BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / ARŞİV / KORONA GÜNLÜĞÜ  (11 MART 2021)

KORONA GÜNLÜĞÜ  (11 MART 2021)

KORONA GÜNLÜĞÜ  (11 MART 2021)

Salgın yönetilemiyor! Emekçiler, ötekileştirilenler ölmeye devam ediyor! Sağlık emekçileri tükeniyor, hayatını kaybediyor!

***

Çin’de 2019 sonunda yayılan Afrika domuz vebası hastalığının, korona virüsünün hayvanlardan insanlara bulaşmasına zemin hazırladığı öne sürüldü. İngiliz ve Çinli bilim insanlarının yeni yayımladığı araştırmada, bu hastalık yüzünden Çin’de çok sayıda domuzun öldürüldüğü, bu nedenle yabani hayvanların gıda zincirine girdiği ve korona virüsünün insana geçişine ortam hazırlamış olabileceği savunuluyor.

***

Korona virüsünün İngiltere’de ortaya çıkan mutasyona uğramış türünün, ilk virüse göre daha bulaşıcı ve daha öldürücü olduğu tespit edildi. İngiltere’de yapılan araştırmaya göre, İngiliz varyantı ilk virüsten yüzde 30 ila yüzde 100 arasında daha öldürücü. B.1.1.7 adı verilen varyantın, önceki virüslere göre yüzde 40 ila yüzde 70 oranında da daha bulaşıcı olduğu saptandı. British Medical Journal dergisinde yayımlanan araştırmada, İngiltere’de B.1.1.7 varyantı ile enfekte olup ölen kişiler ile ilk virüse yakalananlar arasındaki ölüm oranları karşılaştırıldı. Araştırmacılar, 54 bin 906 Covid-19 hastasının arasında İngiliz varyantının 227 ölüme, başka varyantların ise aynı sayıda hasta arasında 141 ölüme yol açtığını saptadı.

***

TTB Başkanı Prof.Dr. Şebnem Korur Fincancı: ‘Sevgili meslektaşım Zeki Gül’ün yazısında ifade ettiği, ilk coğrafyacı olarak kabul edilen Strabon’dan, kendisinin şaşı olması nedeniyle bizim tıp kaynaklarımıza strabismus olarak giren şaşılık, dünyaya bakışımızda da bizi yanıltmasın, Türkiye’ye bakışımızda da bizi yanıltmasın dileğimiz var. Ve Strabon’un bütün o görme sıkıntısına rağmen dünyayı tanımladığı coğrafya anlayışı; ayrımcılıktan uzak, Türkiye’ye ve dünyaya bakabilmeyi olanaklı kılsın istiyoruz. Türkiye’nin haritasındaki renklerin ne anlama geldiğini yalnızca sağlık alanından değil, ayrımcılıklar alanından da, yoksullukla, eşitsizliklerle ve demokrasinin olmamasıyla bağdaştırarak bakmak gerekiyor. Çünkü sağlık, tek başına sağlık değil. Bunların bir bütünü. Eğer siyasi bir iyilik halini gerçekleştiremiyorsanız, sosyal bir iyilik halini mümkün kılamıyorsanız o zaman beden ve ruh sağlığınızı da onarabilme olanağınız yok. Bunların hepsinin bir arada olduğu, dolayısıyla toplumsal sağlık için demokrasi ve adalet gereksinimimizi bir kez daha anımsatarak ben sizlere sağlıklı günler diliyorum.”

https://artigercek.com/haberler/normallesme-adi-altindaki-adimlari-tarih-vererek-tanimlamak-basli-basina-ciddi-bir-sorun

***

Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığının sağlıkçıların istifa talebinin kabul edilmeyeceği yönündeki kararın anayasaya aykırı ve suç olduğunu belirterek kararın geri alınmasını istedi.

