BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home / ARŞİV / KORONA GÜNLÜĞÜ  (10 MART 2021)

KORONA GÜNLÜĞÜ  (10 MART 2021)

KORONA GÜNLÜĞÜ  (10 MART 2021)

Salgın yönetilemiyor! Emekçiler, ötekileştirilenler ölmeye devam ediyor! Sağlık emekçileri tükeniyor, hayatını kaybediyor!

***

Japonya’da, 396 kişide ‘daha önce görülmemiş’ yeni bir Coronavirus türüne yakalandığı bildirildi. Japonya Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIID), Acil Müdahale ve Hazırlık Merkezi Başkanı Saito Tomoya, yeni varyantın, Japonya dışından geldiğinin tahmin edildiğini, ancak yeterli seviyede bilgi sahibi olmadıklarını söyledi. Tomoya, “Yeni türün ‘ana akım’ oluşturabileceğini düşünmüyoruz, ancak duruma yönelik bilgi edinmeye çalışacağız” dedi.

***

Covid-19 pandemisi sık görülmeye, sık öldürmeye ve yaşamı altüst etmeye devam ediyor. Toplam vaka sayısı 118 milyonun, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 621 binin üzerine çıktı. Bulaş tehdidi olan aktif hasta sayısı 21 milyon 691 bin civarında olup hala oldukça yüksek sayıda olduğunu hatırlatıyoruz.

Dünya genelinde haftanın ikinci günü 388 bin 611 kişide Covid-19 pozitifliği  saptandı. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 8 bin 970 kişi oldu. Günlük vaka bildiriminde Brezilya yeniden zirveye yerleşti: Brezilya (69.5 bin), ABD (55.7 bin), Fransa (23.3 bin), İtalya (19.7 bin), Hindistan (16.8 bin), Türkiye (13.8 bin) ve Çekya (10.5 bin). Pandeminin yerleştiği coğrafyalar değişmeye başladı. Avrupa 139 bin 287 x vaka ile en fazla günlük vakanın bildirildiği kıta olurken bu kıtayı Güney Amerika (93.9), Asya (81.9), Kuzey Amerika (65 bin) ve Afrika (8.5 bin) izlemiştir.

***

Yeni kontrollü normalleşme dönemine geçişin ikinci haftasında vaka sayısında tırmanış devam ediyor. Son 24 saatte yeni vaka sayısı 13 bin 755 yeni vaka bildirimi yapıldı. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 66 kişi olup, düşme eğiliminde olsa da hala oldukça yüksek olduğuna dikkat çekiyoruz. Toplam vaka sayısı 2 milyon 807 binin üzerine çıkarken toplam can kaybı 29 bin 160 kişiye yükseldi. Turkuaz tabloda eleştirilere rağmen ısrarla yer verilen yeni hasta sayısı 800’ün aştı. Günlük test sayısı 141 bin civarında. Turkuaz tabloda aktif hasta sayısı yer almıyor. Günlük olarak aktif hasta sayısını Worldmeters’dan paylaşmaya devam ediyoruz.

Worldmeters’a göre Türkiye’de aktif hasta sayısındaki ciddi yükseliş devam ediyor. 08 Mart itibarıyla aktif hasta sayısı 132 bin 508 kişiye yükseldi. Bu sıçrama tarzı yükseliş bulaş tehdidinin artacağını da gösteriyor. Ağır hasta sayısımız ise 1,289 kişi. Aktif vakanın yükselmesi ile %1’e kadar düşen ağır hasta oranı dünya ortalamasının (%0.4) halen iki buçuk katına yakın! Yüksek ölüm hızının yüksek ağır hasta oranı ile ilişkili olduğunun vurgulamaya devam ediyoruz.

***

Covid-19 risk haritasına göre ‘çok yüksek riskli iller’ arasında bulunan Edirne’de, tedbirler kapsamında işlek caddelere girişlerde HES kodu uygulamasına geçildi.

***

Ankara Valisi Vasip Şahin başkanlığında toplanan İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu’nun yeni aldığı kararlara göre toplu taşımada, berber, kuaför, güzellik salonu, güzellik merkezleri, dernek lokali, nikah salonu, düğün salonu, hamam, sauna, kaplıca, kahvehane, kıraathane, internet kafe, internet salonu, elektronik oyun yerleri, bilardo salonu, lunapark, tematik parklar, tiyatro vb. kültürel aktivite yerleri, kütüphane, spor salonları ve spor merkezleri girişlerinde HES kodu zorunlu olacak.

