtalya’yı daha rahat yönetebilirdim demesi bu yüzdendir. Bütün totaliter ve baskıcı rejimler kendilerine biat eden kuruluşlar isterler” dedi. Yücel: ‘’Bundan aylar önce Burhan Kuzu bir tweet attı: ‘Baroları da Metin Feyzioğlu eliyle bir şekle şemale sokacağız’ diye. Anlaşılan tamda bu proje Metin Feyzioğlu eliyle baroları dizayn etme projesi. Geldiğimiz nokta Burhan Kuzu’nun ifade ettiklerinin yaşama geçmiş hali” diye konuştu. Barolar bundan sonra da eylemlerini sürdüreceklerini vurguladılar.
  • Suruç’ta katledilen 33 yoldaş için SGDF öncülüğünde 25 gençlik örgütünün ‘Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet’ şiarıyla başlattığı kampanyanın sanat ayağını Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Vakfı(BEKSAV) ‘Suruç İçin Üret’ diyerek üstlendi. Kampanya kapsamında, 33 yoldaşın sevdiği şarkılar sanatçılar tarafından Youtube üzerinden konser olarak yayınlanacak. Kampanya destekçileri tarafından üretilen öykü, şiir resimler Hayat ve Sanat dergisinde Suruç Özel Sayısı olarak yayımlanacak. Kampanyanın bir ayağının da Diyarbakır’da sürdüğünü ifade eden BEKSAV Eşbaşkanı Canan Kaplan, bölgeden gelecek şarkıların, türkülerin ve şiirlerin oradan toplanarak kendilerine iletileceğini söyledi. Kaplan, “Sonuçta Suruç’ta Kürdistan’a dair bir düş kurulmuştu. Oraya dair bir gerçekliği sanatla anlatma hevesinde olduğumuz için oradan gelecek eserleri daha çok önemsiyoruz. Katliam sırasında BEKSAV olarak orada bulunduklarını aktaran Kaplan, “Bizler sanatçıların tarafının neresi olduğunu belli ettirmek için oradaydık. Bugün o sözün arkasında durmak için bu kampanyayı düzenliyoruz. Biz adalet mücadelesi veren bütün halkların, kimliklerin, sınıfların mücadelesini bir şekilde estetize edilmesinin bizim görevimiz olduğunu düşünüyoruz. Bizim gibi düşünen, amatör, yaşlı, genç, kadın, erkek, LGBT+İ herkesi o 33 düşün sanatını kendilerince ifade etmelerini istiyoruz. Çağrımız herkesin bu kampanyaya bu şekilde katılmalarıdır” ifadelerini kullandı.
  • HDP milletvekili Alican Ünlü Dersim’de Dağ keçilerininin avlanma ihalesinin iptali için Orman Bakanlığı’na dilekçe verdi. Ünlü konuya ilişkin açıklamasında devletin doğa katliamında durmak bilmediğini ve bu saldırının aynı zamanda doğayı kutsal sayan Dersim halkının inancına ve kültürüne olduğunu vurguladı. Ünlü:  “Kürt’ün kültürüne, inancına, diline ve doğasına düşman olanlar bu kez de kutsal olan hayvanlarını hedef almaktadır” 

Konuya ilişkin Veterinerler odası da keçilerin Türkiye’nin de tarafı olduğu Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik’in (IUCN) kırmızı listesinde yer aldığını hatırlatarak tepkisini ortaya koydu.

  • Türkiye’de adalet yerlerde sürüklenirken tutuklular, direnişlerini açlık grevi ve ölüm oruçlarıyla sürdürüyor. Kadın Kapalı Cezaevinde adil yargılama ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesi için 19 Şubat’tan bu yana ölüm orucunda olan Didem Akman’ın sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine, duruma dikkat çekmek için üç kadın tutuklu 10 günlük açlık grevi başlattıkları öğrenildi.

YENİ YAŞAM İNŞASI

  • Yeni yaşam, tahakkümü hayatın her alanında görüp müdahil olanların eliyle, özgürlük ve ahlakın yolu izlenerek  inşa edilir. Toplumda bu yönlü tüm çabalar yeni yaşamın inşası için bir adımdır. Nesin Vakf’ındaki yöneticiliğinden sorumlulukla istifa eden Ali Nesin: ‘’Bugün itibarıyla Nesin Vakfı’ndaki tüm resmî görevlerimden istifa ediyorum. Kimse o kadar uzun süre bir mevkide kalmamalı. Nesin Vakfı’nı, Vakf’ın asıl ve asil sahipleri olan çocuklarına ve mezunlarına bırakıyorum. Bir de tabii, ben olmadan Vakf’ın nasıl yürüdüğünü dünya gözüyle görmek istiyorum. Bensizliğe ben varken alışmalı Vakıf. Bu süreçte bana destek olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve destekçilerimize teşekkürü borç bilirim. Ne borcu! Önlerinde diz çökerim. Sağolun, varolun’’
  • Tarık Ziya Ekinci “Mülkiyeti bir şahsa ait olsa da toprak halkın malıdır” felsefesiyle tapusu kendisinde olan 614 dönümlük toprağı Kürt tarihi, Kürt dili, kültürü, müziği ve edebiyatı üzerine derinlemesine çalışmalar yapan İsmail Beşikçi Vakfına bıraktığını açıkladı.