***

İspanya’nın başkenti Madrid’de görev yapan ilk hasta kabul doktorları, personel eksikliği, Covid-19 salgını nedeniyle aşırı yoğunluk, düşük maaş ve özerk yönetim tarafından verilen vaatlerin tutulmaması nedenleriyle “süresiz greve” gitti. Madrid özerk yönetiminde görev yapan, aile hekimlerinin de arasında bulunduğu yaklaşık 5 bin doktoru kapsayan greve, katılımın yüksek olduğu bildirildi. Doktorlar sendikası AMTYS, grev nedeniyle yüzde 70’lik asgari hizmetin garanti edildiğini, Kovid-19 aşılamalarının da grevden etkilenmeyeceğini duyurdu.

***

Covid-19 pandemisi sık görülmeye, sık öldürmeye ve yaşamı altüst etmeye devam ediyor. Toplam vaka sayısı 118 milyon 621 binin, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 631 binin üzerine çıktı. Bulaş tehdidi olan aktif hasta sayısı 21 milyon 758 binin üzerinde olup hala oldukça yüksek sayıda olduğunu hatırlatıyoruz.

Dünya genelinde haftanın ikinci günü 461 bin 335 kişide Covid-19 pozitifliği  saptandı. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 9 bin 948 kişi oldu. Günlük vaka bildiriminde Brezilya yeniden zirvede: Brezilya (81 bin), ABD (60.4 bin), Fransa (30.3 bin), Hindistan (22.8 bin), İtalya (22.4 bin), Polanya (17.3 bin), Çekya (15.2 bin), Türkiye (14.6 bin) ve Almanya (12.2 bin).

Brezilya’da salgın çığırından çıkmış durumda. Toplam vaka 11 milyon 206 bine dayanırken Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 271 bine dayandı. Son 24 saatte can kaybı 2 bin 349 kişi oldu.

***

Yeni kontrollü normalleşme dönemine geçişin ikinci haftasında vaka sayısında tırmanış devam ediyor. Son 24 saatte yeni vaka sayısı 14 bin 556 yeni vaka bildirimi yapıldı. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 67 kişi olup, düşme eğiliminde olsa da hala oldukça yüksek olduğuna dikkat çekiyoruz. Toplam vaka sayısı 2 milyon 822 bine yaklaşırken toplam can kaybı 29 bin 227 kişiye yükseldi. Turkuaz tabloda eleştirilere rağmen ısrarla yer verilen yeni hasta sayısı 814 kişiye yükseldi. Günlük test sayısı 145 binin üzerinde. Turkuaz tabloda aktif hasta sayısı yer almıyor. Günlük olarak aktif hasta sayısını Worldmeters’dan paylaşmaya devam ediyoruz.

Worldmeters’a göre Türkiye’de aktif hasta sayısındaki ciddi yükseliş devam ediyor. 08 Mart itibarıyla aktif hasta sayısı 132 bin 508 kişiye yükseldi. Bu sıçrama tarzı yükseliş bulaş tehdidinin artacağını da gösteriyor. Ağır hasta sayımız ise 1,309 kişi. Aktif vakanın yükselmesi ile %1’e kadar düşen ağır hasta oranı dünya ortalamasının (%0.4) halen iki buçuk katına yakın! Yüksek ölüm hızının yüksek ağır hasta oranı ile ilişkili olduğunun vurgulamaya devam ediyoruz.

***

Türkiye’de görülen mutasyonlu virüs vakaları hakkında bilgi veren Koca, “Bugüne kadar 76 ilimizde toplam 41.488 B.1.1.7 (İngiltere) mutantı, 9 ilimizde toplam 61 B.1.351 (Güney Afrika) mutantı, 1 ilimizde 2 B.1.427 (California-NewYork) mutantı ve 1 adet de P.1 (Brezilya) mutantı tespit edilmiştir. Bu hızlı bulaşan varyantlara karşı halen tedbirden ve aşıdan başka silahımız yok” ifadelerini kullandı

***

İstanbul’daki Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi’nin başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit, Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılanların yaş ortalamasının düştüğünü söyledi. Yiyit, eskiden daha çok 65 yaş ve üzeri riskli grubunun hastaneye yatırıldığını, son zamanlarda 40-60 yaş arasını daha çok gördüklerini ifade etti. Başhekim, hastanedeki PCR testi pozitiflik oranının yüzde 13-14 bandında ilerlediğini dile getirdi.