***

Türkiye’nin koronavirüs risk haritasında “çok yüksek risk” grubunda yer alan Edirne’nin Keşan ilçesinde, pozitif vaka ile temaslı sayılarındaki artış gerekçesiyle halk pazarı süresiz kapatıldı. Açık olacak semt pazarlarına ise girişler, HES kodu ile yapılacak.

***

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, kontrollü normalleşme sürecinin ilk günlerini de içine alan 27 Şubat-5 Mart’ta şehirdeki Covid-19 vaka sayılarının 8-14 Şubat haftasına göre yüzde 50 arttığını, kurallara uyulmaması halinde kentin hızla çok yüksek riskli iller arasına girebileceğini bildirdi.

***

Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamada “Suudi Arabistan’ın normalleşme sürecini Ramazan Bayramı sonrasına ertelemesi nedeniyle ülkemizden umre ziyaretleri yapılamayacaktır” denildi.

***

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okulların kapanış tarihinin 2 Temmuz’a kaydırıldığını belirtse de, bakanlık 2 Temmuz-31 Ağustos dönemi için yeni bir program üzerinde çalışıyor. Buna göre, tüm sınıf düzeylerinde eksikliklere bakılarak, bazı öğrenciler ‘gönüllü okul ’ uygulaması kapsamına alınacak. Özellikle bir üst sınıfa geçerken bazı derslerden öğrenilmesi gereken konu ve kazanımları yeterince alamayan öğrenciler programa dahil edilecek. Belirlenen öğrenciler tüm derslerden ya da belli derslerden okula çağrılacak.

***

Pandemide uzaktan eğitimde yaşanan eşitsizliklere şimdi de vakaların arttığı bir dönemde yüz yüze yapılan sınavların kaygısı eklendi. Uzaktan eğitime çoğu öğrencinin erişemediğini, erişenlerin ise verimli bir eğitim alamadığına dikkat çeken öğrenciler bu koşullarda yapılacak sınavların eşitsizliği daha da derinleştireceği endişesini taşıyor. Yüz yüze eğitim isteyen öğrenciler bunun ancak sağlıklı koşullar sağlanarak yapılabileceğini söylüyor

***

Sivil toplum kuruluşlarına göre Covid-19 nedeniyle başlayan yasaklar, mahpusları tecrit koşullarına mahkum etti. Hasta mahpusların tedavileri aksıyor. Sürecin şeffaf bir şekilde yönetilip yönetilmediği ise tartışmalı. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Berivan Korkut, “Şu an hapishanelerde insanlar tutuldukları koğuşlara kapatılmış durumdalar ve bunun yarattığı çok ciddi bir psikolojik baskı var. Zaten şu an var olan açlık grevlerinin nedenlerinden biri de bu” diyor. Korkut, cezaevlerine izleme heyetlerinin girmemesinin de hapishanenin kendi içerisinde kapatılma durumunu çok fazla attırdığını söylüyor. Sürecin infaz koruma memurlarıyla mahpuslar arasında yürüdüğünü, bunun da gerilimlere yol açtığını ifade eden Korkut, “Çeşitli ihlallerin yaşandığı, kötü muamele olaylarının yaşandığı yönünde çok ciddi başvurular alıyoruz” diye konuşuyor.

***

İngiltere’de ilk ve orta öğretim çağındaki milyonlarca çocuk, iki ay aradan sonra bugün okullara geri döndü. Koronavirüs tedbirleri kapsamında kapalı olan ilkokullar bugün bütün öğrencilere açılırken, ortaokulların çoğu aşamalı olarak hafta içinde başlıyor. Ortaokula giden öğrencilere önce koronavirüs testi yapılıyor. Kendilerinden sınıflarda maske takmaları istenecek.

***

Japonya’nın başkenti Tokyo’da, salgınla mücadele kapsamında çeşitli noktalara kurulan otomat makinelerinde Covid-19 testlerinin satışı başladı. Her bir otomatta 60 testin bulunduğu, bir testin fiyatının ise yaklaşık 40 dolar olduğu belirtildi.