JİN

  • Devlet tarafından faşizmin en onursuz yöntemiyle katledilip cesedi günlerce sokakta bırakılan Taybet Ana’nın ismi eril zihniyete karşı kadın dayanışması için açılan bir kuruma verildi. HDP’li Silopi Belediyesi’nin Kadın Politikaları Müdürlüğü öncülüğünde Taybet Ana Kadın Danışma Merkezi açıldı. Açılışta Silopi Belediyesi Eşbaşkanı Adalet Fidan, danışma evinin açılışıyla birlikte şiddete, zulme ve erkek saldırısına maruz kalan kadınlarla daha fazla dayanışma göstereceklerini belirterek, “Şiddete uğrayan ve ekonomik açıdan sıkıntı çeken kadınların yanında olacağız ve seslerini yükselteceğiz. Son zamanlarda kadına yönelik şiddet artmış yoğun bir şekilde artmış durumda. Dünyanın her yerinde kadına uygulanan şiddetin bir an önce son bulmasını istiyoruz. Her taraftan kadınlara ulaşıp onların sesi olmaya devam edeceğiz. Kadınlar bize ulaşma noktasın çekinmesinler. Şiddete, zulme uğrayan kadınlar bize ulaşsın” diye belirtti. Açılış “Jin jiyan azadî” sloganlarıyla sonlandırıldı.
  • HDP İzmir Kadın Meclisi ‘Kadın Mücadelesi Hey Yerde’ Kampanyasıyla mor bisiklet turu düzenledi. Mor kurdele ve balonlarla süsledikleri bisikletlerle Gündoğdu Meydanı’nda tur bitirilip basın açıklamasına geçildi. “Kadına yönelik artan şiddete ve katliamlara karşı kadınlar örgütleniyor, mücadele büyüyor” pankartı taşındı. HDP İl Eşbaşkanı Besriye Tekgür okuduğu açıklamada siyasal iktidarın erkek egemenliğini güçlendirmesiyle kadınlar üzerindeki şiddetin arttığını belirterek, kadınların her yerde örgütlenerek eril zihniyete karşı güçlendiklerini vurguladı.

SİYASAL SAĞLIK- EKOLOJİK SAĞLIK

  • Duyabilmek Kadınların Gelişini – Nagihan Akarsel

‘’Gün ayınca bir hüzün dolanır yerin yüzünde. Zaman sayılara tutsak edildiğinden bu yana böyle. Tarihin başı ve sonuna muktedir homo sapiens’in ‘homo homini lupus’ yani ‘insan insanın kurdudur’ nutuğu, geçer not aldığından beri bu böyle. Dualitenin birbirine düşman ilan edilmesi kurdun hikayesinin yapıtaşı hani. Siyahın beyaza, sıcağın soğuğa, ateşin suya, kadının erkeğe, doğanın insana düşman edilmesi yani. ‘İnsan insanın cennetidir (yurdudur)’ felsefesinden düşüşün hikayesi ya da. Bütünlüğün bilgisinden, birbirini tamamlama felsefesinden kopan insanın yitirilişi. Kadının, kadın eksenli yaşamın, ana soylu değerlerin bilgisinden kopan insanın hikayesidir bu aynı zamanda.’’

Duyabilmek kadınların gelişini

  • Mardin’de Susuz Yaz – Yusuf Gürsucu

‘’Necati Cumalı’nın kitabından sinemaya da uyarlanmış olan ‘Susuz Yaz’ filminde, bir ahlaksızın tarlasından çıkan suyu diğer köylülerle paylaşmamasına benzer bir süreç bugün adeta bölge halkına dayatılıyor. Barajlar ardında toplanan sulara birileri tarafından el konulurken, halk tükenmeye yüz tutmuş olan yeraltı sularına mahkum edilip bir enerji şirketinin oyuncağı haline gitirilmiş durumda. İnsanoğlu her şeye katlanır ve bazen kaderimmiş deyip boyun da eğer ama susuzluk! Su bir element ve canlılar o var diye var. Su üzerinde hakimiyet kurulamaz ve ticarileştirilemez. Böyle bir şeye ise asla boyun eğilemez…’’