***

Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) Genel Başkanı Birol Özcan, ülke genelinde şehirler arası otobüslerde yüzde 50 kapasite sınırının kaldırıldığını açıkladı. Özcan, “Ayrıca, çok yüksek risk grubunda bulunan iller hariç terminal ve gar binalarındaki lokanta, restoran, kafeterya ve pastane gibi yeme-içme işletmeleri de 7 gün 24 saat açık kalabilecek” dedi.

***

Koronavirüsü salgınında bir yıl dolarken huzurevlerinde çalışan personel 14 gün kurumdan çıkmadan vardiya sistemiyle çalışmaya devam ediyor. Psikolojilerinin bozulduğunu ve yıprandıklarını ifade eden sosyal hizmet çalışanları, “Yaşlılara hizmet verenler olabildiğince bunu onlara yansıtmamaya çalışıyorlar ama yıpratıyor, duygusal anlamda zorluyor. Sürekli kuruluşta olmak stres yaratıyor” dedi. İşe giriş ve çıkışlarda PCR testi yapılan personelin 14 günlük çalışmalarının sonunda kullandıkları izin süreleri ise kurumlardaki personel sayısına göre bir hafta ya da 24 gün olarak değişiyor.

https://www.gazeteduvar.com.tr/huzurevlerinde-14-gun-araliksiz-calisanlar-anlatiyor-psikolojimiz-bozuldu-haber-1515643

***

Yeni genelgeye göre çok yüksek risk grubundaki iller dışında otobüs terminallerinde lokanta, restoran, kafeterya gibi yerlerin de açık olacak, otobüs yolculukları için HES kodu, ateş ölçümü, maske, hijyen gibi zorunluluklar ise devam edecek. Yeni normalleşmeye göre 65 yaş üstü ve 20 yaş altı yurttaşlarla ilgili kurallarda da değişikliğe gidildi. Söz konusu değişiklikler şöyle:

►İçişleri Bakanlığı’nın 30.11.2020 tarih ve 20076 sayılı genelgesine göre yüksek ya da çok yüksek risk grubunda bulunan illerde Seyahat İzin Belgesi alma zorunluluğu devam ediyor.
►65 yaş üstü eğer sadece düşük ve orta risk grubu iller arasında seyahat edeceklerse Seyahat İzin Belgesi almaları gerekmeyecek. Ancak iki düşük risk grubundaki şehir arasında yolculuk ederken güzergâh üzerinde risk grubu yüksek il varsa yine Seyahat İzin Belgesi alınması gerekecek.
►20 yaş altının ise şehirler arası seyahatlerde yanlarında veli ya da vasileri olması durumunda izin belgesi almalarına gerek yok.

***

Almanya Başbakanı Merkel, aşılamaların etkisinin ancak yaz aylarında görüleceğini belirterek önümüzdeki 3-4 ayın zor geçeceği mesajı verdi. Yapılan bir araştırmaya göre en fazla bulaş riski hizmet sektöründe.

***

ABD’nin Texas eyaletinde yeni tip korona virüsü (Covid-19) salgınına karşı maske takılması zorunluluğu ile restoran ve diğer iş yerlerine getirilen tüm kısıtlamalar kaldırıldı.  Texas Valisi Greg Abbott’ın geçen haftaki “ekonomik yıkıma” karşı tüm Covid-19 önlemlerinin kaldırılacağı ve eyaletin “yüzde yüz açılacağı” açıklamasının ardından dün tüm kısıtlamalar sona erdi. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu eyalette aşılama oranının ülke genelindeki diğer eyaletlere göre düşük olması da dikkati çekiyor.

***

Pandemi nedeniyle son bir yıldır yaygınlaşan uzaktan çalışmaya ilişkin yönetmelik bugün Resmi Gazete ‘de yayımlandı. Uzmanlara göre birçok nokta muallakta bırakılarak, aleyhte uygulamalar fiili olarak işçinin sırtına yıkılmış oldu. Yönetmeliğin sorunlara çözüm üretmekten uzak olduğunu belirten DİSK Hukuk Müdürü Avukat Necdet Okcan “Çalışma sözleşmesine işi havale ediyor, dolayısıyla işveren karşısında pazarlık şansı olmayan işçiyi kaderine terk ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Dr. Hukukçu, Çalışma ve Toplum Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Murat Özveri ise sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, yönetmelikte; işçinin onayının aranmaması, çalışma süreleri ve fazla mesai, iş araçlarının sağlanması, uzaktan çalışmada karşılıklı rıza aranmaması gibi eksiklikler olduğunu belirterek, “İş yine içtihat kapısına kaldı” yorumunda bulundu.