***

Estonya Kovid-19’a karşı sert önlemler alıyor. İngiliz varyantının yayılması nedeniyle alınacak önlemler arasında uzaktan eğitim uygulamasına geçilmesi, AVM ve mağazaların kapalı tutulması, restoran ve spor salonlarının kapatılması bulunuyor.

***

İşten çıkarma yasağı Cumhurbaşkanı kararıyla 2 ay daha uzatıldı. Buna göre 17 Mart’ta sonlanması beklenen yasak Mayıs ortasına kadar uzatılmış oldu. İşverenler işten çıkarma yasağı süresinde işçileri ya Kısa Çalışma Ödeneği’ne (KÇÖ) ya da ücretsiz izne çıkarıyordu. Ancak hali hazırda 1,3 milyon işçinin yararlandığı KÇÖ’nün süresi 31 Mart’ta sona erecek. İşten çıkarma yasağının uzatılmasına rağmen KÇÖ ile ilgili açıklama yapılmaması ise bu ödenekten faydalanan 1,3 milyon işçiye ne olacak sorusunu akıllara getirdi. Ödenek işçinin son 2 aylık günlük ortalama kazancının yüzde 60’ı hesaplanarak ödeniyor. Ancak ücretin bir üst sınırı da var. Buna göre örneğin 10 bin lira maaş alan bir çalışan kısa çalışma ödeneğine çıkarıldığı zaman ancak asgari ücretin brütünün yüzde 150’si kadarı ücret alabiliyor. Sendikalar işten çıkarma yasağının uzatılmasına rağmen KÇÖ’nün 31 Mart’ta bitecek olması nedeniyle ücretsiz izne çıkarılan işçi sayısının artacağını belirtiyor. Şu anda ücretsiz izinde 2,5 milyon insan bulunuyor. Ücretsiz izindeki işçilere asgari ücrete gelen son zamla birlikte aylık bin 431 lira yani günlük 47 lira veriliyor. Bu rakam asgari ücrete zam gelmeden önce aylık bin 168 yani günlük 39 liraydı. Ücretsiz izindeki işçiler sigortaları devam ettiği için başka işte çalışamıyor.

 

AŞI TARTIŞMALARI

Covid-19 salgınına karşı dijital aşı kimliği uygulaması Çin’de başladı. Aşı kimliği ile Çinlilerin uluslararası seyahatlere çıkabilmeleri mümkün olabilecek. Bir Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pekin’de yaptığı açıklamada, “Aşı pasaportu” olarak da adlandırılan dijital aşı kimliği uygulamasıyla “küresel alanda ekonomik toparlanmaya” destek olunmasının amaçlandığını söyledi. Sözcü belge ile aynı zamanda “sınır ötesi seyahatlerin kolaylaştırmasının” da öngörüldüğünü sözlerine ekledi.

***

ABD Pandemi Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) yaptığı ve aşı olan kişilerin maske takıp takmayacağını inceleyen araştırmaya göre tam aşılı olanlar maskesiz ve mesafesiz kapalı ortamlarda bile görüşebilecek. Araştırmayı sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz buna göre aşı yaptıran kişilerin, ikinci doz aşıdan 14 gün sonra kapalı ortamlar dahil maskesiz ve mesafesiz bir araya gelebileceğinin belirtildiğini aktardı.

***

Koronavirüsü salgınına karşı geliştirilen aşıların üretiminin talebi karşılayamaması nedeniyle, el altından çok yüksek fiyata aşı satışı yapılıyor. Darknet’i inceleyen  Kaspersky araştırmacıları, korona aşısının reklamlarını buldu. Kaspersky açıklamasına göre, aralarında etkinliği doğrulanmamış Covid-19 aşılarının reklamını yapan satıcılar da bulunuyor. Satıcıların çoğunluğu Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD’de yer alıyor. Fiyatlar doz başına 250 ila 1.200 dolar arasında değişiyor. İletişim şifreli mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla yapılırken, ödemeler kripto para birimi, özellikle de Bitcoin biçiminde talep ediliyor. Bu satıcılarının çoğunun 100-500 başarılı satış işlemi gerçekleştirdiği görülüyor, ancak Darknet’in yapısı gereği bunları kimin aldığı belli olmuyor.  Kaspersky uzmanlarının elindeki mevcut bilgiler ışığında çevrim içi olarak reklamı yapılan aşı dozlarından ne kadarının gerçek ne kadarının sahte olduğunu söylemek mümkün olmuyor. Şu anda insanlar sadece aşı dozları satmakla kalmıyor, aynı zamanda özgürce seyahat etmenize yardımcı olacak kağıt parçaları olan aşı kayıtlarını da satıyor. Kullanıcıların salgınla ilgili herhangi bir vaade karşı dikkatli olmaları önemli. Darknet’ten aşı satın almak iyi bir fikir değil” dedi.