http://yeniyasamgazetesi1.com/mardinde-susuz-yaz/

GÖRÜŞLER

  • Kürdistan’da salgının boyutu büyüyor. Sağlık örgütleri, sağlık meclisleri, SPO olarak hareketliliğimiz henüz sınırlı. Batıda salgının seyri böyle iken beğenmesek de önlemler, kamu adına daha netti. Sosyal hareketilik kısıtlanmış, seyehatlar kısıtlanmıştı. Zaman zaman sokağa çıkma yasağı konulabiliyordu. Oysa şimdi SB adım bile atmıyor diyebiliriz. Resmi kaynaklar kamuoyu ile paylaşmasa bile Antep’te günlük yeni vaka sayısı 179, can kaybı 7 olduğunu öğreniyoruz. Bu, gerçeği yansıtmıyor. Bir arkadaşımız annesini kaybetti Covid-19’dan, Antep’de. Aile ile başsağlığı için görüşüldüğünde ortalama defin sayısının 30 civarında olduğu, geçmiş yıllarda bu sayının 10-15 aralığında seyrettiğini söylediler. Bu Covid-19 nedeniyle 15-20 ölüm anlamı taşır, kaba hesapla. Oysa bakan tüm Türkiye için rakamı buna yakın açıklıyor. ‘Bulaşıcı hastalığa bağlı doğal ölüm’ bunun kod adı. Yine yakın çevrelerden edinilen bilgi, fabrikalar Covid-19’a rağmen çalışıyor. Sendikalarda bu bilgiyi paylaşıyor. Bulaş devam ediyor ve kente yayılıyor. Antep Urfa, Amed, Mardin… TTB de Kurdistan’da vaka sayılarının 12 kat arttığı yönünde açıklama yaptı. Bir şeyler yapmalı adım atmalıyız. Toplumun özsavunmasını, sağlıkçıların özsavunmasını yaşama geçirmeliyiz. Hiç bir şey yapamıyorsak yaşadığımız illere ait defin kayıtlarını son beş yıla göre karşılaştırarak fazla ölümleri belgeleyebilir, bunun üzerinden basınç yapabiliriz. İstanbul bunu yapabilmişti. Bu istatistikleri Tabip Odaları ve SES açıklayabilir. … Çok şey var söylenecek.

EKLER

  • Kendini Tüketen İnsan/Toplum – İzettin Önder

‘’İçinden geçtiğimiz korona belası en varsıl ve güçlü toplumların dahi nasıl zamanla, farkında olmadan ve tedricen eridiğini, mikron boyutundaki bir doğa parçasına teslim olabildiğini açıkça gösterdi. Kapitalizm anlamsız “bireysellik” aymazlığı ile öylesine insanları teslim aldı ki, krizin nasıl ve nereden geldiğini dahi sorgulayamaz durumda can derdi ile baş başa kaldık. Can derdine düşen birey, hâlâ sermayenin insan yaşamını nasıl hiçe saydığını dahi göremedi, oysa doğa sakin durumda gözü kapalı emekçiyi böylesi akut duruma iterek sermaye-emek ilişkisinin nasıl bir cehennem olduğunu can derdinde düşünmeye itti, ancak emekçi hâlâ sistemi düşünemeden günlük badireyi atlatmayı yeğlemektedir. Virüs kapmamak için insanları sevdiğinden dahi ayıran doğa, kapitalizmin bireysellik aldatmacası ile ne denli insanlık dışı sermaye yanlı felsefeyi bize öğretmeye çalıştığını fiili uzaklık koşulu yaratarak düşünmeye ve idrak etmeye çağırdı, ama insan hemen hiçbir şeyin ayrımına giremeden sadece bu badirenin bir an önce bitmesini bekliyor. Çünkü pusuda bekleyen, doğa dersinden bir nebze de olsun ders alamayan emekçi değil, bütün süreci yöneten sermayedir.’’

https://www.evrensel.net/yazi/86716/kendini-tuketen-insan-toplum

  • Pandemi ve Üniversite Özerkliği- Gözde Yılmaz

‘’Karantina koşularında sınava hazırlanırken, ekonomik yetersizlikten dolayı bilgiyi evine taşıyamayan gençler, sınıfsal dengesizliklerin ne denli kuvvetli olduğunu bizzat deneyimlediler, çoğu depresyona girdi. Bu psikolojik hasar geçici de değil. Balık istifi bir odaya doldurulup, hastalanıp ölme korkusuyla sınav kitapçığını açanlar, sınavda tüm potansiyellerini kullanıp başarılı olsalar dahi, bu deneyim onlarda kalıcı travmalara sebep olacaktır.’’

https://www.birikimdergisi.com/guncel/10197/pandemi-ve-universite-ozerkligi

  • Ayasofya, Kemalist Batılılaşmayla hesaplaşmanın son kalesiydi – Umut Azak’la Söyleşi, İrfan Aktan

‘’Doç. Dr. Umut Azak’a göre Türkçü-İslamcı kesimin 1950’lerden beri dillendirmeye başladığı Ayasofya’nın ibadete açılması Kemalist Batılılaşmayla hesaplaşmanın son kalesiydi. Azak’a göre bu adım milliyetçi-muhafazakâr ve İslamcılarca dile getirilen, “Ezanın çana karşı zaferi”, “fethin tamamlanması” ve “ayaklar altına alınan Türk-İslam mirasının kurtarılması” gibi sloganların eşliğinde büyük bir zafer olarak kutlanacak. Peki ya sonra?’’

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/07/11/umut-azak-ayasofya-kemalist-batililasmayla-hesaplasmanin-son-kalesiydi/



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 24 EYLÜL 2020

MİT’in Avusturya’da, Yeşiller Partisi’nde milletvekilliği de yapmış olan Kürt siyasetçi Berivan Aslan’a suikast planladığı öne ...