***

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, korona virüsü salgınının kredi riski oluşturmaya devam ettiğini belirtti. Açıklamada, “Çoğu ekonomi 2022’ye kadar salgın öncesi faaliyet seviyelerine dönmeyecek” denildi.

***

CHP Ar-Ge Bilim Platformu, pandeminin 1. yılında, Türkiye’nin durumuna dair bir politika notu hazırladı. Salgın sürecinin kapsamlı bir şekilde değerlendirildiği notta AKP iktidarının sosyal devleti tasfiye eden politikaları nedeniyle milyonlarca vatandaşın bir yılda derin bir yoksulluğa sürüklendiğine, toplumun tüm kesimlerin yalnız bırakıldığına dikkat çekildi. CHP Ar-Ge Bilim Platformunun hazırladığı  politika notunda “Halkımız bir yılda 1.500 dolar fakirleşmiş, yoksulluk oranı yüzde 8,4 artmıştır. Dünyada çalışan yoksulluğu oranı yüzde 9 iken Türkiye’de bu oran yüzde 14,4’e ulaşmıştır. 32,1 milyon vatandaşımız ise yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında yaşamaktadır. Alım gücünün giderek düştüğü ülkemizde asgari ücret neredeyse norm ücret hâline gelmiş, asgari ücret ve civarında ücret alarak çalışanların oranı toplam çalışan nüfus içinde oranı yüzde 60’a yaklaşmıştır” denildi. Kısa çalışma ödeneğinin işsizliği durdurmaya yetmeyeceği görmezden gelindiği vurgulanan  notta, “Ücretsiz izne çıkarılan işçilere 2020 yılında günde yalnızca 39 TL, 2021 yılında ise günde 47,70 TL verilerek vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin umursanmadığı bir kere daha ortaya koyulmuştur. Halka doğrudan destek verilmemiş, gerçek ihtiyaçları görmezden gelinmiş, bunun yerine var olan kredi, vergi ve borçlar ötelenmiştir” denildi.

Uzaktan eğitimin, Türkiye’de eğitimin niteliksizliğini, plansızlığını ve 21. yüzyıla hazırlıksızlığını gösterdiği vurgulanan notta, “Öğretmenlerin sıkıntılarını, altyapı yetersizliklerini, başta engelli çocuklar, kız çocukları ve göçmen çocuklar gibi kırılgan gruplar olmak üzere çocukların eğitime erişimde yaşadıkları sıkıntıları, çocuk istismarının boyutlarını ve çocuk bakımı politikalarının yetersizliğini gözler önüne sermiştir. Salgın, çocuklar arasındaki eşitsizlikleri derinleştirmiştir” denildi. İnternet altyapısının milyonlarca öğretmen ve öğrencinin eğitimi çevrimiçi sürdürebilecekleri niteliğe sahip olmaması, EBA altyapısının yetersizliği, öğretmen ve öğrencilerin gerekli cihazlara ve teknolojik becerilere sahip olmaması, uzaktan eğitimin bir fiyasko olmasına neden olduğunun altı çizilen notta “6 milyon öğrenci İnternet erişimi ya da cihazları olmadığı için EBA’yı etkin kullanamamış, 2 milyon 660 binden fazla öğrenci ise EBA’ya hiç erişememiştir” denildi.