https://www.gazeteduvar.com.tr/korona-asisi-darknette-1200-dolara-satiliyor-haber-1515550

***

Brezilya’da yapılan bir araştırma, Türkiye’de de kullanılan Çin menşeli Covid-19 aşısı Coronavac’ın koronavirüsün Brezilya’da ortaya çıkan varyantına karşı etkili olduğunu gösterdi. Reuters’a konuşan bir kaynak, Coronavac aşısı yaptıran kişilerin kan örnekleri üzerinde yapılan testlerin ön sonuçlarında, aşının P1 varyantını nötralize ettiğinin görüldüğünü söyledi. Araştırmanın ayrıntıları henüz kamuoyuna açıklanmadı. Pfizer/BioNTech aşısından geldi. New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu aşı da P1 varyantı karşısında etkili oldu.

***

AB’nin en üst düzey yetkilisi AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in, İngiltere’nin Covid-19 aşısı ihracatını yasakladığını tamamen yasakladığını iddia etmesinin ardından, Londra ve Brüksel arasında yeni bir tartışma çıktı.

***
Şaşı bakmak: COVID-19 ve mavi iller – Zeki Gül

Şaşıydı. Tarihsel coğrafyanın öncüsü oldu. Tarihin miladında Amasya’da yaşadı (MÖ 64-MS 24) ve 17 ciltlik Geograficha (Coğrafya) adlı yapıtı yazdı. Gözlerinden esinle o gün bugündür tıpta şaşılık onun adıyla anılır: Strabismus

Strabon, eserlerinde şehirleri, denizleri, ırmakları kuru kuruya isimlendirmedi, “kara ve denizdeki şeyleri, hayvanları, bitkileri, meyveleri ve çeşitli bölgelerde görülen başka her şeyi” birlikte yazdı.

Geldik bugüne. Son bir haftadır köy kahvesinden akademiye ülkede bir harita konuşuluyor: ‘Türkiye kontrollü normalleşme COVID-19 risk haritası’. Türkiye haritası il il dört ayrı renk: Misal kırmızı çok yüksek riskli, mavi ise en düşük riskli iller…

Sahi konuştuğumuz halk sağlığı bağlamında tıp mı, coğrafya mı, yoksa tarihsel coğrafya mı?

İl bazlı Türkiye haritasında bir alan var ki COVID-19 için 1 Mart 2021 itibarı ile masmavi. haritayı gösteren ülkenin Sağlık Bakanı.

Peki o masmavi illeri nasıl isimlendiriyoruz? Sağlık Bakanı gibi ‘Diyarbakır, Van, Hakkari…’ olarak mı ya da “güneydoğu illeri” diye mi anıyoruz salt?

Ya da Strabon yaşasaydı nasıl ele alırdı o dört renkli haritayı? Sanırım başka başlıklarda aynı coğrafyadaki diğer haritaları ayrı ayrı çizer, sonra da çakışan haritaları birlikte ele alırdı. Aynen doksanlı yıllarda Ata Soyer’in ele aldığı gibi.

Ata Soyer bir coğrafyacı değildi, halk sağlıkçı bir akademisyen ve meslek örgütü TTB’nin o dönem genel sekreteriydi. Daha doksanlı yılların sonunda TTB Büyük Kongresinde bir harita göstermişti. Üstelik Sağlık Bakanının geçen hafta gösterdiği haritayla mavi iller bağlamında birebir aynıydı. O Türkiye’de çocuk felci hastalığının en sık görüldüğü illerin haritasıydı. Ama hemen akabinde bir harita daha gösterdi: Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin haritası. Ardından bu iki haritayı çakıştırdığında birebir örtüştüğünü, hasılı sağlığın salt bedensel ve ruhsal iyilik hali olmayıp bir o kadar da sosyal ve siyasal iyilik hali olduğunu görmüş olduk.