***

Siyaset Bilimci Gülçin Karabağ: “Salgının sorumluluğu birçok alanda olduğu gibi “neoliberal bireyin” zaten ağır yükler altındaki omuzlarına yüklendi” dedi. Karabağ, iktidarın salgının sorumluluğu birçok alanda olduğu gibi “neoliberal bireyin” omuzlarına yüklediğine dikkat çekerek, geniş toplumsal kesimleri gözetmeye yönelik net bir politikası olmadığını söyledi. Hükümet sisteminin değişmesi ile beraber devletin kurumsal kapasitesinin de erozyona uğradığına dikkat çeken Gülçin Karabağ, “iktidarın yereli gözetmesi gereken ciddi bir organizasyonu becerecek uzmanlık bilgisine sahipti diyemiyoruz” dedi.

https://www.evrensel.net/haber/427842/gulcin-karabag-iktidarin-genis-toplumu-gozeten-bir-politikasi-yok

***

Türkiye’nin salgını kontrol edemediğine dikkat çeken Prof. Dr. Kayıhan Pala “Birinci basamak sağlık hizmetinin yok edilmesi ve sağlığın ticarileştirilmesi pandeminin yükünü ağırlaştırdı” dedi. “Bir yılın ardından salgının kontrol edilemediği bir noktadayız” diyen Prof. Dr. Pala, en az 14 günlük tam kapanmanın gerekli olduğunu, bunu yapmadan yeniden açılmanın ise vaka ve ölüm sayılarını artıracağı uyarısında bulundu. Salgından çıkışa en büyük engelin kâr hırsı olduğuna işaret eden Pala, “Dolayısıyla dünya hem küresel kapitalist sistemden kurtulmalı hem de kamucu sağlık sistemlerine kavuşmalıdır” dedi.

https://www.evrensel.net/haber/427800/prof-dr-kayihan-pala-sagligin-ticarilesmesi-pandeminin-yukunu-agirlastirdi

***

TGS Mesleki Haklar Uzmanı İlyas Coşkun‘un hazırladığı ve “Medyada COVID-19: Kısa çalışma ve ücretsiz izin suistimal ediliyor” başlığını taşıyan rapora göre küresel salgın, medya çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarında ne gibi kayıplara sebep olduğunu ortaya koyarken, medya sektöründe uzun yıllardır devam eden sorunları daha da ağırlaştırdı.

https://www.evrensel.net/haber/427833/tgsden-1-yillik-pandemi-raporu-kisa-calisma-ve-ucretsiz-izin-suistimal-ediliyor

***

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, SES işyeri sendika temsilcisi Günseli Uğur ve sendika üyesi Arzu Sert’i açığa aldı. SES İzmir Şube Başkanı Erkan Batmaz, bir süredir Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektör Melih Bulu ile yaratılmak istenen korku ikliminin, İzmir’de de Nükhet Hotar ile yaratılmak istendiğini söyledi.

***

SES Batman Şube Eş Başkanı Deniz Topkan yaptığı açıklamada: “Pandemi sürecinde sağlık emekçilerinin gösterdiği üstün gayret ve yaşadığı hak kayıpları tüm kamuoyunca görüldüğü bir dönemde; önce Bölge Devlet Hastanesinde, akabinde İl Sağlık Müdürlüğünde yaşanan yolsuzluk ve zimmete para aktarma olayı, son dönemlerde sosyal medya ve basın kuruluşlarında çıkan haberlerle gündeme oturmuş bulunmaktadır. Batman İl Sağlık Müdürlüğünde, bakanlık müfettişlerinin araştırması ile açığa çıkan durumun sonuçları bugüne kadar kamuoyu ile paylaşılmamış olması konunun üstünün kapatılabileceği endişelerini artırmaktadır.

***

UNICEF, Suriye’de 10 yıldır devam eden savaşta yaklaşık 12 bin çocuğun öldüğünü ve yaralandığını açıkladı.

 

AŞI TARTIŞMALARI

Türkiye’de ikinci doz aşısını olup iki haftalık süreyi geçiren yaklaşık 1.5 milyon kişiden sadece 300’e yakınında PCR pozitifliği tespit edildiğini belirten İstanbul’daki Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi’nin başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit, bu kişilerden 12’sinin hastaneye yatırıldığını dile getirdi.

***

Erdoğan’ın “Nisan’da hazır” dediği ancak son olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sonbahar diye düzelttiği yerli ve milli koronavirüs aşısının Faz-2 çalışmaları kapsamında ikinci doz uygulaması başladı.

***

Avrupa Birliği, korona virüsüne karşı BioNTech/Pfizer aşısından 4 milyon doz daha satın alacak. Aşıların salgının yoğunlaştığı bölgelere gönderileceği açıklandı.

***

ABD’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılama çalışmaları, salgında vaka ve ölüm oranlarının daha fazla olduğu siyah ve Latin toplumunda beyaz nüfusa kıyasla geri kaldı. Kaiser Aile Vakfı’nın, aşılama oranlarını açıklayan 34 eyaletten derlediği verilerden oluşan analizinde, beyazların siyahlara göre 2 kat, Latinlere göre 3 kat daha fazla aşı olduğu kaydedildi. Çalışmada, aşılama oranının yüzde 10 civarı olan beyazlara kıyasla Latinlerde yüzde 3, siyahlarda da yüzde 5 seviyesinde kaldığının altı çizildi.​​​​​​​

***

 

Salgının ülkedeki  sığınmacı, mülteci ve göçmenleri de her alanda olumsuz etkilediği aktarılan CHP Ar-Ge Bilim Platformunun hazırladığı  politika notunda, “Çoğu inşaatlarda, küçük atölyelerde ve işletmelerde kayıt dışı çalışan sığınmacı ve mülteciler, iş yerlerinin kapanmasıyla işsiz kalmıştır. Kira ve faturalarını ödemekte, gıda gibi temel ihtiyaçlarını temin etmekte sıkıntı yaşamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimlerinin kısıtlı olması ve dil bariyeri, pandemi konusunda, hastalık durumunda yapılacaklara, tedbir ve kısıtlamalara dair bilgiye erişimlerinde de sıkıntı yaratmaktadır. Bunun yanı sıra sığınmacı, göçmen ve mülteciler için de bir aşılama planı yapılmamış olması, riskleri daha da artırmaktadır” denildi.

***

Avusturya’da, bir kişinin ölümüne yol açtığı gerekçesiyle kullanımı durdurulan AstraZeneca’nın Covid-19 aşılarının bir partisinin, iddia edildiği gibi ciddi yan etkilere yol açtığına dair bir gösterge bulunmadığı belirtildi. Avrupa ülkelerinde 9 Mart itibarıyla AstraZeneca aşısı olan 3 milyon kişide 22 pıhtılaşma vakasına rastlandığı bildirildi. EMA açıklamasında, pıhtılaşma nedeniyle damar tıkanması vakalarının aşı olmuş kişilerde aşı olmamış kişilere göre daha fazla göründüğüne dair bilgi bulunmadığı vurgulandı

***
Berlin’de Aralarında Attac Almanya, Medico International, European Center for Constitutional and Human Rights ve Demokratik Eczacılar Birliği gibi birçok sivil toplum örgütü koronavirüs aşılarının küresel dağıtımının daha hızlı yapılması ve başka ülkelerde üretiminin sağlanması için telif kurallarının askıya alınmasını istedi.

***

İngiltere, Avrupa Birliği’nin (AB) Covid-19 aşılarının ihracatını yasakladığı yönündeki suçlamalarını reddederek, suçlamalar nedeniyle bir AB diplomatını İngiltere’ye çağırdı.

Avrupa Birliği (AB) İngiltere’yi Covid-19 aşılarını AB’ye göndermemekle ve ilaç şirketlerini hedeflerine ulaşamamak ile suçlamıştı. AB, milyonlarca Pfizer aşısının İngiltere’ye ihraç edildiğini ancak İngiltere’de üretilen AstraZeneca aşısının AB’ye teslim edilmediğini iddia etmişti. AB Konseyi Başkanı Charles Michel ise, “İngiltere’nin kendi topraklarında üretilen aşıların ihracını tamamen yasaklandığını” ifade etmesinin ardından İngiltere hükümeti iddiaları reddetti.