Günümüzde bir başka Halk Sağlıkçı, İlker Belek “1 Mart 2021 kademeli normalleşme kararlarına toplu bakış’ adlı yazısında; “Salgının izleme kriteri yanlış. Ülkemizde test vatandaşın talebine göre yapılıyor. Büyük ihtimalle test sayılarında iller arasında da önemli farklılıklar var. Dolayısıyla salgının seyrini hastalık hızı (vaka/nüfus) kriteri üzerinden izlemek yanlış. Zira test sayısı azaldıkça vaka sayısı da azalıyor, arttıkça da artıyor. Bu nedenle uygun kriter vaka/test oranıdır” demekte. Bu tespite katılmamak mümkün değil.  Zaten bu çokça dillendirilmektedir nicedir.

Ardından “Güneydoğu illerinin en düşük risk durumunda görünmesinin nedeni de muhtemelen test sayısının düşüklüğüyle ilişkilidir. Bu iller tanı ve takip olanaklarının yetersizliği nedeniyle kanser, verem gibi hastalıklar açısından da en düşük risk bölgesindedir” demekte. Bu değerlendirmeye de itiraz etmek olası değil. Ama, mavi renkli illerin adeta istatistiksel yanlış ele alıştan kaynaklandığını ifade etmesi ile sınırlı kalışı muhtemelen bir tercih edilmişlik. Bu tür metinleri okuyunca “körleşme” kaygım artar her daim. Çakışan haritaları hatırlamaktan uzaklaştırır okurlarını. Özünde bir tercihtir bu, özellikle de kıyısında köşesinde Kürtler geçiyor ya da yaşıyorsa.

Sevgili Ata Soyer’in bu akımla sert tartışmalara girdiği yer tam da burasıydı hayata veda edinceye kadar. Madem Ata Soyer aramızda değil artık, onun bıraktığı yerden haritalara bakmaya devam edelim. 1 Mart 2021 ‘Türkiye kontrollü normalleşme COVID-19 risk haritası’ ile birebir aynı o kadar çok harita var ki:

  • Kayyum atanmış belediyeler haritası
  • Metrekare başına düşen kara mayını haritası
  • Ana dilinde sağlık hizmeti yasak iller haritası
  • Faili meçhul cinayetler haritası
  • Toplu mezarlar haritası
  • Türkiye sokağa çıkma yasakları haritası (10 Ağustos 2015-1 Ocak 2020)
  • Türkiye bebek ölüm hızları haritası

Bu haritalara ufak bir çaba ile okurun da ayrı ayrı sitelerde ulaşması mümkün. Misal TİHV web sayfasında Türkiye sokağa çıkma yasakları haritasını, İHD Diyarbakır Şubesi internet sitesinde faili meçhul cinayetler ve toplu mezarlar haritasına ulaşılabilir. Mesele birlikte görebilmekte.

Strabismus yani şaşılık günümüzde tedavi edilebilir bir hastalık. Ama onun tedavi edilemediği dönemlerden bugüne miras, halk arasında bir deyim var: ‘Şaşı bakmak’. Bu bazen bir aymazlık bazen de bir tercihtir. Mavi renkli iller söz konusu olunca bu tercih nicedir kök saldı.

Ve körleşme! Elias Canetti, Körleşme adlı başyapıtında “düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikayesini anlatır.”

Denebilir ki Türkiye kontrollü normalleşme COVID-19  risk haritasındaki mavi illere bakış bir turnusol. Meseleye COVID ile sınırlı bir yerden ve salt rakamlar üzerinden teknik boyut ile bakmak bir tercih olarak okuru körleşmeye davet eder. Ama soldan ama sağdan…

https://www.evrensel.net/yazi/88307/sasi-bakmak-covid-19-ve-mavi-iller

***

Aşıda coğrafya adaletsizliği – Kanishk THAROOR

Pfızer-BioNTech, Covid-19 aşısı denemelerinin başarılı olduğu kasım ayında duyurulduğunda, internette hızla yayılan bir fotoğraf oldu. 1970’li yıllarda çekilmiş bu fotoğrafta Türkiyeli bir göçmen aile görünüyordu. Ortada duran baba, kollarını başörtülü eşine ve çocuklarına doğru açmıştı. Köşede çıplak ayaklı bir çocuk görülüyordu. Tişörtü, kendine büyük gelen siyah pantolonunun içine sokuşturulmuştu. Bu fotoğraf tüm sosyal medya platformlarında paylaşıldı; o çocuk, alman ilaç şirketi BioNTech’in kurucularından Uğur Şahin’di. Bu yoksul, ümit dolu aile bir gün dünyanın kurtuluşuna katkıda bulunacaktı.