***

“Neşen yerinde” itirafıyla iç içe bir ölümcül salgın –Bülent FALAKAOĞLU

Türkiye’de ilk Kovid-19 vakasının hükümet tarafından resmen ilan edilmesinin (11 Mart 2020) üzerinden tam bir yıl geçti. Ülke salgının yıl dönümüne ‘Kontrollü normalleşme’ altında girdi. Hızla artan vaka sayıları 14 bine yaklaşırken, ‘Normalleşme’ kararının tıbbi gerekçelerle alınmadığı gerçeği her geçen gün biraz daha anlaşılır oluyor.

İlk vakanın ilanından bir hafta sonra, 18 Mart’ta ortaya çıktı ve ulusa seslendi. İşte o sesleniş Türkiye’nin salgın sürecini nasıl geçireceğini gösteren işaret fişeği oldu! Patron temsilcilerinin hazır bulunduğu bir salonda yaptığı o ‘ulusa sesleniş’te Erdoğan ekonomik büyüklüğü 100 milyar lirayı bulan bir destek paketi açıkladı. İhtiyaç sahibi ailelere nakdi yardım için ayrılan kısmı ise sadece ve sadece 2 milyar TL’ydi. Yani paketin yüzde 2’si. Bu oran paketin sermayeyi desteklemek üzerine kurulu olduğunun kanıtıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, paketin açıklandığı salonda hazır bulunan patronlar arasında yer alan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na dönerek söylediği şu sözü de itiraf niteliğindeydi: Neşen yerinde!

Belli ki halkın neşesini kaçıracak pandemi sürecinde patronların neşesi yerinde tutulacaktı. Bu nedenle ‘Yaşlılara kolonya dağıtacağız’ vaadini de içeren paket kamuoyunca şöyle özetlendi: Yaşlıya kolonya, yoksula dua, patrona para.

İkinci sesleniş işçilerin emekçilerin sağlığının önemsendiğini ve salgından korunmak için gerekli önlemlerin alınacağını müjdelemiyordu. Ne pahasına olursa olsun patronların kârlarından herhangi bir eksilmenin olmamasını, sömürü çarklarının dönmeye devam etmesini esas aldıklarını ilan ediyordu: Evden sürdürülemez olanlarda üretim işyerlerinde sürecek. Evden çalışabilecekler ev izolasyonuna dahil olarak çalışacak. 65 yaş üstü nüfus, öğrenciler, çocuklar gibi ‘Ekonomik açıdan çok anlamlı bulunmayan’ kesimler eve kapatılacak.

Bundan iki gün sonra salgın ‘stratejisini’ iyice belirginleştiren şu cümle geldi: “Üretimin ve ihracatın devamı en önemli önceliğimizdir”. Öyle de oldu; başta sanayi olmak üzere birçok sektörde işçiler ve üretici köylüler hayati risk altında, sağlıkları hiçe sayılarak çalıştırıldı. Kamuda ve özelde evden çalışabilen ofis-büro emekçileri esnek çalışma modeline geçirildi. Küçük esnaf, gündelik işçiler, işportacılar vs. kaderine terk edildi.

İlk gününden itibaren hükümet de sermaye de salgını fırsata çevirmenin peşine düştü

https://www.evrensel.net/haber/427827/nesen-yerinde-itirafiyla-ic-ice-bir-olumcul-salgin

***

Kapitalizm, aşı ve insan sağlığı – A.Cihan Soylu

 

Rekabet, ticaret ve daha fazla kâr aracı olarak kullanılan bu salgının etkin istismarcıları arasında devlet yönetimlerinin yanısıra aşı geliştirici şirketler-ki büyük çoğunluğu ilaç tekelleri konumundadırlar-ve CEO’ları da vardı. Kendi icatlarını överken rakip durumdakilerin geliştirdikleri aşıların “etki düzeyi”ne ilişkin şayiaların yaygınlaştırılmasında rol aldılar. Almanya’da (CDU/CSU) mensubu iki Federal meclis milletvekilinin maske ticaretine aracı olarak yüzbinlerce Euro komisyon aldığının ortaya çıkması, benzer başka pazarlama ilişkilerinin varlığını gündeme getirirken, asıl pazarlama kavgalarının aşı üzerinden sürdürüldüğü daha net olarak görüldü. Avrupa İlaç Ajansı(EMA) temsilcisi Christa Wirthumer-Hoche, Sputnik V  aşısını ‘Rus ruleti ’ne benzeterek kötüledi ve Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, bunun uygunsuz bir açıklama olduğunu belirterek EMA temsilcisini suçladı.