Sonraları fotoğrafın bambaşka bir aileye ait olduğu anlaşıldı ama hikayenin büyüsüne kapılan insanlar paylaşmayı sürdürdüler. BioNTech firmasının kurucusu Şahin ve Özlem Türeci çifti, Almanya’ya taşınan Türk bir ailenin çocuklarıydılar. Medya çiftin göçmen kimliğini öyle bir işledi ki, sanki başarıları bilimsel olduğu kadar ahlaki bir başarıydı ve elimizde ‘göçmenleri aklayan’ bir kanıt vardı.

…Adaletsizliği gidermek için konuya farklı açılardan yaklaşabiliriz fakat acı gerçek şu ki, bunu yapacak siyasi irade kimsede yok. Avrupa ve Kuzey Amerika’daki varlıklı devletler Dünya Ticaret Örgütü’ne gelen teklifi reddettiler. Teklif, gelişmekte olan ülkelerin, aşıların altında yatan fikri mülkiyet haklarına erişimini sağlayacak ve üretimi hızlandıracak, maliyetleri azaltacaktı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı, devletlerin tavrını üzüntüyle karşıladığını söyledi. Yoksul ülkelerin aşıya erişebilmesi için DSÖ tarafından kurulan Covax mekanizması takvimin gerisinde ve bu sene 1,8 milyar doz aşı üretilmesi hedefine muhtemelen ulaşamayacak. Aşının gecikmesi, salgını uzatacak. İnsan hayatı yeterince değerli değilse, akademik araştırmalara göre bunun ekonomik maliyetinin 9 trilyon dolar olacağını hatırlamakta fayda var.

Tüm dünyayı pençesine alan salgının garip bir sonucu da, mevcut ayrılıkların göze çarpması oldu. İnsanlar, hangi ulusa mensup olduklarının, hayatlarına ne denli etki ettiğini gördü. Financial Times’a şubat ayında röportaj veren Fransa Başkanı Macron, varlıklı ülkelere daha fazla sorumluluk düştüğünü kabul etti. AB devletlerinin satın aldıkları aşı stokunun yüzde 5’ini yoksul ülkelere göndermesi üzerine bir öneride bulundu. “İnsanların yaşadıkları ülke dolayısıyla aşıya erişememesi düşüncesi kabul edilemez” dedi. Belki kabul edilemez, ama şu an neredeyse kaçınılmaz. Siyasi yapılar ve ilişkiler Batı ile dünyanın geri kalanı arasındaki adaletsizlikleri gidermek için bir şey yapmıyor. Şahin ve Özlem’in ebeveynlerinin çıktıları yolculuk, halen adaletsizlikten kaçınmanın en etkili yolu. Ekonomistler buna ‘bölge primi’ diyorlar ve bunu aynı eğitim ve becerilere sahip iki işçinin, iki farklı ülkede çalıştıklarında oluşan gelir farkıyla ölçüyorlar. Şahin’in ailesine ait olduğu öne sürülen fotoğraf bir anda tüm sosyal medyaya yayıldı çünkü insanlar ‘göçmenlerin azminin’ adaletsizliği yendiğine inanmak istiyorlar. Fakat fotoğrafın kendisi gibi, bu da bir yanılsama.

https://www.birgun.net/haber/asida-cografya-adaletsizligi-336835



İLİŞKİLİ İÇERİK

KORONA GÜNLÜĞÜ 14 NİSAN 2021

Salgın yönetilemiyor! Emekçiler, ötekileştirilenler ölmeye devam ediyor! Sağlık emekçileri tükeniyor, hayatını kaybediyor! Sosyal cinayete dönem ...