İnsan yaşamı ve sağlığının kapitalistler açısından önemi, emek gücü sömürüsünü sürdürme olanağı ölçüsünde bir önemi vardı. Canlı emek gücü olarak işçi ve emekçinin sağlığı, üretim unsuru olma işleviyle bağlıydı. Bu ama işçi ve emekçilerin görüp anlamaları gereken en önemli yaşamsal gerçeklerden de biridir. Sömürü ve baskıdan kurtulmak için kapitalist üretim sisteminde insan yaşamının kapitalist kâr olanağıyla koşullu olduğunu bilmek ve insan soyunu sömürü nesnesi olmaktan kurtarmak için bu duruma son vermenin şart olduğu bilinciyle mücadeleye atılmak; bu sömürülen sınıfı, tüm diğerlerinden ayıran en önemli sorumluluğudur. Bu salgın bunu bir kez daha ve ‘hayat-memat meselesi’ni dayatarak göstermiş oldu.

https://www.evrensel.net/yazi/88316/kapitalizm-asi-ve-insan-sagligi

***

Salgın, sosyal eşitsizlikler ve belirsizlik– Şükrü Aslan

Sosyolojik bağlamda Covid-19 salgınının özelliklerinden birisi de, toplumsal eşitsizlikler için bir tür ayna işlevi görmesi ve örtük eşitsizlikleri görünür hale getirmesidir. Salgın ayrıca eşitlik ve adalete dair politik söylemlerin sınandığı bir ortam da yaratmaktadır. Bu bakımdan salgınla oluşan toplumsal manzara, sadece sosyolojinin değil, akademik/politik bütün yaklaşımların karşılaştığı bir sınanma-öğrenme alanı gibidir.

… virüsten korunmak için kapanma-kısıtlama yönündeki uygulamalar, bu eşitsizlikleri hem derinleştirmekte ve hem de genişletmektedir. Çünkü kapanma, iktisadi tutunma aracı olarak geliri kesmekte ve görece orta halli toplumsal kesimleri hızla alttakilerle aynı konuma sürüklemektedir. Başka bir deyişle bu süreçte bir tür sınıfsal kaymalar da gerçekleşmektedir. Türkiye, bu süreci çeşitli biçimlerde deneyimlemektedir. Salgının ilk günlerinden beri büyüyen muhtaçlar kategorisi; gelirsizler, kapanan işyerleri, müşterisiz esnaflar, borçlular vb. gündelik hayatın merkezine oturmuş durumda.

bu sosyolojik manzaranın bir dikkat çekici özelliği de belirsizliktir. Toplumsal kesimlerin hiçbiri için sürecin nereye evrileceği; buradan ne zaman ve nasıl çıkılacağına dair bir öngörü oluşamamaktadır. Bu durum yönetme sorumluluğunu üstlenmiş politik kurumlar için daha çok geçerlidir. Nitekim tedbirlere dair hemen her resmi açıklama ancak kısa süreli hedeflerle sınırlı olmakta ve temel beklentilere dair kifayetsiz kalmaktadır. … Türkiye, salgın sürecini kamucu devlet pratikleriyle değil, esas olarak geleneksel kültüründen gelen yardım pratikleriyle aşmaya çalışıyor. Hatta kamu kurumları bile geleneksel dayanışma kültürünü harekete geçiren yardım pratikleriyle meşgul. Ama unutmamak gerekir ki belirsizlik, yardıma dayalı çözüm çabaları için de bir tehdittir. Yardım, bir toplumsal gelenek olarak değerli ama devlet politikası bundan daha fazla bir şey söylemeyi, yapmayı gerektiriyor.

https://www.birgun.net/haber/salgin-sosyal-esitsizlikler-ve-belirsizlik-336945



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 17 TEMMUZ 2021

Salgın yönetilemiyor! Emekçiler, ötekileştirilenler ölmeye devam ediyor! Sağlık emekçileri tükeniyor, hayatını kaybediyor! Sosyal cinayete dönüşen ...